FERDİ SABİT SOYER: “ZENGİNE MAL SATAN, TÜM DÜNYAYA MAL SATABİLİR”

(CTP/BG) 24'üncü Olağan Genel Kurultayında CTP/BG Gazimağusa Milletvekili Ferdi Sabit Soyer’in ekonomi ile ilgili yaptığı bir saptama oldukça manidardır.

 

 

 

 

 

 

(CTP/BG) 24'üncü Olağan Genel Kurultayında CTP/BG Gazimağusa Milletvekili Ferdi Sabit Soyer’in ekonomi ile ilgili yaptığı bir saptama oldukça manidardır. “Zengine mal satan, tüm dünyaya mal satabilir” diyen Soyer, Kıbrıslı Türklerin ABAD kararlarıyla Avrupa’ya mal satamaz hale geldiğini ve ekonomide gerilemeye başladığını kaydetti.

O günün siyasi kaygıları ile de olsa Soyer’in bu saptaması sürdürülebilir bir KKTC ekonomisi için mesaj verir nitelikte idi. Çünkü bugünün ticaret dünyasını anlayabilmek için temel performans standardı bir nevi zengine satmayı becermekle ölçülebilir. Bu realiteyi pazarlama kavramı olarak “TALEB PİYASASI” şeklinde ortaya koyabiliriz.

Günümüzde özellikle zengin ülkelere mal satmak için müşteri dediğimiz alıcıların istek ve ihtiyaçları doğrultusunda üretim yapıp fark yaratmak zorundayız. Öte yandan, fiyatlarınızla da rekabet edebilmeniz gerekmektedir. YANİ TİCARETTE BAŞARININ ŞARTI KALİTELİ ÜRÜNÜ UCUZA ÜRETMEKTİR.

Ülkemizde ihracatın ithalı karşılama oranı maalesef % 5 civarındadır. Yani ürettiğimizi ne içte ne de dışta başarılı bir şekilde satabiliyoruz. Peki neden satamıyoruz. Bunun için sorulacak temel iki soru vardır:

1- Ürettiğimiz ürünler yabancı ürünlere kıyasla kaliteli algılanmakta mıdır? Bunun için uluslararası kalite sertifikasına sahip midirler?

2- Ülkemizdeki ürünlerin girdileri fiyat rekabeti yapmaya yeterli midir?

Yukarıdaki sorulara göre hangi sektör ve ürünlerin ne şekide teşvik edilmesi gerektiği ortaya çıkacaktır. Aksi takdirde, populistce her şeyi koruyarak ekonomiyi uçuruma sürükleyen mevcut çarpık sistemi devam ettirmek zorunda kalırız.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) bir ada ülkesi olarak başta turizm ve yüksek öğretim olmak üzere rekabet avantajını hizmet sektöründe gören bir yapıdadır. Bu açıdan bu sektörler ekonominin lokomotifi olarak belirlenmiştir. Ölçek ekonomisinin yarattığı dezavantajdan dolayı sanayi sektörü öngörülmemektedir. Ancak, ölçek ekonomisinin yarattığı dezavantajı bugünün teknolojik yatırımları ile nispeten giderebilmek mümkündür.

Yani kullanabilecek teknoloji odaklı makine ve teçhizat ile sanayimizde verimliliği ve daha kaliteli üretim sayesinde ise etkinliği yakalayabiliriz. Zira, hem içte hem dışta yoğun rekabetin yaşandığı günümüzde aşağıdaki hedefleri yakalamadan rekabet avantajı elde etmenin imkanı bulunmamaktadır:

• Muadil ürünlerde fiyat rekabeti içinde olmak için en verimli üretim yapılmalıdır. Bunun için ise en çağdaş ve teknolojik fiziki sermayenin kullanılması gerekmektedir. Bu yönde kullanılacak teknolojinin ölçek dezavantajını asgariye indirmesi gerekmektedir.

• Teknoloji kullanımı yanında sanayicimizin girdilerini olumsuz etkileyen enerji sorununun çözümü gerekmektedir. Bunun için işçevrelerinin gerekli enerjiyi güneş enerjisi gibi yöntemlerle kendilerinin üretmesinin teşvik edilmesi devamlı olarak bu enerjinin sübvansiye edilmesinden daha rasyonel olacaktır.

• Sanayi ürünlerinin verimliliği yanında müşteri beklentilerini sağlamak açısından paketleme ve ambalaj gibi estetik unsurlar ürün pazarlamasının olmazsa olmazlarıdır. Bunu gerçekleştirmek için de gerekli teknolojiye sahip olunmalıdır.

• Sanayi üretiminde elde edilen malların pazarlanması açısından fiyat ve görsellik yeterli değildir. KKTC’nin sui generis olarak taşıdığı olumsuzlukları bertaraf etmek için ürünlerimizin markalaşması ve taşıdıkları uluslararası sertifikalarla kalite tescillerini yapmaları gerekmektedir. Buna ISO, HACCP, OHSAS 18001 ve CE gibi kalite belge ve standartları yanında tarım üretiminde Lefke Avrupa Üniversitesi’nden de temin edilebilecek GLOBALGAP gibi sertifikaların temini artık zaruri hale gelmiştir.

Yukarıdan da anlaşılacağı gibi ülkemizdeki teşvik politikası yeniden yapılandırılmalıdır. Buna göre, yapılan teşvikler üretim için değil kaliteli üretim için olmalıdır. Teşvike rağmen rekabet etme imkanı olmayanlar liberal ekonomi gereği sistemin dışına yitilmelidir. Şöyle ki; yapılan teşvikler tanınmamışlığın ve ambargoların yarattığı pazar kusurları haricinde (navlun desteği, pazarlama hizmeti gibi) süreklilik arzetmemelidir. Bu çerçevede, yapılan teşvikler üretimin modernleşmesi, daha teknolojik hale gelmesi veya kalite sertifikası alınması gibi amaç odaklı olmalıdır. İşte bu mantık içerisinde hibe kredi, teknik yardım, kredi garanti fonu ve düşük faiz ve uzun vadeli kredi imkanları rasyonel ve profesyonelce kullandırılmalı ve bu yöndeki kararlar siyasi etkiden uzak fizibilite ve rantabilite esaslarına göre yürütülmelidir.


SON SÖZ OLARAK RAKİPLER KARŞISINDA ALICISI OLAN MAL ÜRETİLMELİDİR. SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR EKONOMİ İÇİN “DEVLETİN (HALKIN) KATKISIYLA BEN ÜRETİRİM VE BUNU DEVLET (DOLAYISIYLA HALK) ALMAK VE ÖDEMEK ZORUNDADIR” MANTIĞI VE OLGUSU TARTIŞMASIZ BİR ŞEKİLDE TERKEDİLMELİDİR.

Bu haber 717 defa okunmuştur
  •    - 10.01.2014 ESAS DOGRU LAF SOYLE OLMALIDIR:'ZENGINI SOYAN,TUM DUNYAYI DA SOYAR!'SOYER'I DEGIL AMA!
  • ne uretimi?? burasi   kktc - 09.01.2014 tarla arsa satmaya devam..
  • kaliteli ve ucuza uretebilmek icin suleyman  londura - 09.01.2014 memleketinin sartlarina kaynsklaina uygun urunlere oncelik vereceksin digerlerini minimuma indireceksin .bugunku dunyada her urunu memleketinde uretmeye kalkarsan husrana ugrarsin. Strateji kelimesinin manasini bilmeyen hammahummaci yoneticilerle bulundugunuz nokta cok bile.
  • ince  NY - 09.01.2014 Cok kaliteli kalitesizlik bir memlektete kalite aramak icin bilinc lazim anlayiz lazim isin hakkini vermek lazim insanlarin hakkini vermek lazim. Donup hata nerede diye bakabilip onu duzeltmek lazim halinin altina atip karsindakini aptal yerine koymamak lazim. Ya bizde :)) ...

:

:

:

: