UBP’de yolsuzluk iddiaları ve çağdaş dünyada siyasi partilerin denetimi

KKTC’de halen gündemi meşgul eden konulardan biri de özellikle seçim dönemi olmak üzere UBP’deki yolsuzluk iddialarıdır.
KKTC’de halen gündemi meşgul eden konulardan biri de özellikle seçim dönemi olmak üzere UBP’deki yolsuzluk iddialarıdır. Peki, çağdaş modern bir devletde böylesi iddialar karşısında ne yapılmaktadır? Sözde AB muktesebatına uyum süreci yaşayan ülkemizde “Siyasi Partilerin Denetimi” açısından bir Avrupa ülkesi olmaya acaba layık mıyız? Bu soruların yanıtını öğrenmek için makaleyi sonuna kadar okumanızı öneriyorum.

Öte yandan KKTC’de siyasi partiler yasasının değişikliği gündemde iken Türkiye’de Anayasa Mahkemesinin bir partiye ilişkin geçtiğimiz ay denetleme raporu açıklandı. Bu raporun özellikle de iktidar partisine ait olması dikkat çekicidir. Bizde ise maalesef böyle denetimler gündemimizde yer almamaktadır. Bizim tekderdimiz siyasi partiler yasasını değiştirerek milletvekili transferini engellemek. Oysa, bizim gibi kıt kaynaklara sahip olan ve teknik olarak Yunanistan’dan dahi kötü mali yapıya sahip ülkelerde optimal kaynak kullanımı için “GÜÇLÜ DENETİM”in olmazsa olmaz olduğunu halen kavramış değiliz. Elbette, bu denetimin bir boyutu da Siyasi Partilerin denetimidir.

Siyasi Partilerin KKTC’de denetiminin ne derece önemli olduğunu anlatmak için öncelikle siyasi partiler neden denetlenmelidir?, Avrupa Birliği’nde (AB) siyasi partiler nasıl denetlenir? Türkiye Cumhuriyeti’nde (TC) siyasi partiler nasıl denetlenir? sorularını aşağıdaki gibi yanıtlanmaya çalışacağız.

SİYASİ PARTİLER NEDEN DENETLENMELİDİR?

Siyasi partilerin neden denetlenmesi sorusuna yanıtı demokrasi kavramı içinde değerlendirmek gerekmektedir. Açıklık yani şeffaflık ve hesap verebilirlik rejimi olan demokrasilerde;yalnızca yasalara uyumun sağlanması değil gerek idari gerekse mali yönden kamuoyuna açıklamayı ve kamuoyunun bilgilendirilmesi öngörülmektedir. Mademki, Siyasi Partiler demokratik hukuk devleti içerisinde ülkeyi şeffaf ve hesap verebilir şekilde yöneteceklerini iddia etmektedirler öncelikle bunu kendi partileri için yaptıklarını göstermelidirler. Yani, öncelikle kendileri kural ve temel ilkelere göre faaliyetlerini yürüttüklerine dair kamuoyuna karşı şeffaf olup hesap verebilirliğin gereği olarak denetime tabi olmalıdırlar. Bu bağlamda, siyasi partilerin asli görevlerini yerine getirmek için denetim müessesesi emniyet supabı işlevi görmektedir.. Bunun yanında siyasi partilerin denetimini gerekli kılan diğer bir husus devletten katkı almalarıdır. Yani, vatandaştan toplanan vergilerin bir kısmı siyasi partilere gitmektedir. Dolayısıyla, vatandaştan toplanan vergilerin rasyonelce kullanıldığını denetlemek devletin asli görevleri arasındadır.

AVRUPA BİRLİĞİ’NDE SİYASİ PARTİLER NASIL DENETLENİR?

Türkiye’nin de üyeleri arasında bulunduğu Avrupa Konseyi ParlamenterlerMeclisi 2001 tarihli ve 1516 sayılı Tavsiye Kararında üye ülkelere siyasi partilerinfinansmanı ve seçim harcamalarıyla ilgili düzenlemeler yapmaları çağrısındabulunmakta ve devletlerin siyasi partilerin hesaplarını ve seçim kampanyalarıylailgili harcamalarını denetlemek üzere yeterli yetkilerle donatılmış bağımsız denetimbirimleri kurmasını teşvik etmektedir (Council Of Europe, 2001). Ancak budenetimin kim tarafından yapılması gerektiği konusunda bir uzlaşıdan söz etmekolanaklı değildir. Genel bir kanaat olarak ifade etmek gerekirse siyasi partilerin malidenetimini yapacak olan kurumun vereceği kararların siyasi partileri birçok açıdanetkileyebilecek olması ve özellikle partilerin halk nezdindeki itibarları üzerindeönemli neticeler doğurma ihtimali bulunması nedeniyle bu görevi icra edecekkurumun, siyaset kurumundan bağımsız bir kurum olması gerekliliği mevcuttur. 

TC’DE SİYASİ PARTİLER NASIL DENETLENİR?

Türkiye’de Siyasi Partiler Kanunu (SPK) Anayasa Mahkemesine siyasi partilerin mali denetiminde Sayıştay’dan yardım sağlama konusunda takdir hakkı verirken, SPK’ya göre daha yeni tarihli bir kanun olan 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun (AMK) gereğince Anayasa Mahkemesinin siyasi partilerin mali denetimini yaparken Sayıştay’dan yardım alması zorunludur 
 
Anayasa Mahkemesi geçtiğimiz günlerde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) 2009 yılına ilişkin mali denetim raporunu açıkladı. AKP’nin 2009 yılına ilişkin mali denetiminde, parti yöneticilerinin çocuklarının uçak biletlerini de, personelin kartvizit giderlerini de parti harcaması saymadı. “Bayram çikolatası için partiye alındı” denilen çikolataların ise bakan danışmanlarına gönderilmesi nedeniyle parti giderinden sayılmadı

Anayasa Mahkemesinin denetimine rağmen TC’de siyasi partilerin finansmanına ilişkin eleştiriler gelmektedir. Şöyle ki; Avrupa Birliği bünyesinde faaliyet gösteren “Yolsuzluklarla Mücadele Grubu” GRECO’ya göre Türkiye’de siyasi partilerin finansmanı konusunda ‘ciddi sıkıntılar’ bulunuyor. En son 23 Mart 2012’de Türkiye’de siyasi partilerin finansmanıyla ilgili kapsamlı bir rapor yayımlayan GRECO, Türkiye’ye siyasi partilerin finansmanı üzerindeki denetimlerin artırılması tavsiyesinde bulunmuştu. Partilerin finansmanıyla ilgili ihlallerin ve yolsuzlukların soruşturulması ve kolluk kuvvetleriyle daha yakın işbirliği de dâhil olmak üzere “siyasetin finansmanının proaktif bir şekilde denetlenmesi” çağrısında bulunan GRECO ayrıca Türkiye’de siyasi partilerin denetiminin sınırlı olduğunu ve partilerin kendileri tarafından sağlanan bilgilerin ötesine geçmediğini vurgulamıştı. Dünyada yolsuzluğun en az olduğu ülkelerin başında bulunan Danimarka’da siyasi partilere yapılan bütün bağışlar şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmak zorunda. Partilerin ‘gizli bağış’ adı altında kişi ya da kurumlardan bağış alması mümkün değil. Buna rağmen hâlihazırda iktidarda bulunan Sosyal Demokrat Parti, partilerin finansmanıyla ilgili yasanın daha da sertleştirilmesini istiyor. Konu en son Birleşmiş Milletler Dünya Yolsuzluk Endeksi’nin açıklanmasının akabinde gündeme gelmiş ve Başbakan HelleThorningSchmidt, “yolsuzluk endeksinde Danimarka’nın pozisyonunu korumak istiyorsak siyasi partilerin finansmanı konusundaki kanunu geliştirmeliyiz.” Demişti .

PEKİ BİZDE(KKTC) DURUM NASIL?

Belki şaşılacak ama halen değişmemiş şekliyle 10 /1975 SayılıSiyasi Partiler yasasında denetim ile ilgili açık ve kesin hükümler yer almaktadır. Mevcut yasanın aşağıdaki 51. ve 52. maddeleri herhangi bir tartışmaya fırsat vermeyecek şekilde açık ve nettir.

Madde 51: Partilerin genel merkezleri, genel kongrelerine sundukları kesin hesap örneğini, genel kongrenin bu konuda aldığı kararın bir örneği ile birlikte ve genel kongrelerinin bitiminden itibaren en geç iki ay içinde, Anayasa Mahkemesi olarak Yüksek Mahkeme Başkanlığına vermek zorundadırlar.

Madde 52: Anayasa Mahkemesi olarak,Yüksek Mahkeme, kesin hesapların alınmasından
başlayarak bir yıl içinde, kendisine verilen bilgilerin belgelenmesini ilgili partilerden her zaman isteyebilir ve gerekli görürse evrak üzerinde inceleme yapar; partilerin genel merkezinde ve örgütünde doğrudan doğruya veya kendi üyeleri arasından seçeceği bir vekil eliyle yahut Başsavcılık vasıtasıyla inceleme ve araştırmalar yapabilir. Bu maksatla tarafsız, resmi görevi bulunmayan bilirkişi görevlendirebilir. Anayasa Mahkemesi olarak Yüksek Mahkeme, ilgili partinin temsilcisinden yazılı mütalaa isteyebilir. Gerekli görürse onları sözlü olarak da dinleyebilir. Anayasa Mahkemesi olarak Yüksek Mahkeme, incelemeleri ve araştırmaları sonucunda, o partinin gelir ve giderlerinin doğruluğu ve yasaya uygunluğu hakkında ve yasaya uygun olmayan gelirler ile giderler dolayısıyla de bunların Hazineye gelir kaydedilmesine karar verir.

TÜRKİYE’DE ANAYASA MAHKEMESİ ÇOK GÜÇLÜ İKTİDAR PARTİSİ İÇİN DAHİ DENETİM YAPIP BUNUN SONUÇLARINI KAMUOYU İLE PAYLAŞIRKEN BİZDE İSE BİRÇOK
SPEKÜLASYON VE YASANIN AÇIK HÜKÜMLERİNE RAĞMEN DENETİM YAPILMAMASI MANİDARDIR. ÖZELLİKLE YASA ÇIKARARAK MEMLEKETİ DÜZLÜĞE ÇIKARACAĞINI İDDİA EDEN CUMHURİYET MECLİSİNDEKİ BAZI VEKİLLERİN MEVCUT YASALARIN NEDEN UYGULANMADIĞI VE NASIL UYGULANABİLECEĞİ KONUSUNDA SÖYLECEKLERİ VAR MIDIR ACABA?
Bu haber 467 defa okunmuştur

:

:

:

: