Hepsi ayni değil, ayni olan sistem

“Bir ilkeye veya dünya görüşüne göre düzenlenmiş düşüncelere, bilgilere, öğretiler bütününe, manzume, sistem denir.”


 

“Bir ilkeye veya dünya görüşüne göre düzenlenmiş düşüncelere, bilgilere, öğretiler bütününe, manzume, sistem denir.”

Kıbrıs’ın kuzeyinde en çok konuşulan konudur.

Sistem, yanlışlıkları ve yarattığı sıkıntılar.

Bunun yanında değiştirmek için hiçbir şey yapılmayan ve tepe tepe kullanılan yine sistem ve getirdikleridir.

Yazıya giriş cümlemde anlatılan, yani dünya görüşü üzerine düzenlenen ve kısaca düşünce bütünü diyebileceğimiz olaylara, ne kadar sahip çıkıyoruz?

Konuyu devlet yönetimlerine getirirsek;

Her kim ki devletin tıkandığını, işlevselliğini kaybettiğini, sistemin yanlış olduğunu söylüyorsa, günün sonunda ayni sistemin esiri oluyor.

Bu bir dünya görüşüdür.

Hiçbir şey ayni kalmaz.

Yanlışlar, düzeltilmek içindir.

Binaları, yolları, köyleri, şehirleri değiştirebilir, yenileyebilirsiniz ama esas olan fikir, düşünce ve anlayışları değiştirmektir.

Bu durum bu ülke için artık zorunluluktur.

Hangi yanlışa dikkat çekip yönelseniz, karşınıza “sistem böyle” kamuflajı çıkıyor.

Son günlerin konusu;

Zamlarla ilgili savunma “zamlar, bizden kaynaklanmıyor, yabancı paranın fiyat değişikliğinden kaynaklanıyor”.

Bu öğrenilmiş çaresizlik ve bu çaresizlik cümlesi bu soruna çözüm bulabilir mi?

Tabi ki hayır.

En kötü çözüm bile çaresizlikten iyidir.

Bu gidişatın devam edeceği de belli.

Çözüm yolu da, çok seçenek sahibi değil.

Devlet kendi fonlarından, alacaklarından vazgeçsin, bu bir nebze rahatlama getirebilir.

Elinizde olmayan şartlardan etkilenmek bir yere kadar doğrudur.

Fakat kendi yapabileceklerinizi de yapmıyorsanız, meselenin esası budur.

Allah aşkına bu devlet vergi almaktan başka ne yapıyor?

Bu vergiler vatandaşa hizmet olarak dönüyor mu?

Hayır, sadece iktidarların devamı için ve de sistemin devamlılığı açısından ya istihdam, ya kredi, ya da başka olanakların kullanılması adına harcanıyor.

Devletin bütçesi açık vermesin, ama vatandaşın bütçesi kimsenin umurunda değil.
Kimse kusura bakmasın ve de alınmasın.

“Gelen de, giden de ayni” düşüncesi sadece muhalefet dönemlerinde geçerli olmamalı.

Devletin devamlılığı esasını sadece olumsuzluklarla devam ettirirseniz bu düşüncenin tersini ispatlayamazsınız.

Elbette gelen de giden de ayni değil.

En başta üretilen ve arzulanan politik görüşlerde farklar var.

Geleni de, gideni de ayni gösteren işte en baştan anlatmaya çalıştığım sistemin kendisidir.

Bu sistemin değişmesi sadece siyasal yönetimlere mi bağlıdır?

Değildir tabi ki.

Sistemin karşısında duran, değişmesini, daha iyi olmasını isteyen herkes, her kesim bu mevcut durumun dışına çıkma anlamında, ortaya ortak niyet koymalı.

İşimize gelen her aksiliği savunmak, yanlışta olsa bizim için olduğundan dolayı sahiplenmek, aslında bugün tartışılan sistemin, yanlışlığı ve tıkanmışlığının bir parçasıdır.

Siyasetle, isimlerle, yapılan veya yapılmayanları kişiselleştirerek ve gerçek tabloyu görmemezlikten gelerek, sadece isimleri değiştirir ve gerçek sorunu, bu kuzey Kıbrıs’ı örten, her pisliğin altına itildiği halıyı kaldırmazsak yıllar değişse de, bizim için değişen bir şey olmaz.

Öncelikle sistemin yanlışlığını ve teslim alma gücünü kabullenmeliyiz.

Üstelik hepimiz.

Bu sistemden hem nemalanmak, hem parçası olmak, hem de değiştirmekten söz etmek ne kadar samimi?

Evet, kimse birbirinin aynisi değildir, ayni olan sistemdir.
Bu sistemin dışına çıkmanın getirdiği, dışlanmaktır, ayrışmaktır, hatta yaşam hakkının olmamasıdır.

Bu getiri tüm birey, tüm siyaset kurumları, tüm politikalar için geçerlidir.

Zamlarda yaşanan sıradanlık, önemsememe, zehirli olduğu tespit edilen gıdalarda denetimsizliğin ulaştığı boyut, cezai yaptırımların çaresizliği ve değiştirilmemesi, istihdamlarla ilgili yapılan saçma tartışmalar hepsi bu sistemin bir parçasıdır.

En kötüsü de sistemin, insanları esir almasıdır.

Bu haber 625 defa okunmuştur

:

:

:

: