Öncelik birinci ve yedinci madde

Uzun zamandır bekliyoruz. Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik, müzakere süreci yeniden start aldı.
Uzun zamandır bekliyoruz.
Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik, müzakere süreci yeniden start aldı.

İlk sözüm, hayırlı olsun.
Aradan geçen uzun süre, mutlaka motivasyon anlamında bir eksikliği oluşturmuştur.
Bu saatten sonra önce iyi niyet ve sonrasında da sağlam bir destek şart.
Bir kağıtlık ortak metin için, aylardır söylenmeyen kalmadı.
Bu sorun aşıldı, yine olmadı.

Şimdi;
“Amerikan çıkarları, ANNAN planından beter bir plan kapıda, tek hedef adada ki Türk askeri, bir anlaşma olsunda, nasıl olursa olsun.”
Yaklaşımlar çoğunlukla bu yönde.
Üstelik daha yolun en başında.
Daha yolun başındayız ama yolun sonuna gelmiş bir havadayız.
Henüz bitmiş, hatta başlamış bir şey yok.
Bu kadar önyargı, bu kadar korku, gerçekten anlam veremiyorum.

Adı üstünde “MÜZAKERE”.
Öncelikle, sürece de, aktörlere de ve en başta toplumun günü geldiği zaman göstereceği tercihe de saygı duyulmalı.
Bugün gelinen aşamayı bu noktaya getirmemek için ne yapıldı ki, şimdi gelinen noktadan şikayet edilsin.
Bu düşüncem adanın her iki tarafı için geçerlidir.
Kıbrıs sorunu bitmelidir.
Yaşadığım toprağın benim olduğundan şüphe duyarak, otuz dokuz yılı geride bıraktım.

Öyle arkadaşlarım var ki, hala daha babasının akıbetinden habersiz.
Bu ülkenin toprağı hala daha insan kalıntısı kusuyor.
Kimleri ihya etmedi ki bu toprağın “bereketi”.
Bu bereketi bölüşenler, elbette korkacak, elindeki haksız kazancı kaybetmek istemeyecek.

Daha yolun başındayız.
Atacağımız her adım önemli, her adım bu ülke insanını en iyiye yaklaştırmalı.
Dün başlayan ve Sayın Eroğlu ile Sayın Anastasiadis’i bir araya getiren yeni dönemin ilk buluşmasında, yedi maddelik bir “Ortak açıklama” ortaya çıktı.
Ortak açıklama, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lisa Buttenheim tarafından okundu.

Ve bir anlaşmanın çerçevesi çizildi.
Her madde önemli, fakat içinde bulunulan sürecin daha ileriye taşınması adına özellikle birinci ve yedinci madde çok daha önemli.

Birinci madde;
“Mevcut durum kabul edilemez. Ve sürdürülmesinin, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler için olumsuz sonuçları olacaktır. Liderler, demokratik ilkelere, insan haklarına ve temel özgürlüklere ve aynı zamanda birbirlerinin ayrı kimlik ve bütünlüğüne saygı gösteren ve AB içindeki birleşik bir Kıbrıs’ta ortak geleceklerini güvenceye alan bir çözümün, öncelikle ve özellikle Kıbrıslı Türklere ve Kıbrıslı Rumlara yarar sağlayacağını ve bütün bölgeye olumlu etkisinin olacağını teyit etmişlerdir.”
Yani, Kıbrıs adasının mevcut durumu adada ki iki halkın zararınadır. Bu durumun devamı iki halkın çıkarına değildir. Her iki lider de bunu kabul etmiştir.

Yedinci madde;
“Taraflar görüşmeleri güvence altına almak için olumlu bir ortam yaratmayı amaçlayacaklardır. Karşılıklı suçlamalardan ve müzakereler hakkında kamuoyuna dönük diğer olumsuz yorumlardan kaçınmayı taahhüt ederler. Aynı zamanda birleşik bir Kıbrıs beklentisine dinamik bir hız sağlayacak güven arttırıcı önlemleri uygulama çabalarına girişeceklerdir.”

Yani, olumsuzluk değil, aksine olumlu bir ortam yaratmayı her iki lider de amaç edinecek.
Karşılıklı suçlamalar, kamuoyuna olumsuz açıklamalar yapılmayacak.
Ve bu yolda “güven artırıcı önlemler” uygulanması için çaba gösterilecek.
Dünkü görüşme sonrasında okunan ortak açıklama da tüm maddeler önemli ve yol göstericidir.

Fakat ilk ve son madde en başta yapılması gereken ve gerçek niyeti ortaya koyacak önemdedir.
Bir kez daha altını çizmekte yarar var;
Bulunacak bir çözümde, siyasi eşitliğe dayalı, iki toplumlu, iki bölgeli federasyon modelinde belki de KKTC’nin adı değişecek.
Fakat kurumlar ve altyapı olarak bu düzen yeni oluşacak yapının parçası olacak.
Bizim bu yapıyı düzeltmek, daha sağlam, daha güçlü bir sistem kurmak gibi acil bir mecburiyetimiz var.

Ah’lar la, vah’lar la komplo teorileriyle, suçlu arama ve sorumluluk almama yaklaşımı ile yeni oluşacak süreçte söz hakkımız olamayacağı gibi bu temelsiz yapının altında kalmamız da kaçınılmazdır.
Bu haber 579 defa okunmuştur

:

:

:

: