İstikrar ve şeffaflık

“Parti Meclis’imiz, hükümet ortağımızın yerel seçimlere yönelik ittifak arayışlarını kabul edilemez bulmuştur.
“Parti Meclis’imiz, hükümet ortağımızın yerel seçimlere yönelik ittifak arayışlarını kabul edilemez bulmuştur. Ayrıca ortağımızın Kıbrıs sorunundaki tavrı ve hükümet programında yer alan reformlara dair tutumları da rahatsız edicidir.

Bu süreçte, Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun siyasal tavrını da değerlendiren Parti Meclis’imiz, kendisini makamının gerektirdiği tarafsızlık ilkesine bağlı kalmaya davet etmektedir. Bu bağlamda CTP Parti Meclisi, tüm bu konuları muhatapları ile görüşmek ve hükümetin geleceği dâhil her türlü seçeneği değerlendirmek üzere Genel Başkan ve Merkez Yönetim Kurulu'na tam yetki vermiştir. Bu çerçevede en kısa sürede hükümet ortağı ile bir görüşme talep edeceğiz.”

Cumhuriyetçi Türk Partisi, parti meclisi toplantısı sonrasında yapılan açıklamayla yazıma giriş yaptım.
Sağda yerel seçimlerle başlaması muhtemel ittifak kararından sonra konuyla ilgili alınan ilk karar bu.
Sonrasında bugün, hükümet ortakları konuyla ilgili görüşecek.
Mesele hükümetin bozulmasına kadar gider mi?
Zannetmem.
Açık söylemek gerekirse hükümet bozulsa ne olacak, bozulmasa ne olacak.
Veya yeni bir hükümet modeli oluşsa kime yarayacak?
Lütfen kimse “toplumu hükümetsiz bırakmayız” demesin.
Ülkedeki durum yedi ay önce neyse, bugünde o.
Günden güne her gelen ayni anlayışı ve esas değişmesi gerekenin sistem ve de toplum olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.
Ülkedeki durum normalin üzerinde.
Bu düşüncem özellikle müzakerelerin başlaması anlamında daha fazla bir anlam taşıyor.
Bizim bunları konuşmamamız lazım.
Fakat son altı ayda sadece iç siyaset ve kişisel çıkarlar çemberinde dönüyoruz.
Yine bir hükümet krizi sonrasında yazdığım bir yazıdan alıntıyla devam edelim;
“Ne kadar ağır bir yükümüz var.

Yazıma giriş yaptığım bu cümleyi daha öncede kullandım.
Çünkü bu cümleyi kullanmama sebep olan olaylar bitecekken yeniden başlıyor.
Ne kadar basit yaşıyoruz, ne kadar kolaycılığa kaçıp da, işimize gelenden ötesini düşünmüyoruz.
Sadece kendini, beraber değil de sadece tek kazanan olmayı o kadar benliğimize yerleştirdik ki.
Hem ağlarım, hem giderim misali, şikâyet ediyor ama vazgeçemiyoruz.
Son iki yıldır yaşanan siyasi istikrarsızlık, bu ülkeyi öyle bir duruma getirdi ki insanlar artık çareyi boş vermekte buldu.
Umut olanlar, reformları ardı ardına ve kısa sürede hayata geçirme sözü verenler popülizmin esas kurbanları oldular.
Hükümet bugün bozulabilirmiş?
“Aslında hangi hükümet bozulacak?” Sorusu esas konudur.
Ama olmayan bir şeyin bozulması doğaya da, mantığa da aykırıdır.
En baştan peşin peşin söyleyeyim;
Hükümetçilik oynamak kolaydır.
Fakat bu oyunu, yani hükümeti bugün için bozma lüksünüz yoktur.
İsteyen üzerine alabilir.
Bu iş çocuk oyuncağı, hatta masgaralık, hatta ve hatta garagözlük değil.
Bu güne kadar bu sahnede bu oyun böyle oynandı ama artık yeter.
Herkes mantığını, ciddiyetini, enerjisini olanlara göre değil, olması gerekenlere göre düşünsün ve ağzından çıkanlarla kulaklarının duyduğunu eşitlesin.”
Evet, yine bir kriz sonrası bu düşüncelere hayat vermiş ve sizlerle paylaşmıştım.
Yine ayni noktadayım.
Artık kavanozdan çıkma zamanı.
Kıbrıs Türkü azınlıktan, masada eşit statüde oturan, adanın kaderinde söz sahibi olacak noktaya geldi.
Odaklanmamız gereken mesele bu.
Bu ülkenin siyaset denen çaresizliğinde ne etik var, ne de olacak.
Bu durum, dün de böyleydi, bugünde böyle.
Etik denen yaklaşım sadece sözde.
Önemli olan istikrardır.
İçinde bulunduğumuz süreçte ihtiyacımız olan şeffaflık ve altını çizerek yeniden söyleyelim istikrardır.
Hem Kıbrıs konusundaki süreçte, hem de iç sıkıntılarımızın aşılmasında istikrar ve şeffaflık tek çıkar yol.
Gerçekten bu halka günah.
Bir kez olsun, kendiniz değil halkınız öncelikli olsun.
Bir kez olsun düşündüğünüzü değil, söylediklerinizi yapın.
Bir kez olsun şeffaf olun, olun ki bir farkınız olsun.
Şeffaflık dedim ya;
Geçmişi yaşar gibiyiz, sanki ayni filmler yine sahnede.
Elektrik kurumunda özelleştirme olacak mı veya oldu mu?
Türkiye’den kabloyla elektrik gelmesi için anlaşma imzalandı mı?
Bu proje iddia edildiği gibi bir şirkete verildi mi?
Yeril iş adamları sürece neden dahil edilmiyor?
Herşey muamma.
Her türlüsüne karşıyım ama hiç olmazsa şeffaf olun, tartışın, tartıştırın.
Mesela, Ercan ne oldu?
O konu da mı kapandı?
Yoksa hepsi gündemi değiştirmenin ayak oyunları mı?
Bu sığ düşüncelerle, masaya oturup hak talep edip, pazarlık yapacağız.
Yazık bu ülkeye.
Bu haber 557 defa okunmuştur

:

:

:

: