Downer meselesi

Daha dün “çözüm yakın, belki yarından da yakın” diyenler nedense karamsarlığa büründü yeniden.
Daha dün “çözüm yakın, belki yarından da yakın” diyenler nedense karamsarlığa büründü yeniden.

Kıbrıs’ta çözüm mümkün ve kısa zamanda da gelebilir. Ancak çözüm olmasının, olabilirliğinin birkaç küçük şartı var. Bunları yapmayı göze almadan verilecek uğraş sadece ve sadece Kıbrıs sorunu denilen sarmalın ömrünü uzatır.

Alexander Downer’in yeni atandığı günlerde idi. Avustralya büyükelçisi aradı; yemeğe davet etti. “Çok önemli bir konuğum olacak, bilhassa sizin gelmenizi arzuladım” dedi. “Kim?” dedim. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin yeni Kıbrıs Özel Temsilcisi Downer imiş.

Daveti kabul ettim ve bir diğer gazeteci arkadaşımla birlikte dört kişilik bir yemek yedik. Doğal olarak yazılmamak kaydıyla yapılan görüş alışverişlerini burada aktarmam ne nezakete ne teamüllere uyar. Ancak, Downer’e o yemekte söylediğim ve daha sonraki karşılaşmalarımızda da hatırlattığım bir sözümü aktarmak istiyorum.
Adada yeni göreve başladığı dönemde gerçekleşen bu Ankara ve Atina ziyaret turu Downer’i çok sarsmıştı. Soğuk algınlığından şikâyetçi idi. Soğuk algınlığına rağmen burnumuzun ucundaki Kıbrıs’tan Ankara’ya neredeyse ancak 24 saat sonra ulaşabilmesi hem yorgunluk yaratmış hem de ciddi olarak rahatsızlığını artırmıştı.
“Niye Kuzey’den gelmediniz? Ercan-Ankara 50 dakikalık uçuş” dedim Downer’e olabildiğince naif bir şekilde. Elbette cevabı biliyordum ama serde gazetecilik var. Haber kaynağı demediği sürece hiçbir şey haber sayılmaz ilkesi var.

Downer anladı demek istediğimi ama o da kurt siyasetçi. Çok dalgalı ve fırtınalı Avustralya siyasetinde dışişleri bakanlığına kadar gelebilmiş bir şahıs. Hafifçe gülümseyerek “Biliyorum, çok da iyi olurdu. İşte bu neden bile Kıbrıs sorununun ne kadar ivedi çözülmesi gerektiğini sergiliyor. İki günüm havaalanlarında, yollarda geçti, hâlbuki 50 dakikada burada olabilirdim. Üstelik de hastayım. Ama… Maalesef Kuzey Kıbrıs’taki siyasi yapı uluslararası alanda geçerliliği olan bir yapı değil, ona meşruiyet kazandıracak eylemlerde de BM Genel Sekreteri temsilcisi olarak bulunamam, istesem de yapamam.”

Bu kadar net konuşan Downer karşısında konuda ısrar etmek kabalık olabilirdi. Susmayı tercih ettim önce ama dayanamadım.
“Kıbrıs sorunu işte tam bu sebeple çözülemiyor. Güneydeki devletin kendi anayasasına uygun hükümeti olmadığı halde, Türk öğe dışlandığı halde bu anayasa dışı yapılanmayı ‘şartların gerekliliği’ bahanesiyle tek meşru hükümet kabul ediyorsunuz, Kuzeydeki devleti ise tamamen dışlıyor, Kıbrıs Türkünün kendini yönetme hakkını inkar ediyorsunuz. Rumlar çözümle alabilecekleri bir şey olmadığına inanıyorlar. Devlet onlar. AB, BM ve uluslar arası toplum tarafından tanınan hükümet onlar. Niye Türk tarafıyla uzlaşıp egemenliği, yönetim gücünü paylaşacaklar. ‘Yeterince beklersek Türkler bıkacak teslim olacak böylece kaybettiğimiz toprağı da geri alacağız, Kıbrıs sorunu bitecek’ diyorlar. Yani çözümle bir şey kazanacaklarına inanmıyorlar. Öyleyse Rumlara çözümsüzlükle ne kaybedebilecekleri gösterilmeli değil mi? Bir gelin bakalım Ankara’ya Ercan havalimanını kullanarak! Zannediyor musunuz ki, Rumlar mesajı almayacak? ‘Zaman lehimize çalışmayabilir, bak Ercan meşruiyet kazandı, ya KKTC yarın tanınırsa?’ demeyecekler mi? İşte o zaman kısa süre içinde çözüm olabilir çünkü Rumlar neyi kaybedeceklerini göreceklerdir…”
Downer sustu ve bu konudaki suskunluğunu Kıbrıs sorunundaki tıkanıklığı aşamama pahasına devam ettirdi. Bal gibi doğruyu söylediğimi o gün de biliyordu, bugün de biliyor.

Şimdi, kısa açıklama denildi, Rumlar onda bile ayak sürüyor. Downer bunalmış istifa etmiş, ikna edilmiş altı ay daha devam edecekmiş.
Palavra. Downer’in gönlünde Washington büyükelçiliği var, o da Haziran gibi mümkün olacak. Hükümeti ile konuştu, antant içindeler. Bugün yarın ABD’den agraman (kabul yazısı) isteme girişimleri başlayacak gibi.
Downer’in gitmesi önemli mi?
Elbette. Downer Kıbrıs sorununu geç de olsa anladı. Bizim işimize gelmeyen değerlendirmeleri olduğu gibi Rumların işine gelmeyen değerlendirmeleri de var ama nihayette Kıbrıs sorununu öğrendi. Şimdi sil baştan yapmak yine birkaç yılı heba etmek anlamına gelir. Halbuki Kıbrıs sorununun çözümü çok geç kalmıştır.
Ankara’daki temaslarında Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile görüştüğü büyük-küçük tüm yetkililer de hem aynı görüşte hem de aynı karamsarlıkta imişler: “Rum tarafı çözüm istemiyor… Rumlara rağmen çözüm imkânsız.”
Tabii ki Kıbrıs’ta çözüm öncelikli olarak Kıbrıs Türk tarafının çıkarınadır. Bu çözümün sadece bizim beklenti ve hayallerimizi değil, aynı zamanda Rumların beklentilerini de karşılaması gerekmektedir ki yaşatılabilir olsun. Bundan dolayı hep “acı özveriye dayalı çözüm” diyorum. Gerçekçi olmak, olabileceği talep etmek ama temel güvenlik konularından adım geri atmamak durumundayız.
Daha az toprakla yaşayabiliriz. Bir kez daha göç ederek yaşayabiliriz. Federal yönetimde ortaklığımızın yüzdesine bağlı olmaksızın kendi devletimizdeki egemenliğimizle var olabiliriz. Ama, güvenliğimizi ABD’ye, NATO’ya veya hele hele Avrupa Birliği gibi bir kuruma bırakarak, etkin Türkiye garantisini heba ederek yarını görebilmemiz mümkün olmaz, olmayabilir.
Asgari müştereklerde birliğini sağlamış bir Kuzey Kıbrıs gereklidir bu her şeyin bir anda ivma kazanabileceği (veya çökebileceği) günlerde. Bakmayın karamsarların “her şey bitti” veya teslimiyetçilerin ve optimistlerin “çözüm yarın sabah” diye konuşmalarına. Rum tarafı istediği anda çözüm mümkün ve yakın; istemediği sürece mümkün değil. Bütün mesele Rumlara çözüm istetebilmekte.
Hadi Downer göster Rumlara çözümsüzlükte ne kaybedeceklerini!


Bu haber 322 defa okunmuştur
  •    - 20.01.2014 Sn yazar.Downer icin daha gercekci bilgi verebilirdiniz.Downer,ulkesinin Disisleri Bakanligina kadar yukselmis biridir dediniz.Tamam da en onemli noktayi unuttunuz.Birakin yukselebilmeyi,1996-2007 yillari arasinda bu gorevi tam onbir yil yaparak Avustralya Tarihi'nde bir rekor kirmistir.Avustralya'nin Washington buyukelcisi makaminda gozu yoktur.Onun asil emeli ulkesinin BM teskilati temsilcisi olmakti.Burada sanirim karistirdiniz.En son habere gore de Londra buyukelciligine atanmis.
  • yani   - 20.01.2014 Gocmenler umidi kesince kibris meselesi cozulecek..
  • MR. DOWNER DAHA COK GIDIP GELECEK LONDRA  LONDRA - 20.01.2014 MR. BOWNER DAHA COK GIDIP GELECEK BARIS ICIN AMA YINE NAFILE MADEM BU KIBRIS SORUNU TAM 40 SENEDIR COZULMEDI BUNDAN SONRADA COZULMEZ COZULMEYECEKDE.

:

:

:

: