Kanserle mücadele de her yol mübah

Bu adanın en önemli sorunu nedir?
Bu adanın en önemli sorunu nedir?
Bu sorunun cevabı hiç kuşkusuz “Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü” dür.
Mutlaka farklı cevaplarda olacaktır.
Ama her zaman sığındığımız mazeret bu değimlidir?
Her türlü olumsuzluğu “Kıbrıs sorunu” veya “Ambargolara” bağlamadık mı biz?
Yıllarca bu iki kelimeyi kalkan olarak kullanmadık mı?
“Eksiklikler vardır ama biz bir devletiz”
Bu yaklaşımla yıllarca kandırdık, kandırıldık.
Devlet her konuyla ilgili politikası olan ve bu politikaları uygulamanın gelenek olduğu mekanizmalardır.
Bir kere bizim devletimizin hiçbir konuyla ilgili politikası, standart bir uygulaması yok.
Daha öncede söyledim, biz de hükümetler devletleşir ve devlet olanaklarını esir alır.
Türlü yanlışlar yapılır, yapanın yanına yaptığı kar kalır, hesabını sandıkta veririm yaklaşımı bir savunma mekanizmasına dönüşür.
Bilinir ki sandıkta yapılması gereken avanta dağıtmaktır.
Bunu yapmak kazanmanın ilk adımıdır.
Ve adına da bize özgü bir dille “demokrasi” denir.
Demokrasi sadece sandıktan çıkmakla mı ölçülür?
İllaki çoğunlukta olanın istekleri mi öncelikli olacak?
Çoğunluğun, hak ve saygı anlamında azınlığın payına düşeni de korumasıdır demokrasi.
“Sandıktan ben çıktım. Benim istediğim olacak, ya da ben ne yaparsam doğru odur veya çoğunluk bende öncelikte bende” diyen bir yaklaşım ancak fırsatçılık olur.
Ve devlet yönetme değil, mevcut kaynakları tüketme de öncelikli olma kavgasına döner demokrasi.
Söylediğimiz gibi demokrasi herkesin haklarının korunması ve bu anlamda devletin de bunlara cevap verecek politikaları oluşturması ile bağlantılıdır.
Bu ülke her anlamda özürlüdür.
Bu ülkenin tüm mekanizmaları tıkanmış ve hastalıklıdır.
Hastalıklı olan bir yapı, hasta kendisiyken nasıl şifa verecek?
İnsan odaklı olmayan, insanı sadece sandıkta hatırlayan, benim çoğunluğum diye insanı bölen, ayrıştıran, tabanım, sempatizanım diyerek insanları politize eden, sempatizanı olmayana yaşama hakkı bile vermeyen bir sistemden insanı düşünmesini nasıl bekleyebiliriz?
Kıbrıs sorununun kolaycılığına ve kalkanına sığınıp yarattığımız sanal dünyada kendi kendimizin elini kolunu bağladık.
Elbette yapabildiğini yapmaya çalışan istisnalar çıktı ortaya.
Bunlara sahip çıkılıp önleri açılacağına hep kuşkuyla ve rakip olarak bakıldı.
Çünkü kimse seçilmişler ve onların çoğunluğu kadar her şeyi bilemez.
Her ne olursa olsun seçilmiş olmak, hep en iyiyi bilmek ve yapmak demektir bizim yarım yamalak coğrafyamızda.
“Kanser, vücudun kontrolü dışında çoğalan hücrelerin oluşturduğu tümörlerdir. Bu hücre çoğalması hiçbir kontrol mekanizması ile durdurulamıyor. Ve durum normal organların çalışma sistemini de bozuyor. Bütün dünyada kanser var. Ve yine bütün dünyada artıyor. Kanser bir yaşlılık hastalığıdır aslında. Kanseri tanıma oranları gittikçe artıyor. Ayrıca modern çağda, yaşam standartlarının değişmesi, alışkanlıkların değişmesi, hareketsiz yaşamın artması, kanserojen etkenlere daha fazla maruz kalınması kanserin artmasına sebep oluyor. Ülkemizde de artıyor. Ama maalesef bunu tam olarak ortaya koyacak istatistikî verilere sahip değiliz.”
Kanserle ilgili kısa tanımlama bu.
Yıllardır bir istatistikî bilgi deposu bile oluşturamamışız.
Hekimler baktıkları hasta sayısından yola çıkarak bir veri oluşturuyorlar.
Bir yaşlılık hastalığıymış kanser ama artık birçok etkenden dolayı yaş sınırı tanımıyor.
Çeşitleniyor, türüyor ve toplumumuzu kemiriyor.
Pahalı bir tedavisi var, tedaviyi karşılamakla devletin görevi bitmiyor.
Bataklığı kurutmadıktan sonra sinekleri öldürseniz ne olur ki?
1993 yılında yüz civarı kanser hastası vardı ki şuan hiçbiri hayatta değil.
Bugün yedi bini aşmış.
Yıllar geçmiş ve biz hala daha gıda güvenliği yasası ve denetimi konuşuyoruz.
Çevreden bahsedip, zehir saçan santrallere filtre bile taktıramıyoruz.
İşte devlet iradesi.
Bir de aç gözlü insanımızı konuşuyoruz.
Devletin bir kanser politikası var mı?
İstatistikî veri bile yok, en çok hangi bölge de, hangi türde yaşanıyor ve artıyor bu hastalık, o bölgedeki etkenler, olumsuzluklar nelerdir?
Nasıl bir yol izlenmeli, neden güney Kıbrıs ve Türkiye ile kıyas yapıyor hastalar ve oraları tercih ve talep ediyorlar?
Sevgili Raziye Kocaismail’in ve çevresindeki insanların hayat verdiği “Kanser Hastalara Yardım Derneği” diğer gönüllü dernek ve kuruluşlar gibi bu uğurda mücadele veriyor.
Dernek şuan zor bir dönemden geçiyor.
Kanser hastalarına hizmet, moral ve motivasyon sağlayan dernek çalışanları, hem DR. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi hem de başka merkezlerde çalışıyorlar.
Dernek maddi bir çıkmaz içinde, derneğin bütçesinden ödenen çalışanlar ve sağlıkçılar var.
Mutlaka devlet oluşturulacak bir politika çerçevesinde bu derneğe ve çalışanlarına yardım etmeli.
Gerekirse çalıştıkları alanda Hastane içerisinde istihdam etmeli.
Bu görev, bütçesi ve geliri belli olan bir dernekten çok insanına bu hizmetleri vermek zorunda olan devlete düşer.
Bu haber 523 defa okunmuştur

:

:

:

: