Eroğlu emin: Evet diyeceğim anlaşmaya halkım evet diyecektir

“Mutlu muyum değil miyim ben de bilmiyorum. Umutlu olmaya çalışıyorum. Birkaç görüşmeden sonra karar veririm...
 “Mutlu muyum değil miyim ben de bilmiyorum. Umutlu olmaya çalışıyorum. Birkaç görüşmeden sonra karar veririm...

“Eğer bir anlaşmayla dış dünya bize açılmayacaksa, Rum’dan izin alarak sokağa çıkacaksak, 150 bin insanımız da göçmen durumuna düşecekse ve ben bu anlaşmaya evet dersem bu halkın beni lanetlemesi lazım.” Görüşme süreci başladı. Heyecan dorukta. Birkaç ay içinde çözüme ulaşır mıyız? Zor… Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne bu mevsimde gidilmeli. Yağmur az ama her türlü ot çıkmış. Enginarlar lezzetini bulmuş. Birkaç günlüğüne ben de bu Akdeniz gastronomi cenneti Kıbrıs’ta idim. Zeytinlik köyünde muhteşem bir butik otelde konakladım, Kıbrıs Türk misafirperverliğini tekrar hatırladım… Ama ziyaretin maksadı o değildi. Bir yandan Girne Amerikan Üniversitesi’nde “Ankara’nın gözünden Kıbrıs Müzakereleri” konulu bir konferansa katılmak, diğer yandan da Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu ve Dışişleri Bakanı Özdil Nami ile mülakatlar yapmak, olabildiğince “sokaktaki” adamla konuşup “Kıbrıslı ne diyor? Sorusuna cevap aramak durumundaydım. Nitekim Cumhurbaşkanı Eroğlu ve Dışişleri Bakanı Nami ile uzun sohbet etme imkânım oldu; 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve kadim dostum Mustafa Akıncı ile ayaküstü sohbet olanağı yakaladım. Kıbrıs Türk halkı mevcut sürece nasıl yaklaşıyor?

Cumhurbaşkanı Eroğlu çok net konuştu: Annan planı sürecinde aslında kimse bilinçli olarak oy vermedi. AB üyeliği çok önemli bir unsurdu. Denildi ki, maaşlar iyi olacak. Şartlar iyileşecek? Yoksa bu plana evet diyenlerin 4'te 3.5'u ne olduğunu bilmeden oy verdi. Genel bir kanaat Kıbrıs’ta imza noktasına gelecek bir anlaşmayı herkes istiyor. Özellikle benim imzalayacağım bir anlaşmayı KKTC'de kimse karşı çıkmayacaktır. Hristofyas oturduğumuzda bana dedi ki, “çok şanslısın çünkü karşımda ben (yani çözüm isteyen birisi) varım” dedi. Ben de dedim ki, “asıl sen şanslısın çünkü Türk toplumu anlaşmaya evet demeye hazır.” Şimdi bundan emin değilim… Ama her halülarda benim imzalayacağım anlaşmaya Kıbrıs Türk halkı büyük oranda “evet” diyecektir. Türk tarafı bu kadar çözüm istiyor ise daha fazla taviz vermesi mi gerekecek? Eroğlu: “Olur mu öyle şey. Çözüm istemeyenin ödüllendirilmesiyle ne elde edilecek? Bana Alexander Downer'in söylediği bazı şeyler var. Unutmadım, Downer benden Rumların reddedemeyeceği bir şey vermemizi istedi. Rum tarafı Annan Planına hayır demiş daha ne vereyim, “Annan Planı’na hayır diyenler mükâfatlandırılacak mı?” dedim. O zaman ben de Annan'a o zaman hayır dedim. İlk önce beni mükâfatlandırın dedim. Anastasiadis şu anda ben halkımın tekrar hayır diyeceği bir anlaşmaya imza atmam çünkü hayır demeleri bölünmüşlüğü tescilleyecektir diye düşünüyor. Umutlu musunuz? Mutlu muyum değil miyim ben de bilmiyorum. Umutlu olmaya çalışıyorum. Birkaç görüşmeden sonra karar veririm...

Eğer ABD bizi pohpohlamasaydı, Obama Ban Ki-Moon pohpohlamasaydı diyecektik ki biz bu işi 3 ayda bitirirdik. Ama herkes devreye girdiğine göre bizi oturun oturun diye zorlayacaklar diye düşünüyorum. Aslında kısa bir sürede bitirmemiz lazım. Önceden Mart Nisanda referandum diyebiliyorduk. Şimdi onca ay ortak açıklama diye diye geçirilince onu söylemekte zorlanıyoruz. Bizim için ne kadar erken Kıbrıs Türk halkını memnun edecek bir anlaşmaya varabilirsek bizim için o kadar önemlidir. Takvim önerimizden ziyade, biran önce halledelim dedik ama henüz takvim koyamadık. Ankara'nın tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Ankara müttefikleriyle işbirliği içerisinde olmuştur. Bizimle de müttefikleriyle de işbirliği içinde olmuştur.

Bizim için önemli olan müzakerelerin başlamasıdır. Ama tabii ki bir ortak açıklama yapmakla her şey bitmiyor. Müzakereler başlayınca sorun olumlu bir mecraya girer düşüncesi hâkim. Müzakere masasında şimdi 6 başlık var. Bu başlıkların tartışılması önemli. Sadece bir tarafı memnun edecek, yani sayın Anastasiadis’in dediği gibi, Rum halkını memnun edecek bir plan ya da benim için sadece Türk halkını memnun edecek bir plan olmaz. Her iki kesimi de memnun edecek bir ortak çözüm bulabilirsek o plan geçer. Halk yeni sürece nasıl bakıyor? Annan planında evet diyenlerin 4'te 3.5’u o planı detaylı biçimde incelemedi. Dolayısıyla o plan referandumunda yapılan propaganda çok etkili olmuştu. Birçok şeyi vatandaş görme gayreti içine girmemişti. Sadece o propaganda dönemi içerisinde verilen vaatler; lüks villalar, askerlik kalkacak, maaşlar euro olacak, devlet memurlarının maaşları yükselecek gibi…

Bu vaatler çok güzel pompalandı… Bu ifadelerle halk evet demeye koşullandırıldı. Ben siyasi hayatımda böyle vatandaşı etki altına alacak bir propaganda görmemiştim. Televizyon, meydanlar kullanıldı. Her şey kullanıldı ve başka şeyler de kullanıldı. AB'den ve ABD'den maddi yönde pompalanan şeyler de oldu. Mesela ABD'liler açıkladı biz 30 milyon dolar harcadık diye… Buna rağmen yüzde 65 evet çıktı ama yüzde 35 hayır çıktı. Rum tarafında ise hayır için kampanya yürütüldü. AKEL Bile “evet” derken son anda “hayır”a döndü. Şimdi yine Rumları tatmin eden bir anlaşma hazırlayalım diye bir anlaşma düşüncesi içine girilirse, bu da Türklerin evetlerini hayıra döndürecektir. Onun için dengeli bir anlaşma ile ancak, evet çıkabilir. Neticede Kıbrıs Türk halkı da 1974ten sonra bir yaşam şekline alışmıştır. 1974’te özellikle 1975te güneyden ve Türkiye’den gelen göçmenler henüz doğru düzgün yerleşmiş değildi. Hayat derdindeydi. Şimdi aradan 40 yıla yakın bir süre çıktıktan sonra bazı gerçekleri görerek müzakere masasına oturulması gerekir.

Kıbrıs Türk halkı körü körüne evet diyeceğini zannetmiyorum. Rum Kesimi'ndeki ekonomik kriz çözüm sürecini etkiler mi? Bizim bazı çevreler bütün KKTC’deki olumsuzlukları çözümsüzlüğe bağlıyordu. Ben de diyorum ki, AB ülkelerinden Yunanistan’dan başlasak krizde, güney Kıbrıs aynı şekilde, İspanya Portekiz, İrlanda öyle.. Bazen de hükümetlerin beceriksizliklerini unutturmak için bunlar söyleniyor. Ekonominin başına ABD’den biri oturacak değil yine buradan biri oturacak. Kendi beceriksizliklerimizi başka yerlere bağlamayalım.. ABD'nin ilgisini? Doğu Akdeniz ve orta doğudaki menfaatleri var. Benim ya da Rum’un kara kaşına gözüne niye gitsinler. Büyük devletlerin menfaatleri her zaman küçüklerin menfaatlerinin önünde gelir ne yazık ki... Tabii Türkiye'yi kastetmiyorum bu konuda. Türkiye 2004 yılında devreye girmeseydi Kıbrıs Türk halkı yüzde 64 oranıyla evet demezdi. Ki Türkiye o zaman ekonomik olarak çok daha zor durumdaydı. Şimdi en güçlü zamanında ekonomik olarak... Tabii şimdi değişik durumlar var, siyasi partiler arası olaylar var. Gezi olayları var ama Türkiye yine Ekonomik olarak çok güçlü durumdadır. Çözümün koşulları: Kıbrıs sorununu çözümünü türküye başından beri istiyor. 2004te Annan planı bizim lehimize olsaydı ben evet derdim. Ben Derviş Eroğlu olarak Kıbrıs Türk halkının menfaatine olmadığını düşünerek hayır kampanyası başlattım. Evet deyip ben de alkış alabilirdim. Bir insan bir kere aldanır ikinci kez aldanırsa o adama ne ad takarlar bilemem... Türkiye’nin dış politikası tabii ki bizim ilgilendirir ama benim temsil ettiğim KKTC Halkıdır. Eğer KKTC'yi yapacağım anlaşmayla halkı yapacağı anlaşmayla Rum’un altına girmeye mahkum edecekse, yama yapacaksa istemem.

Tabii bunu yüzde yüz eminim ki, Türkiye de istemez. Ama ille de bu anlaşmaya imza koy, Rum’un insafı altına gir denilirse o benim için bir anlaşma da olmaz. Buradaki halk da bir nevi Türkiye’nin halkıdır nüfusun (350 bin kişi) yarısından fazlası, çifte vatandaştır. Benim Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan ile kapalı kapılar ardına yaptığımız görüşmeler vardır. Kapalı kapılar arkasında ne konuştuğumuzu biz biliriz. Ama siz eğer ABD'nin anlaşmasıyla Kıbrıs Cumhuriyetini isim değişikliğiyle Kıbrıs federal devleti yapacaksınız; iki bölgelilik kalkacak, dolayısıyla siz bu Kıbrıs cumhuriyetinin altına gireceksiniz, emlakin 4 te 3ünü Rum’a vereceksiniz aranıza gelmek isteyen Rumlara da kapınızı açacaksanız derseniz benim burada yapacak anlaşmam kalmaz. Böyle bir anlaşmaya imza atarsam, önce ben sonra oy verenler lanetleyecek. Eğer Kıbrıs Türk halkı bu topraklarda yaşamayacaksa biz 50 senedir ne çekiyoruz. Biz 50 yıldır dünyanın ambargosu altında yaşıyoruz. Bir çıkış kapımız Türkiye. Eğer bir anlaşmayla dış dünya bize açılmayacaksa, Rum’dan izin alarak sokağa çıkacaksak, 150 bin insanımız da göçmen durumuna düşecekse ve ben bu anlaşmaya evet dersem bu halkın beni lanetlemesi lazım. Egemenlik konusu? Biz 4 seneden beri Kıbrıs konusunu müzakere ediyoruz. Elbet bizim de dış ile ilişkilerimiz olacak. Bunlar müzakere masasında. Ortak açıklamada yok ama Türk tarafı olarak önerilerimiz masadadır. Ne Talat'ın ne benim önerilerimi masadan çekmedik.

Tabii ki görüşmelerde daha önce ortaya konulan öneriler de görüşülecek ve tartışılacak. Ben masaya Anastasiadis’i tatmin etmek için oturmuyorum. Tabii ki, benim halkım Rumlardan çok daha samimi biçimde bir anlaşma istiyor. Ama halkımın memnun olacağı bir anlaşmayı halkın önüne koymam lazım ki kabul görsün. Eğer anlaşma olmazsa Artık radikal kararlar alıp masaya oturmayacağız ve KKTC'nin tanıtılması yaklaşımınız var mı? Her şeyin bir sonu olması lazım. 50 yıldan beri müzakere masasında uğraşıyoruz. Her şeyin sonu olması lazım. Müzakereler ya anlaşmayla ya da anlaşmamayla biter. Geçenlerde sayın (Dışişleri Bakanı Ahmet) Davutoğlu'nun bir televizyon programında yaptığı konuşma vardı. Şimdi “şöyle ya da böyle Kıbrıs konusu bitmeli” dedi. Bazıları nasıl olursa olsun bitecek diye yorumluyor.
Ama ben öyle yorumlamadım. Neticede şu anda 2 kurucu devlet var. Anlaşamazsak mevcut durum devam edecek. Anlaşırsak, federal bir Kıbrıs olacak diye anladım sayın Davutoğlu’nun söylediği şeyi... Garantiler konusu? Bütün devletler egemendir. Hiçbir devletin anayasasında tek diye yazmaz. Ama Rumlar tek diye tutturdu.

Dolayısıyla her devlet egemendir. Bizim şu an bir meclis kararımız vardır. Türkiye’nin fiili varlığı garanti kapsamında devam edecektir diye. Bu yürürlüktedir. Bizim önerimiz garanti konusunu, 3 garantörün ve bizim yani Türk ve Rum liderlerin katılımıyla bir zirve yapalım ve orada dillendirelimdir. Bazı uzlaşmazlıkları da orada görüşelim istiyoruz. Annan Planında ben bu kadar insanın göçmen olmasını, aramızda bu kadar Rum’un olmasını, Türk askerinin sayısının bu kadar düşürülmesi gibi konuları benimsemedim. Ben ekonomik olarak bunun gerçekçiliği olmadığını söyledim. Bana göre Annan Planı ortadan kalkmıştır. Taraflardan biri reddettiği taktirde planın zaten ortadan kalkacağı yazıyor planın kendisinde dolayısıyla Annan Planı ortadan kalkmıştır. Türkiye’ye özel statü Kurucu Türk devletinin Türkiye ile ayrıcalıklı diyaloğu ve ilişkisi devam edecektir. 59-60 anlaşmalarındaki gibi sürecektir. Hatta Hristofyas ve Talat masadayken, Türk vatandaşlarının da serbest dolaşımlarıyla ilgili bir mutabakat vardı. Tabii Anastasiadis bunu reddedecektir ama bizim için bu ayrıcalıklı durum devam edecektir. Çapraz oylama: Anastasiadis çapraz oyu kabul etmez. Müzakerelerin sıralamasın gitmesi? Rumlar önce garanti ya da toprak konusunu görüşmeyi talep ederse anlaşmaya niyeti yok demektir. Onun 5li toplantıda konuşulması gerekir. Rum tarafı tabii 5li toplantıyı kabul etmiyor onların istediği BMGK üyeleri ve AB de katılsın. Herkes gelsin istiyorlar. Ortak Açıklama metninde bazı soyut şeyler vardır. Biz bunları somut hale getirmek için müzakere edeceğiz. Biz Rumlardan farklı olarak bu ortak açıklamayı müzakerelere başlama enstrümanı olarak görüyoruz. Yüzde yüz metne bayıldım diyemem ama bu bir ortak açıklama metnidir. Rum’un istemlerinin de bizim istemlerimizin de o kağıtta yer alması gerekiyordu ki, ortak açıklama kağıdı olsun. Dolayısıyla bu bir enstrümandır.

Mesela ben o kâğıtta hiçbir taraf diğeri üzerinde egemenlik ve otorite iddiasında bulunamaz ifadesi olsun isterdim. Örneğin garanti anlaşmasında da bir madde vardır o da girdi oraya, ayrılma ve bir başka devlete bağlanma yasaklanmıştır. Onu soktur mesela buraya. Ama o girerken oraya bir cümle daha koyacaktık 'Herhangi bir durum değişikliğinde bir taraf diğeri üzerinde egemenlik kuramaz, ya da kibrisin bütününü ya da diğerini temsil etme kapasitesi olmayacaktır.' diye... Ama onun yerine başka bir cümle girdi, 'Herhangi bir ahval ve şeraite aykırı düşecek unsurlar yasaklanmıştır' diye. Biz daha net bir cümle yazmak istedik. Görüşme sıralaması? Biz diyoruz ki önce oturalım yönetim ve güç paylaşımı, ekonomi, AB ve mülkiyet konularında anlaşalım. sonra konu geliyor toprak ve haritaya… Haritayı da 3 garantör ve biz toplum liderleri olarak cumhurbaşkanları olarak değil oturup haritayı konuşalım. 5li toplantıda eğer başka pürüzler varsa, onu da halledelim. Tabii şu anda müzakere masasına ne getirecekler harita ile ilgili göreceğiz. İyi güzel de Dışişleri Bakanı Nami ne demekte gelişmelerle ilgili olarak? Ona da yarın değinelim. 

GAU İLE GURURLANDIM ........ 

Geçen hafta adada idim. Ziyaretin
esas nedeni Girne Amerikan Üniversitesi’nde “Ankara’nın gözünden Kıbrıs Müzakereleri” konulu bir konferansa katılmaktı. 19 Temmuz’da Yakındoğu Üniversitesinde benim de organizasyon komitesinde yer aldığım “Enerji ve yaşam kaynakları açısından Kıbrıs” konulu bir panel düzenlemiştik. Yakındoğu Üniversitesi’nin imkânlarına ve kapasitesine hayran kalmıştım o zaman. Daha Önce de Doğu Akdeniz Üniversitesini ziyaret imkânım olmuş, yaşadığı onca sıkıntıya rağmen üniversitenin nasıl hayatiyetini etrafına da hayat vererek idame ettirdiğini gururla görmüştüm. Girne Amerikan Üniversitesindeki seminerde Rektör Profesör Doktor Yıldırım Öner’in gururla anlattığı gerek GAÜ’nün gerekse KKTC üniversite sektörünün başarı hikâyesini anlatırken de çok gururlandım. Cumartesi sabahı GAÜ Rektörü ve Kurucular Kurulu Başkanı Serhat Akpınar ile eski çevre bakanı ve GAÜ CEO’su Asım Vehbi ile Lefkoşa sur içini; Arapahmet, eski hastane ve Selimiye bölgelerini birlikte dolaşıp, GAÜ’nün çevre koruma merkezli yeni planlarını dinlerken kıvanç duymamak mümkün değildi. Memduh Erdal ağabeyimiz GAÜ adımlarını atmaya başladığında böyle bir eser düşünmüş müydü bilemem ama mevcut ekibin gerçekleştirdiğini görünce ben ileride daha neler yapılabileceğini doğrusu merak etmeye başladım. Kuzey Kıbrıs’ın tüm sıkıntılara, tanınmamasına ve üzerine örtülen “yalnızlık” acımasızlığına rağmen üniversiteleriyle çöldeki vaha gibi hayatlara yaşam gücü sunmasını; dünya ile kenetlendiğini veya kenetlenmeye çaba sarf ettiğini görmek kıvanç verici bir durum. Elbette ki sorunlar var, eksiklikler var ama kat edilen yol az değil ve buna katkı koyan tüm girişimcilere ve hocalarımıza saygı ve şükranlarımızı sunmak durumundayız.
Bu haber 489 defa okunmuştur
  • memet    - 17.02.2014 sen parlak fikirlerini kendine sakla canım gazel okuma.
  •    - 17.02.2014 MAYDONOZ MAYDONOZDUR DEREOTUNA MAYDONOZ DERSEN IS DEGISIR. BEN DE PAZARCILIK YAPTIM AMERIKADA BROOKLYN CADDESINDE MUSTERILERIM ELIT VE GUVENILIRDI AMA HIC BIR ZAMAN DEMEDIM KI OBAMA HAKLI OLMALIDIR. VE YA HAKSIZDIR.
  • Paca ince  NY - 17.02.2014 Pacali dona yama olma meraklisi coktur bizde. O yuzden once bir guzel yamaniriz sonra uzerimize sidiklenince de kiyameti kopaririz. Uzerimize sidiklenir deyi.
  • devletinizin kıymetini bilin. mehmet   - 17.02.2014 Kıbrıslı Kardeşlerim. Devletinizin kıymetini bilin. Bakın Iraktaki Türkmen Kardeşlerimizin Devleti olsaydı sizin gibi terörden ezilirler miydi. Bu durum bir tarafa Filistin'in Devleti olsaydı İsrail'in elinde köle gibi yaşarlar mıydı? Devletinizi Rumlara feda etmeyin bence Bazı şeyler kaybedilirse değerini anlasanız bile geri kazanamazsınız. Elinizdekilerin kıymetini bilsin KKTC halkı. Yoksa sonuç hüsran olabilir aynen filistinde ve ırak ta olduğu gibi
  • isimsiz gardash suleyman  londura - 17.02.2014 o Nami Bey in kendi fikircigidir ona da sormazlar ne de mavroyanniscige. Eger USA isi bitirmeye karar verdiyse ve toplumlarin 1 tanesinden bile ' Hayir'cikma ihtimalini gorurlerse nah referanduma sunarlar ayni 1960 daki gibi olacak . Yani referandum olup olmamasi o günkü nabız yoklama sonuclarina baglidir merak etme cuvalladigim bisiy yok :))
  •    - 17.02.2014 SULEYMAN -LONDRA.ANLADIGIMA GORE OLAYLARI TAKIP EDEMIYORSUN.NAMI BEY DISISLERI BAKANI DEGIL MI?E BOYLE BIR ACIKLAMASI DA YOK MU?VAR TABII.NEYMIS O?ISTE SUNU SOYLEDI: 'KAPSAMLI COZUMU REFERANDUMA SUNACAGIZ.HALKIN HAYIR DEMESINI BEKLEMIYORUM.AMA HALK HAYIR DERSE DE NABZINI OLCMUS OLURUZ!' NE DEMEK ISTEDIGINI KENDISI DE ANLAMADI YA!REFERANDUM NABIZ YOKLAMA ISI DEGILDIR KI!EVET,HANI DE HALKA SORMAYACAKLARMIS.ISTE BURADA YANILDIN.OLAYLARI IYI TAKIP ET KI CUVALLAMAYASIN.
  •    - 17.02.2014 HAKLISIN.BIZE 1960'TA DA SORMAMISLARDI.BOYLE ALICENGIZ OYUNLARIYLE ORTAYA CIKACAK COZUMLERDE HALK NE OLDUGUNU EN SON ANDA ANLAR KI ISTE O ZAMAN DA IS ISTEN GECMIS OLUR.BEN HAYALI BIR CEVAP VERDIM.BUNU ANLAMAK ZOR DEGILDI KI.
  • size sorulacagini suleyman  londura - 17.02.2014 kim garanti edip de soyledi be yegenler ama da ayaklandiniz hemen ? :)
  •    - 17.02.2014 BEN DE OYUMU HAYIR DIYE VERECEGIM.CUNKU INANCIM VE ONGORUM DIYOR KI GELECEK OLAN COZUM KIBRISLITURKLERIN HAYRINA OLMAYACAKTIR.BU TOPLUMA, TEK BASINA BAGIMSIZ HAREKET ETMESI ICIN ASLA FIRSAT VERMEYECEKLERDIR.
  • Hic Dusunmuyorum ince  NY - 17.02.2014 Sayet uyarda gelirsem o zmana cevabim 'HAYIRDIR' benden kimseye yama paca olmaz. Oncelilere insanlara sorulmali ozgurmu olmak istersiniz yoksa rumlar ile mi yasamka diye. Yahut ozgurluk mu Yoksa yine TC ile mi ; son sik olarak da su anki KKTC mi? Oyum Bagimsiz bir KKTC dir hep. Ne TC ne RUm.

:

:

:

: