Zaman kaybetme lüksümüz yok

Her alan da yapılması gerekenler var. Toplumun ihtiyaçlarına cevap vermek, zamana ve teknolojiye ayak uydurmak ve en başta insan için bir şeyler yapmak.
Her alan da yapılması gerekenler var.
Toplumun ihtiyaçlarına cevap vermek, zamana ve teknolojiye ayak uydurmak ve en başta insan için bir şeyler yapmak.
Fakat her zaman söylediğim gibi, herkesin kendine göre öncelikleri hep ön planda.
Kuzey Kıbrıs’ın ve Kıbrıs Türk insanının bugüne kadar hiçbir yol haritası olmadı.
Bir yaprak gibi savrulduk tarih boyunca.
Rüzgâra inat yürüyemedik, rüzgârlar sürükledi hep gittiği yere.
Kazanılan veya kaybedilen her ne olduysa hiçbir bedel ödemedik.
Bedel ödemeyince, sahiplenmedik, benimsemedik, boş verdik, bencil olduk.
Çok kutsal saydığımız davaya, ne devlete, ne de bayrağa inanarak sahip çıkmadık.
Bilinçli, programlı, öngörülü, kısa veya uzun vadeli, bir strateji, bir planlı icraat yok, maalesef yok.
Bu adanın bugün geldiği noktayı sadece biz yaratmadık.
Tabi ki örgütlü, kurumsal bir yaşam için bir yapı oluşturacaktık.
Ama bunu en başta kendimiz için yapacaktık.
Ne yazık ki gösterişten başka bir icraatımız olmadı.
Her zaman söylerim;
Tarihe karşı bir özür borcumuz var.
Artık yapılması gerekenleri birilerinin gelip yapmasından, hep başkalarının yol göstermesinden sıyrılıp, kendi kararlarımızı almalı ve uygulama noktasına gelmeliyiz.
Bu alışılmış çaresizlikten kurtulmak, ileriye doğru atılacak adımlarla, temelleri daha sağlam bir yapıyı oluşturmak şart.
İhtiyaç olunan, sadece irade ve niyettir.
Son kırk yılı Türkiye’nin gölgesinde, Kıbrıs sorununun getirdiği olumsuzlukların kalkanın da yaşadık.
Çaba harcamak, üretmek, bedel ödemek, çok da olmadı hayatımızda.
Artık gelinen nokta da çareler tükeniyor.
Zaman bizim için en değerli unsur.
Ama gelin görün ki yarattığımız ve adına siyaset dediğimiz canavar en değerlimiz olan zamanımızı çalmaya devam ediyor.
Hiç direnmeden, siyaset denen canavara teslim olduk.
İliklerimize kadar işlemiş bir hastalık bu.
Bu hastalık o noktaya geldi ki artık kendine bile hayrı yok.
İçinde bulunduğumuz süreçte siyasetteki önceliklere bakar mısınız?
İnanın, ilk zamanlar bu hükümeti savunduğuma şimdi şaşırıyorum.
Özellikle de küçük ortağın tavrına.
Gerçek anlamda koca bir hayal kırıklığı yaşıyorum.
Zaman, enerji, hoşgörü, maddi-manevi, her türlü kaynak sırf günlük çıkarlara heba ediliyor.
Bir şeylerin değişeceğine ve zamanın en ekonomik şekilde kullanılıp olması gerekenlerin yapılacağına dair beklentilerim vardı.
Her iki partinin ortaklığını, sadece ülkeye istikrar gelmesi adına destekledim, savundum.
En son geldiğim nokta, bir kez daha;
Bu anlayışla ve bedel ödemeyi göze almadıkça, bu ülkede hiçbir şey değişmeyeceği.
Bu çaresizliği bir kırk yıl daha yaşamayı düşünemem.
Hele bu düzeni çocuklarıma miras bırakmayı kendime utanç sayarım.
İşte Kıbrıs sorununa çözüm bulmanın esas ihtiyaç noktası burada.
Kuralsız, adaletsiz, başıboş bir yaşama alışmış bizler için, kurallı, nizamlı, sistemli bir hayata geçmek elbette zor olacak.
Ama hayatın, yaşamın, tesadüf olmadığını, ne ekilirse günün sonunda onun biçileceğini yaşayarak görmeliyiz.
İçinde olduğumuz yaşam koşullarını kesinlikle hak etmiyoruz.
Artık sözlerden ötesine geçelim.
Açık ve net, biz iyi bir düzen kurmayı beceremedik.
Bunun için önümüzde bir şans var.
Ve bu, toplumun geneline yansımış bir beklentidir.
Hayattan, ülkesinden beklentileri olan herkes, doğum yeri, cinsiyeti ve yaşı fark etmeksizin bu noktada.
Bunun önünde duracak her ne olursa olsun, azgın dalgalara kapılmış gibi kendini hiç ummadığı yerlerde bulacak.

Bu haber 559 defa okunmuştur

:

:

:

: