Asgari Ücreti Neden 5000 TL Yapmadık!..........

Yazı başlığını okuyanların “YOK DA BU KADAR” dediklerini duyar gibiyim. Gerek işveren gerekse işçi temsilcileri olsun asgari ücretin günümüz itibari ile 5000 TL olamayacağını bilmektedirler. Özellikle çalışanlar keşke olsun diyebilirler. Ancak, 5000 TL olması halinde bunun ne çalışanın ne de işverenin hayrına olmayacağı aşikardır.
Yazı başlığını okuyanların “YOK DA BU KADAR” dediklerini duyar gibiyim. Gerek işveren gerekse işçi temsilcileri olsun asgari ücretin günümüz itibari ile 5000 TL olamayacağını bilmektedirler. Özellikle çalışanlar keşke olsun diyebilirler. Ancak, 5000 TL olması halinde bunun ne çalışanın ne de işverenin hayrına olmayacağı aşikardır.

Peki asgari ücret ne olmalıdır? Bu soruya her iki kesimde rasyonel yaklaştığı takdirde orta yol bulunabilir. Rasyonel yaklaşım hem ekonominin çarklarına uygun hem de çalışanın mutluluğunu esas alan yaklaşımdır. Elbette, bugünün moda tutumuyla her şeyi hukuki eksende yorumlayarak asgari ücrete yönelik salt yasal yaklaşım sergilenebilir. Mecliste yer alan özellikle sol partilere mensup hukuk duayenleri alışıla geldik tavırları ile belirlenen asgari ücretin yasaya ve/veya anayasaya aykırı olduğunun iddiasında bulunabilirler.

YASAYA GÖRE ASGARİ ÜCRET NASIL BELİRLENMELİDİR?
22/1975 Sayılı Asgari Ücretler Yasası 4(2) maddesine göre Asgari Ücretler Saptama Komisyonu asgari ücreti saptarken aşağıdaki esaslara dayanarak yapar;
(a) Devlet Plânlama Örgütü ile Ticaret Bakanlığınca saptanan geçim indeksi;
(b) İşçi ve ailelerinin insanca yaşam için gereksinmeleri;
(c) Hayat pahalılığı ve genel seyir;
(d) Çalışanların yasalara dayalı olarak elde ettikleri sosyal günvenlik menfaatleri;
(e) Verimlilik, istihdam ve devamlılık gibi benzer ekonomik faktörler;
(f) Çalışanların, Ulusal gelirden sosyal adalete dayalı pay alabilmesi ;

Meclisteki hukuk duayeni arkadaşların yorumunu merak ediyorum ama bana göre yukarıdaki maddelerden anlaşılan belirlenecek asgari ücretin minimum düzeyi alım gücünün korunması ile sınırlıdır. Alım gücündeki düşüşün hangi göstergeler ile ölçülebileceğini bilmek için ise ekonomist olmaya gerek yoktur. İşte 1 Ocak 2014 tarihinden itibaren geçerli olacak 1560 TL’lik asgari ücret de bu yaklaşımla belirlenmiştir.
ASGARİ ÜCRET İÇİN EKONOMİ BİLMİ NE DİYOR?
Liberal Ekonomistler, asgari ücretin işsizlik oluşturduğu görüşünü benimsemiştir. Asgari ücretler ne kadar yükselirse, bu ücretleri karşılayamayacak küçük işletme sahipleri o kadar artacaktır. Bunun sonucunda küçük işletmeler daha az işçi çalıştıracak ve bu durum işsizlik oluşturacaktır. Kaçak işçi çalıştırılmasının bir sebebi de asgari ücrettir. Bu sistemle hem kaçak işçiler daha kötü şartlarda çalıştırılmaktadır, hem de devlet bu işçilerden ufak hesaplı ( ama geniş hacimli ) vergi kaybına uğramaktadır (http://www.vsback.com/asgari-ucretin-zararlari).
Türkiye’nin tanınmış ekonomistlerinden Mahfi Eğilmez Türkye şartları için emek piyasasının mal piyasasından farklı koşullara sahip olduğunu ifade etmektedir. Eğilmez’e göre serbest piyasa koşulları hakim olduğu zaman emeğin fiyatı olan ücret de arz ve talep koşullarına göre belirlenir ve aşağıdaki şekilde dikey eksene fiyat yerine ücret konulduğunda emek piyasasında dengenin oluşumu geçerli olur. Ücret arttıkça çalışma yaşamına sunulan emek miktarı artar, ücret düştükçe ise bu miktar azalır. Ancak, Eğilmez Türkiye şartlarında emek piyasasında koşulların serbest piyasa koşullarından farklı olduğuna ve arz ne kadar artarsa artsın ücretin düşebileceği Asgari ücret diye bir düzeyin varlığına işaret etmektedir. Asgari ücret yasalarla belirlenmiş olduğu için emek arzındaki artış ücretlerin bu düzeyin altına düşmesine izin vermez. Bir başka konu sendikalardır. Ücretlerin belirlenmesi yine yasalar gereği toplu sözleşme pazarlıklarıyla belirlendiği için serbest piyasa koşulları burada tam olarak egemen olamaz (http://www.mahfiegilmez.com/2013/03/fiyat-ucret-faiz-ve-kur-nasl.html).

Maalesef ülkemizde Mahfi Eğilmez’in Türkiye için iddia edildiğinin aksine ne sıkı bir şekilde denetlenen asgari ücret ne de özel sektör için geçerli bir toplu pazarlık ortamı vardır. Dolayısıyla, ücret serbest piyasada oluşmakta ve asgari ücretin denge fiyatın üzerinde olması durumunda ekonomik teorinin öngördüğü gibi kaçak işçilik ve/veya işsizlik ortaya çıkabilmektedir.

ASGARİ ÜCRET YETERSİZ İSE DEVLETE DÜŞEN GÖREV NE OLMALIDIR?
Asgari ücret nasıl belirlenirse belirlensin ülkemizde bir ailenin salt asgari ücretle insan gibi yaşama imkanı olmayacaktır. Peki, çağdaş ülkeler buna nasıl çözüm üretmektedir? Türkiye’de dahil dar gelirli, muhtaç veya mağdura uzanan el “SOSYAL DEVLET”in elidir.

Türkiye’de Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü bünyesindeki Fakir Fukara Fonu`nun temel misyonu sosyal devleti hakim kılmaktır. 3294 numaralı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun 1. Maddesi kanunun amacını belirtmektedir. Şöyle ki; Bu Kanunun amacı; fakru zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar ile gerektiğinde her ne suretle olursa olsun Türkiye'ye kabul edilmiş veya gelmiş olan kişilere yardım etmek, sosyal adaleti pekiştirici tedbirler alarak gelir dağılımının adilane bir şekilde tevzi edilmesini sağlamak, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmektir. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü tarafından yapılan yardımlardan 3 milyon 948 bin kişi faydalanmaktadır. Nüfusun yüzde 6`sına denk gelen bu rakama proje bazlı destek verilen 56 bin aile eklenince rakam 4 milyona ulaşmaktadır. Bu kurum tarafından yapılan başlıca yardımlar gıda, yakacak ve barınma adı altında aile yardımı, eğitim yardımı, sağlık yardımı ile aşevleri ve afet yardımlarıdır.
ÜLKEMİZE ÖZGÜ ASGARİ ÜCRET VE SOSYAL DEVLET BİRLİKTE DÜŞÜNÜLDÜĞÜNDE AŞAĞIDAKİ SAPTAMA YAPILABİLİR.
DÜŞKÜNE VE MUHTACA EL UZATAMAYAN DEVLET SOSYAL DEVLET OLAMAZ. OLSA OLSA KIBRIS AĞZI İLE “LAMBURO” DEVLET OLABİLİR.

Bu haber 569 defa okunmuştur

:

:

:

: