“Mezarlıklar vazgeçilmez insanlarla doludur”

Geçtiğimiz hafta, Kıbrıs sorununa çözüm bulma yolunda önemli bir adım daha atıldı.
Geçtiğimiz hafta, Kıbrıs sorununa çözüm bulma yolunda önemli bir adım daha atıldı.
İki taraftan özel temsilciler, anavatanların başkentlerine ziyaretler gerçekleştirdiler.
Elbette bu adım direkt olarak çözüme katkı yapacak bir hamle değil.
Ama özellikle yıllar içinde oluşan kemikleşmiş düşünceleri yıkma adına katkı yapacağı kesin.

Herkesin söyleyeceği bir şeyler vardır.
Bu girişim adanın bugüne gelmesinde sorumluluk sahibi garantörlere de eşit söz hakkı sağlarken, karşı tarafı hiç olmazsa dinleme imkânı da yarattı.
Aynen söylendiği gibi;
“Geç bile kalınmış bir adım”
Bu noktada İngiltere de garantör ülke olarak bu sürece sadece kendi çıkarları doğrultusunda değil, adanın getirildiği durumda ki rolü nedeniyle sürece katkı koymalı.
Bu gelişmeleri destek vererek takip ederken, adanın içsel hareketlenmelerine de şaşırdığımı söylemeden geçemem.
Güneyde koalisyon ortağı DİKO hükümetten ayrıldı.
Belki kendi çizgilerine ait düşüncelerin yarattığı normal ve beklenen bir durumdu.
Belki de Anastasiadis’ten başka bir şeyler alma adına siyasi bir manevra.
Ya da anlaşmalı bir siyasetle daha fazla bir şeylerin koparılmasına yönelik bir düşünce.
Bunların doğruluğunu ve yansımalarını zamanla tecrübe edeceğiz.
Ama tamamen içe yönelik ve sığlık tüten bir girişim.
Her türlü adıma normal bakmak ve düzeltmeye çalışmak hep altını çizdiğim gibi önyargılardan kurtulmak ilk yapılması gereken.
Aslında konuşulacak, yazılacak o kadar çok şey var ki.
Sevindirici nokta, daha yolun başında kuzey Kıbrıs’ta olumsuz ses verenlerin biri-ikiyi geçmemesi.

Belki farkında değiller, ama beslendikleri kaynağı kaybetmeme adına, tamamen kişisel korkulardan yarattıkları korku dünyalarında yalnızlar.
İnanın onları ciddiye alan çok az kişi var.
Çünkü bu toplum söylenenlerle, gerçekleri ayırt edecek noktaya çoktan geldi.
Artık hiçbir şey, gerçeklerden daha somut ve değerli değil.
Konu biraz dağıldı gibi ama bizim içsel gelişmelerimiz de var.
Bu gelişmelere sadece “gelişme” diyorum.
Çünkü yaşanan, yaşatılan, söylenen, yapılan her ne olursa olsun, sığ ve kişisel çıkarlara hizmet etmekten başka bir işe yaradığı yok.
Adına siyaset veya politika, ya da ideoloji, çizgi, inanış, belli bir düşünceyi temsil etme, gibi ağırlığı olan inanışlardan çok uzak tamamen, kişisel, partisel kazanç için yapıldığı açık seçik ortada olan “çok güzel hareketler bunlar” diyebileceğim olaylar yaşanıyor.
Adı da çok kutsal;
“Yerel seçimlerde sağda işbirliği”
Kime karşı işbirliği?
Sol partilere ve ağırlıkla hükümetin büyük ortağına karşı.
Hükümet ortaklarından DP-UG koalisyonun büyük ortağı UBP ile işbirliğini görüşüyor.
Acaba dünyanın bir başka yerinde böylesine bir “demokrasi hoşgörüsü” var mı?
Zannetmiyorum.

Bizim kadar “hoşgörülü bir demokrasi” her halde başka bir ülkede yok.
DİKO’nun kararını ve bu kararın sebebi olabilecek düşünceleri paylaşmıştım.
Bir kez daha söyleyelim;
Bu bir özenti durumu değildir.
Ama bir hükümet için sorun yok diyecek kadar kararlıysanız, hükümet ortağına karşı bir başka siyasi partiyle işbirliği yapmak ne kadar doğrudur?
Bir başka nokta;
Bu iki siyasi partinin, bu işbirliği için çok da hevesli olmadığı açık.
Bu zemini yaratanın da bir başka mercide, başka düşünceleri olan birinin olduğu da artık kesin.

İç çıkarlara hizmet edecek ve Cumhurbaşkanlığı seçimine endeksli, bu hoş olmayan hareketler ters etki yapacak.
Alışılmışın dışına çıkmak şart.
Kendiniz olun, düşüncenizin efendisi gibi davranın, değişin, farklılaşın, farkınız eğer ki varsa bunu her adımınıza yansıtın.
Fark yaratamayanlar, kırk yıllık bu kısır döngüde artık son virajda.
Değiştirmek için gelen, bunu vaat eden fakat değişmemek için direnen bu gibi düşünceler olduğu yerde kalmaya mahkûmdur.
Önemli olan yıllar sonra bile hatırlanacak, toplumsal kazanımlar yaratmaktır.
Buraya kadar gelmişken son günlerde çok sık duyduğum bir cümleyi paylaşmak istiyorum;
“Mezarlıklar vazgeçilmez insanlarla doludur”

Bu haber 590 defa okunmuştur

:

:

:

: