Vatandaşıyla ilişkisi olmayanın, ülkelerle ilişkisi nasıl olacak?

Özenmek çok da iyi değildir.


 

Özenmek çok da iyi değildir.

Zaten içinde yaşadığımız ve paylaştığımız birçok yaklaşım özentinin sonuçlarındandır.

İyi olanı örnek alarak, daha iyisini yapabilmek özenti değil, örnek olarak görmek belki de en doğrusudur.

Hatta örnek alınan, toplumun genelini ilgilendiriyorsa mutlaka daha iyi olması için yapılabilecek ne varsa yapılmalıdır.

Mesela, birçok yasa, kanun, uygunluğu, altyapısı ve benimsenmesi açısından başka ülkelerden örneklenerek alınmaktadır.

Yani iyi örnekler uygulanabiliyor.

Devletler, uluslar arası anlamda tanınsın veya tanınmasın, ilişkiler olması gerektiği gibi olsun ya da olmasın mutlaka belli düzeyde temaslar yapılmalıdır.

Arzulanan düzeyde olmasa da dış temasımız var.

Fakat bugüne kadar daha iyisini yapma gailemiz olmadı.

Belki devlet olarak, yönetim olarak değil ama varoluş olarak yapılabildiği düzeyde dış temas mutlaka artık ön planda olmalı.

Bunları yapabilmek için öncelikle, bunun gerekliliği kabul edilmeli.

Mutlaka ki çok kolay değildir.

Fakat özellikle vatandaşlarınızın yaşadığı üçüncü ülkelerle iyi ilişkiler kurmanız, hem daha kolay, hem de daha bir gerekliliktir.

Ada dışında yaşayan binlerce Kıbrıslı Türk var.

Nüfus olarak Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan insanımızdan daha çok vatandaşımız başka ülkelerde yaşıyor.

Üstelik iyi eğitim almış, iyi görev ve mevkilere gelmiş son derece donanımlı insanlar.

En başta özenmek değil, örnek almak önemlidir demiştim.

Türkiye ve Kıbrıs’ın güneyini düşünürsek;

İçsel konuların aktarımı, bilgi verme, bilgi alma düzeyinde son derece organize ve planlı, bunun yanında samimi bir strateji geliştirdiler.

Güney Kıbrıs yöneticileri, Kıbrıs konusunda yaşanan gelişmeleri yurt dışında yaşayan vatandaşlarını anlatıyor, bilgi veriyor ve görüş alıyor.

Bu durum da bizim için birçok eksiklikten sadece biridir.

Yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türklerin, kuzey Kıbrıs’ın iç meselelerine katılması anlamında bir evvelden bir korku var.

Bu adanın kuzeyini istedikleri gibi dizayn ederken, başka ülke ve düzenlerle kıyas yapma şansı olan insanları bu ülkede hiçbir zaman istemediler.

Devlet denen yapı hem içte, hem de dışta vatandaşından sadece almayı bildi ve halen de sadece bunu biliyor.

Devletin gücünü, toplumun üstüne koydular.

Hükümetler, devletten daha güçlü bir yapıya geldiler.

Her dönem, her parti, hükümetten çıktı devletleşti, devlet oldu.

Ve sadece kendilerini düşündüler.

Tekrardan altını çizeyim;

Özenti durumu değildir, örnek alınmasıdır niyet.

Bir devlet kendi vatandaşından korkar mı?

Ya da devletleşen hükümetler de mi, bu korku?

Bizzat ayağına gidiyorlar, dış vatandaşlarının.

Olanı biteni anlatıyorlar, bilgilendiriyorlar.

Oldukları ülke içinde yardım istiyorlar, lobi yapıyorlar.

Sivil toplum örgütleri ile ilişkilerini her daim yüksek düzeyde tutup, onlara fayda sğladıkları gibi, faydalanıyorlar da.

Devlet erki sadece kendi sınırları içinde kendince bir düzen kurmakla olmaz.

Tanınmayan bir yapımız olabilir, bu kendi içimizdeki mekanizmayı düzenle çalıştırma, koruma ve geliştirmeye engel olmamalı.

Yanlış çok ama düzeltilemez diye bir şey yok.

İstediğimiz veya istemediğimiz modelde bir çözüm sonrasında, hepimiz bu yapının altında ezileceğiz.


Bu yapı kendi içinde bile bu kadar ağırken, bunu dışa açıp hiç olmazsa kendi vatandaşımıza anlatmak çok da zor olmamalı.

Kısaca laftan ötesi lazım artık.

Hayat sadece kuzey Kıbrıs’ta yaşanmıyor.

Dış dünyayla insani, kültürel, sosyal ilişkliler kurulmazsa, ticari ilişki hiç kurulamaz.

En başta kendi vatandaşına sahip çıkan, ilgilenen, her anlamda cazip şartlar yaratan, sunan ve ulaştıran bunlar için adım atan en başta devlet ve hükümetler olmalı.


Yurt dışında yaşayan insanlarıyla ilişki kurmayan bir devlet, başka ülkelerle nasıl ilişki kurup, derdini anlatacak?


Bu haber 996 defa okunmuştur

:

:

:

: