Önemli olan, niyet var mı?

Kuzey Kıbrıs’ta ve başka merkezlerde gündem bir anda değişti

Kuzey Kıbrıs’ta ve başka merkezlerde gündem bir anda değişti.

Sebep, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu’nun adanın kuzeyine yaptığı günübirlik ziyaret.

Türkiye Dışişleri Bakanının adaya gelmesi önemli bir olaydır.

Sayın Beşir Atalay’ın adaya gelmesi gibi içe dönük olmadığı kesin olan bir durumdur.

Çünkü ortada aylardır adeta yılan hikâyesine dönen, Kıbrıs sorunuyla ilgili bir “ortak metin” çıkmazı var.

“Ortak metin” esasında Kıbrıs sorununa bulunacak çözümün zemini, çerçevesi demek.

Bu anlamda bir zemin yok mu? Aslında var.

Ama anlaşılan güney Kıbrıs yönetiminin, özellikle kendi iç dengeleri şuan için bu zeminin geçerliliğini zorluyor.

Kıbrıs Türk tarafının da eleştirildiği noktalar tabi ki var;

Sürekli değiştirmek, önermek ve gerçek anlamda zorlamak gibi girişimlerin denenmemesi.

Sayın Davutoğlu kuzey Kıbrıs’ta üst düzey görüşmeler yaptı.

Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, hükümet yetkilileri ve ana muhalefet partisi başkanının da katıldığı toplantılar da yer aldı.

Bu noktada bir ayrıntı;

Meclis’te temsil edilen TDP ve meclis dışındaki siyasi partilerin bu görüşmelere dâhil edilmemesi büyük eksiklik.

Bu hem Türk Dışişleri, hem de toplantıya katılan kuzey Kıbrıs temsilcilerini rahatsız etmeliydi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu KKTC üst düzey yetkilileriyle yaptığı toplantıları, BM Genel

Sekreteri Ban’ın Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer’la sürdürdü.

Önemli mesajlar ve söylemler gerçekleştirildi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu, Kıbrıs ziyareti sonrası BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ve Yunanistan Dışişleri Bakanı Venizelos ile de ayrı ayrı telefon görüşmesi yaptı.

Bu gelişmeler sıradan değil ve bu hafta içinde daha da anlamlanacak.

Müzakerelerin başlama noktasına gelmesi “ortak metin” denen krizin aşılması ve elbette her iki tarafın lider konumundaki yöneticilerinin sorunun aşılması anlamında ki girişimleri hızlandırması şart.

Bu durum Kıbrıs’ın taraf fark etmeden bütünü için en geçerli yol.

Ülkenin şartları bu sorun için “aklın yolu bir” mantığını ön plana çıkararak ortak kazançlar noktasında birleşmeyi ön plana çıkarıyor.

Her iki tarafta da ciddi sorunlar var.

İçsel anlamda zayıf noktalar her iki kesimde de bazı adımların daha radikal atılmasını engelliyor.

Bu noktada bazı gelişmelere gidişat daha da hızlanırken, içsel anlamda kuzey Kıbrıs’ın sorunlarını hızla aşması ve gerçek istikrar ortamının sağlanması gerek.

Siyasi ve buna bağlı olarak hiçbir alanda istikrar sağlanamaması, Kıbrıs sorunun da aktör olması gereken Kıbrıs Türk toplumunu, bugün figüran noktasından dahi uzaklaştırdı.

Değil Kıbrıs sorunu için baskın bir çözüm planına, sonlandırılacak ve başka alternatifleri gündeme getirecek hiçbir adıma bu yapıyla hazır değiliz.

Kimse kendini kandırmasın, kolaya kaçmasın.

Bu yapının sürdürülebilir bir yanı yok.

Ne öyle, ne de böyle bu gidişat bizi her gelişmede ciddi anlamda zorlar.

Mustafa Akıncı Kıbrıs Türk siyasetinde taraflı, tarafsız herkesin sevdiği, saygı duyduğu bir isim.

“Kıbrıs sorununun çözümüne kuzey Kıbrıs ne kadar hazırdır?” diye, Sayın Akıncı’ya sordum.

“Hazır olmayı beklersek zaman yetmez, çözelim de ister istemez hazırlanırız.”

Sayın Akıncı bu cümleyi seslendirdikten sonra şöyle devam etti;


“Umut kırıcı olmak istemem, Kıbrıs Türkü için uluslararası hukukun içine girme hedefi asla yitirilmemeli. Bu da ancak bir çözümle olur. Başka bir alternatif maalesef yok. Bunu KKTC’yi tanıtacağız diyenler de bugün kabul ediyor. Bazı gerçekler var. Elli yıldır bir çıkış yolu bulunamadı. Birbirini tanımayan nesiller yetişti ve yetişiyor. Taraflar birbirinin lisanlarını bilmiyor. Eskiden her iki tarafta birbirinin lisanını öğrenirdi. İkinci konu da yabancılaşma.

Bizim güneye gittiğimizde duygularımız başkadır. Çocuklarımız gittiğinde duyguları farklıdır. Güneyde hiçbir bağı olmayan bir nesil var ki bugün, bu nesil kırklı yaşlarındadır. Zaman geçtikçe çözüm uzaklaşıyor.

Kıbrıs sorunun çözümü için çok neden var. Bir taraf bir kelimeyi geri çeker ve bu ortak metin imzalanır. Peki, ondan sonrası ne olacak? Yani gerçek anlamda niyet yoksa bu işin sonu nasıl gelecek? Esas mesele bu. Çözümsüz geçen yıllar içinde yaşam durmadı. Ve kendiliğinden, hayatın getirdiği dayatmalar oldu. Bunlar da yine çözümü gerekli kılıyor. Bu toplumun geleceğinin belirsizlikten kurtulması gerek.”

Evet, bizim bir çözüme ihtiyacımız var.

Aslında Kıbrıs’ın bir bütün olarak çözüme ihtiyacı var.

Her iki tarafında kazanacakları olduğu gibi elbette verecekleri ve ortak olacakları menfaatler de olacak.

Bizim için bir şekilde yaratamadığımız ve bugün bizi bitiren bu verimsiz, adaletsiz ve de ayrıştırıcı düzenden kurtulmak, dünya görüşüne yakın, gerçekçi bir yaşam kurmak en önemli beklentiler.

Bunun dışında;

Durumumuz ortada, daha adil, hesap vermenin ilk kural olduğu, hukukun en yüksek merci olarak kabul edilip, belirleyici olduğu bir düzen, bu gidişatla olmayacak.

Bu haber 523 defa okunmuştur

:

:

:

: