Devleti yönetenler, yönetilenler kadar çaresiz

Kim ne söylerse söylesin, normal bir dönem yaşamıyoruz. Bu normal olmayan dönemin süresi, uzunca bir zamandır hayatımızı etkiliyor. Her ne hikmetse de kabul edilmiyor.
Kim ne söylerse söylesin, normal bir dönem yaşamıyoruz.
Bu normal olmayan dönemin süresi, uzunca bir zamandır hayatımızı etkiliyor.
Her ne hikmetse de kabul edilmiyor.
Olumsuzluklar, adı ne olursa olsun, mutlaka geride kalan, başarısız hükümetlere yükleniyor.
Oysa gerçek olan;
Onlar başarılı olsaydı, bugün görevlerinin başında olurlardı.
Bunun tersini söylemek kolaycılıktır, saklanmadır, kendini toplumdan gizlemedir.
Ekonomik sıkıntılarla başlayan ve “cek-cak” ötesinde adım atılmayan sorunların bugün için esiri durumundayız.
Çok mu karamsarım? Bilemiyorum.
Ama bu ortam başka çare bırakmıyor bana.
Öncelikle herkesin kabul etmesi gerek, ülkede bir başıboşluk, istikrarsızlık, bir otorite eksikliği var.
Devlet kendi otoritesini, vatandaşını koruma, geliştirme, sahiplenme noktasında kuramadı.
Devlet sadece kendi alacaklarının peşinde olan, kendi bütçesine girecek parayı düşünen, bu uğurda insan hayatını bile dikkate almayan bir mekanizmaya dönüştürüldü.
Devleti yönetenler, en az yönetilenler kadar çaresiz.
Gerçekten daraldık.
Ne keyfimiz, ne moralimiz, ne de kısa dönem için olumlu bir beklentimiz var.
Adeta üzerimize bir “deli gömleği” giydirildi.
Devlet yapısı yıllar içinde yapılan hatalardan dolayı iflasın eşiğinde.
Bu iflasın adı genel olarak “Güvensizliktir”.
Yönetici konumunda olanlar hiçbir şeyi farkında değilmiş gibi.
En kötüsü de, devleti yönetmeye gelen kim olursa olsun bu durum değişmiyor.
Artık sıradanlıktan, alışılmışlıktan, rutinlikten çıkmak gerek.
Yaşadığımız yaşam koşulları bunu zorluyor.
Ortada duran ve sistemsizlikten,düzensizlikten, denetimsizlikten kaynaklanan sıkıntıların aşılması ve daha iyiye gidişin sağlanması için öncelikle bunları kabullenmenin şart olduğunu anlamalıyız.
Artık hiçbir şey eskisi gibi değil ve eskisi gibi de olmayacak.
Günün koşullarına, şartlarına göre ayak uydurmak ve bu anlamda gerekenleri yapmak zorundayız.
Bugün bu ülkede on yıl öncesinin şartlarıyla yaşamıyoruz.
Şartlar günden güne değişirken, yönetim anlayışlarının yıllar öncesinde kalması sorunların daha da büyümesini sağlıyor.
Ve insanlar adeta “fokur-fokur” kaynıyor.
Sosyal bir harekete ve patlamaya doğru insanlar sanki de zorlanıyor.
Sabrımız sınanıyor bir yerde.
Umtsuzluk, karamsarlık, mutsuzluk için için kaynıyor toplumsal yaşamda.
Hiç beklenmedik bir anda hiç beklenmedik tepkiler olabilir.
Bu elbette temennim değil, tam aksi korkumdur.
Ülkede elektrik yok, su yok, adalet yok, güvenlik yok.
Bu durum daha nereye kadar devam edecek?
Trafik kazaları hergün için daha da tehdit olurken, açıklamalara bakıyorum;
“Trafikle ilgili tüm birimlerin Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’na bağlanmasıyla çalışmalara başladık. Seyahat güvenliğini sağlayacak duble yolların bağlantılarına ve çıkış yollarına, bariyer yapımı gündemimize gelecek. Trafikte yol güvenliğini olumsuz etkileyecek unsurların Bakanlığa bildirilmesini istiyoruz. 2014’ün ilk ayında iki ölümlü kaza oldu. İki kaza da Güzelyurt bölgesinde. Demek ki dikkat çekilmesi gereken noktalar var”.

Açıklamanın sahibi, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Sayın Ahmet Kaşif.

Yapmayın Sayın Bakanım.

Bana göre bu çaresizliğin, ya da önemsememenin açıklamalara yansımasıdır.

Yazımın sonlarında deyinmeden geçemeyeceğim;
Elektrik trajedisi, hatta bu konuda traji komiklik yaşanıyor ülkede.
Yüklü bir zam yapıldı ama değişen birşey yok, zam da çare olmadı.
Sadece cebimizden aldığıyla kaldı.
Sayın Başbakanın konuyla ilgili açıklamasını yansıtan bir habere bir o kadar şaşırdım.
“Başbakan Yorgancıoğlu, su kesintilerine neden olan su motorlarına elektrik verilememesi sorununun aşılması için müzakerelerin devam ettiğini, borçların ödenebilmesi için önce su motorlarına bağlı sayaçların kime ait olduğunun belirlenmesi gerektiğini belirtti”.
Umarım bu müzakereler Kıbrıs sorunundaki gibi tıkanmaz.
İşte bizim halimiz.
Allah yardımcımız olsun, işimiz tamamen yaradana kaldı.
Bu haber 591 defa okunmuştur

:

:

:

: