“Gören birinin, görmeyen birine anlattıkları var”

Biraz gündeme ara verelim.

Biraz gündeme ara verelim.
Zaten bu kısır döngü içinde, gündemi bıraktığımız yerde bulacağımız kesin.
Herkesin beklentisi farklı.
Ülkeden, devletten, hükümetten, başka başka beklentiler, başka başka öncelikler var.
Toplumun öncelikler, bireylerin öncelikleri, yöneticilerin öncelikleri haliyle ortaya çıkıyor.
Kötü olan beklenti ve önceliklerin ortak noktada buluşamaması.
Bu durum da tüm hayatımıza yansıyor.
Empati yapmamak, ya da “yapamamak” önemli eksikliklerimizden.
Söz konusu olan her neyse, sadece kendimize yakıştırıyoruz.
Başkasının sanki hiç hakkı yokmuş gibi.
İş, aş, ekmek, fazlası daha da fazlası, sadece bizim hakkımız.
Başkasının önüne geçmek, üstüne basmak, ezmek, artık gayet doğal ve de bunu savunmak.
Peki, bu hakları doğuştan veya sonradan kazanma hakkını bile kaybedenler.
Yaşamakla, yaşamamak veya yarım yaşamak arasında bocalayan insanlar.
Onların hakkını kim arayacak?
“Devletin gönderdiği “Özürlü Yoklama Belgesini” insan onuruna yakışacak, rencide etmeyecek şekilde ilgili olanlara gönderilmesini bu güne kadar sağlayamadık. Kimse kusura bakmasın engelliler konusunda Kıbrıs’ın kuzeyi topyekûn sınıfta kaldı.
Bu insanların yaşadıkları zorlukları anlayabilir miyiz? Bir an için gözlerinizi kapatın ve yürümeyi deneyin. Ya da kulaklarınızı kapatın. İşitmeye çalışın. Veya bir sandalyeyi vücudunuzun bir parçası olarak düşünün. Öyle kabul edin. Bu sandalye üzerinde günlük hayatın koşuşturmasını yapabilmeyi deneyin. Bir evde, bir oda da, bir yatakta, bir kanepe de yıllar, aylar, günler, saatler harcamayı yapabilir misiniz? Bir düşünün. Tabi ki yapamazsınız. Tabi ki yapamayız. Peki, bunlarla yaşamak zorunda olan insanlar.”
Bu cümleleri yıllar önce bu köşeye taşımıştım.
Yeniden aklıma getiren ise, yazar Hasan Çakmak’ın görme engelli insanlar için çıkarttığı “Benim Gözümden” isimli kuzey Kıbrıs’ın ilk sesli kitabı oldu.
Önemli ve özellikli bir proje.
Nerden, nereye geldik?
Ortak noktada buluşabilmenin güzel bir örneğini yaşadık aslında.
Bir yıl sürmüş kitabın hazırlanması ve onlarca kişi tamamen gönüllü olarak katkı koymuş.
On deneme yazısı seslendirilmiş.
Kıbrıs’ı anlatan on yazı ve beni kitapla ilgili en çok etkileyen cümle;
“Gören birinin, görmeyen birine anlattıkları var”
Yıllar önce yazdığım yazıda seslendirdiğim cümlenin hemen hemen benzerlerini seslendiriyor sevgili Hasan Çakmak;
“Denizi hiç görmemiş birine siz denizi anlatmaya çalışıyorsunuz. Ormanı görmeyen birisine ormanın yeşilini anlatmaya çalışıyorsunuz. Duygu yoğunluğunu anlatmak gerekliydi. Bunun için çok çalıştık. Çok şeyler öğrendik bu süreçte.
Ben çağrı yapıyorum herkese, bir gün sadece bir deneyin birkaç dakika gözlerinizi kapayın ve günlük işlerinizi yapmaya çalışın. Yüzünüzü yıkamaya, elbiselerinizi gözleriniz kapalı bulmaya, seçmeye çalışın. İşte o zaman birçok şeyi anlayabilirsiniz. Bunları anlatan bir çalışma, bir proje yaratmaya çalıştık.”
Çok güzel ve anlamlı bir proje olmuş.
Devamını dilemekte, beklemekte bize de kalıyor.
Bir de tabi ki katkısı geçen herkesi kutlamak.

Bu haber 589 defa okunmuştur

:

:

:

: