Takvim yaprağı

Taze umutlarla, türlü planlarla başladığımız bir yılı daha geride bıraktık. Bazan umduklarımıza kavuştuk, bazen hayal kırıklığıyla karşılaştık.
Taze umutlarla, türlü planlarla başladığımız bir yılı daha geride bıraktık.
Bazan umduklarımıza kavuştuk, bazen hayal kırıklığıyla karşılaştık. Üzüntümüz de oldu sevinçlerimiz de. Ayrılıkları da gördük kavuşmaları da… Acısıyla tatlısıyla günler o Kadar hızlı geçti ki nasıl geçtiğini fark edemedik bile. Şimdi gelecek yıla ait hayaller ve planlar kurmaya,umutlarımızı tazelemeye başladık.

Her tarafta bir heyecan bir hareketlilik…Yılbaşı geliyor, eski yıl bitip yeni bir yıla başlıyoruz diye kendimizce sevinmeye çalışıyoruz. İki gün sonra duvarımızda yeni bir takvim olacak.Geçen seneki takvimi yaprak yaprak yırtıp bitirdiğimiz gibi bunu da günlük yırtmaya başlayacağız.Aslında biz takvimleri değil takvimler bizi bitiriyor.
Aynen şu hikayede olduğu gibi.
Karanlık bir gecede sokak ortasında iki kişi karşılaşmışlar. Birinin elinde el feneri var. Diğeri yaklaşıp diyor ki:” ağabey, ateşini ver de şu sigaramı yakayım” Elinde fener olan kişi önce biraz duraklıyor, karşısınındakinin ne demek istediğini anlamaya çalışırken,el fenerini istediğini görünce –tamam eğlenceyi bulduk- diyor içinden . El fenerini, isteyen kişiye veriyor. Adam epey bir müddet uğraştıktan sonra, ”ağabey kusura bakma yakamadım yine de sağ ol” diyerek diyerek el fenerini iade edip uzaklaşıyor. Elinde fener olan kişi kendi kendine diyorki “yazık adamcağız daha el feneriyle bir şey yakılamayacağını da bilmiyor”. Diğeri de diyorki: ”Yarım saattir adamın elindeki fenerin pilini bitiriyorum haberi yok!” Biz de yeni yıl geliyor diye sevinirken bir yandan da pilimiz bitiyor…
Geçen bir sene içerisinde saçlarımız biraz daha beyazladı, yüzümüzdeki çizgiler daha da derinleşti, bacaklarımızın dermanı gün be gün azalmaya başladı… Hepimiz için kaçınılmaz son olan o büyük buluşmanın vakti biraz daha yaklaştı. Kısacası, yıllar yenilendikçe biz eskiyoruz dostlar. Çok sevdiğimiz bu dünya günden güne bizden uzaklaşmakta. Ebedi yurdumuz olan ahiret ,bize doğru yaklaşmaktadır. Takvimden kopan her yaprak,ömür ağacımızdan kopan bir yaprağa denk geliyor. Duvardaki takvimi yenileyebiliyoruz amma ömür ağacımıza bir yaprak ilave etme imkanımız yok, hatta şu yazıyı okumaya başladığımız dakikayı bile geri getiremeyiz. Meseleye bu açıdan baktığımızda pek de sevinilecek bir durumun olmadığını görürüz. Akşamdan sabaha çılgınca eğlensek bile sabah olduğunda hiçbir şeyin değişmediğini, sıkıntıların aynen devam ettiğini göreceğiz. Öyle ise şu günlerimizi, ömrümüzün bir kritiğini yaparak geçirelim. Koca bir yılı geride bıraktım, neler yaptım neleri erteledim, ne kazandım, ne kaybettim. Hangi işimden ve hareketimden pişmanlık duydum. Kendimin,ailemin, ülkemin, tüm insanlığın yararına olacak neler yaptım. Bu gün hayata veda etmiş olsam, benden geriye hangi güzel işlerim kalacak, Rabbim beni sorguladığında yüzüm kızarmadan huzurunda durabilecek miyim, yaptığım her işin hesabının sorulacağına göre hesaba çekilmeye hazır mıyım? Peygamberimiz aleyhisselam;” Kişi kıyamet gününde ömrünü nerede geçirdiğinden, malını nereden kazandığından, nereyeharcadığından, bedenini nerede yıprattığından, yaptığı bir işi ne maksatla yaptığından hesaba çekilmedikçe yerinden ayrılmaz”. Buyuruyor. Öyle ise geliniz hep beraber bir nefis muhasebesi yaparak geçmişte yaşayıp pişman olduklarımızı bir kenara not edip tekrarına düşmeden, rabbimizin razı olacağı,güzel işler yapmak üzere yeni bir yol haritası çizelim bir yıl sonra geriye baktığımızda yine üzüntüyle hatırlanacak bir hayat hikayesiyle karşı karşıya gelmeyelim.

Gelmekte olan yeni yılın güzellikler getirmesi,üzüntülerin sona ermesi dileğiyle, takvim yaprağı adlı şiirimle sizleri baş başa bırakıyorum. Günleriniz bereketli ,yuvalarınız mutlu, yarınlarınız umutlu olsun.

TAKVİM YAPRAĞI.
Bak şimdi bir rakam daha yükseldi,
Takvim yaprağının yıl hanesinde,
Geçilecek bir han daha eksildi
Ömür kervanının yol hanesinde

Siyah saçlarımda beyaz çoğaldı
Bahar geçti günüm borana daldı
Çiçekler içinde muradım kaldı
Dostun bahçesinde gül hanesinde

Çok safmışım duyduğuma inandım,
Gördüğüm herkesi ben gibi sandım
Attılar ateşe kuvrulup yandım
Hayat ocağının kül hanesinde

Günden güne tazelenir sancılar
Candan önce çıkmaz imiş acılar
Hakkı’yı yad etsin gardaş bacılar
Sohbet meclisinin dil hanesinde.

Bu haber 285 defa okunmuştur

:

:

:

: