Navlun desteği ihracata dayalı büyüme modeline uygun

2 Ocak 2014 tarihli yılın ilk Bakanlar kurulu kararları arasında Türkiye'ye yapılan ihracatlarda ihraç bedelinin yüzde 15'inin, üçüncü ülkelere yapılan ihracatta ise ihraç bedelinin yüzde 20'sinin aşılmaması kaydıyla tüm navlun tutarının tamamının devlet tarafından iade edilmesi kararı aldığını kaydetti.
2 Ocak 2014 tarihli yılın ilk Bakanlar kurulu kararları arasında Türkiye'ye yapılan ihracatlarda ihraç bedelinin yüzde 15'inin, üçüncü ülkelere yapılan ihracatta ise ihraç bedelinin yüzde 20'sinin aşılmaması kaydıyla tüm navlun tutarının tamamının devlet tarafından iade edilmesi kararı aldığını kaydetti. Navlun desteğine ilişkin CTP-DP hükümetinin almış olduğu ilgili karar ekonomi adına alınan en rasyonel karar olarak nitelendirilebilir.

Başta ABD ve AB olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde hükümetler tarafından ticarete müdahale sözkonusudur. Bu müdahaleler arasında işsizlikle mücadele etme, bebek sanayileri koruma, alternatif sektör olarak sanayileşmeyi sağlama, ödemeler dengesini azaltma, ölçek ekonomisine uygun hareket etme ve dampinge karşı hareket etme gibi ekonomik rasyonaliteyi esas alanlar bulunurken savunma gibi stratejik görülen sektörleri muhafaza etme, başka ülke ve ülkeler üzerinde etki yapma, dost olmayan ülkelerle ilişkiyi engelleme ve ulusal kimliği koruma gibi ekonomik rasyonalitesi olmayan müdahaleler de sözkonusudur.
KKTC küçük ada ekonomisine sahip bir ülke olarak turizm ve yüksek öğretim sektöründe mukayeseli avantaja sahiptir. Dolayısı ile cari açık büyük ölçüde bu iki sektör gelirlerinden ve Türkiye Cumhuriyeti yardımları ile kapanmaktadır. Ticari ürünlerde ise ülke ihracatı ithalatın sadece yüzde beşini karşılamaktadır. Ülke ihracatının büyük bir bölümünü ise tarım ve işlenmiş tarım oluşturmaktadır. Ancak, gerek tarım gerekse sanayi ürünleri varlığını devam ettirmekte haksız rekabetle karşı karşıya kalmaktadır. Bu haksız rekabetin başlıca nedeni tanınmamışlık ve ambargolardır. Şöyle ki, KKTC ürün satabileceği AB ülkelerine ABAD kararlarından dolayı gümrüğe tabi 3. Ülke sıfatıyla satış yapabilmektedir. Bunun yanında, dolaylı ihracat yapma durumunda olan KKTC nerede ise çifte navlun maliyetine katlanmaktadır. Ayrıca, akaryakıt ve elektrik girdileri rekabet edemiyecek ölçüde maliyetleri yükseltmektedir. İŞTE DEVLETİN ROLÜ BU AŞAMADA HAKSIZ REKABETİN ETKİLERİNİ MİNİMİZE ETMEKTİR.
Elbette yerel üretimi korumanın yolu ithal ikamesi değildir. Bunun yerine en uygun yaklaşım “İhracata Dayalı Büyüme Modeli” olacaktır. Bu olgu Türkiye Cumhuriyeti’nin tecrübeleri ile de sabittir. Türkiye, 1950-1960 döneminde liberal ticaret politikası benimsemesine karşın, 1960-1980 döneminde ithal ikameci sanayileşme politikası uygulamıştır. Söz konusu değişim ile birlikte sanayileşmenin hızlanması ve döviz tasarrufu elde edilmesi gibi olumlu etkilerin ortaya çıkması beklenmiştir. Ancak beklenenin aksine, 1970'lerdeki petrol krizlerinin de etkisiyle önemli döviz darboğazlarının yaşanması, söz konusu politikaların sürdürülebilirliğini tartışmalı hale getirmiştir. 1970'li yılların sonuna gelindiğinde ise Türkiye ekonomisinde cari açıklarla birlikte şiddeti giderek artan enflasyon sorunu, 24 Ocak 1980 Kararları’nın alınmasını kaçınılmaz hale getirmiştir (Olgun, 1979:165). Bu kararlar ile Türkiye ekonomisinde önemli yapısal dönüşümlere gidilmiş, dışa dönük ve ihracata dayalı sanayileşme politikası benimsenmiş ve dış ticaret önemli ölçüde liberalleştirilmiştir ( Özcan ve Özçelebi, 2013).

İthal ikamesi modeli sektör verimliliğini ve etkinliğini baltalama potansiyeli taşırken ihracata dayalı büyüme modeli sektörlerin ihracat yapmak için rekabet edebilirliğini zaruri kılmaktadır. Başka bir ifade ile dış dünyaya mal satabilmek için gerekli kalitede mala üretebilen sanayicilere haksız rebaketi giderebilecek teşvikler yapılmaktadır. Bu teşviklerin biri de bakanlar kurulunun karar verdiği navlun desteğidir. Peki navlun desteği yanında hangi teşvikler sanayicinin önünü açabilir? Bunlar arasında KKTC sanayicisinin en büyük sorunu haline gelen elektrik maliyeti karşısında girdi desteği veya alternatif enerji üretimi teşvikinin gündeme alınması gerekmektedir. Bunun yanında Ar-Ge Yardımı, Uluslararası Rekabetçilğin Geliştirilmesi Desteği, İstihdam Yardımı, Pazar Araştırması ve Pazara Giriş Desteği, Uluslararası Nitelikteki Yurtiçi İhtisas Fuarlarının Desteklenmesi, Yurtdışında Ofis-Mağaza Açma, İşletme ve Düzenlenen Fuar Katılımlarının Desteklenmesi, Çevre Maliyetlerinin Desteklenmesi, YurtDışında Birim, Marka ve Tanıtım Faaliyetlerinin Desteklenmesi, Kıbrıs Türk Ürünlerinin Yurtdışında Markalaşması, Kıbrıs Türk Malı İmajının Yerleştirilmesi Tasarım Desteği, Teknik Müşavirlik Firmalarının Yurt Dışındaki Faaliyetlerine Sağlanacak Devlet Yardımları ve Tarımsal Ürünlerde İhracat İadesi Yardımlarıdır (Atayeter ve Erol).
Bu haber 538 defa okunmuştur

:

:

:

: