Mücadeleye devam Tufan hocam

“Mecliste “keşke aynı niyette olan on tane daha olsaydı” dediğim vekildir Sayın Tufan Erhürman.
“Mecliste “keşke aynı niyette olan on tane daha olsaydı” dediğim vekildir Sayın Tufan Erhürman.
Bu ülke, her anlamda üretmiyor.
Esas bakılması gereken, bazı adımların eksik de olsa atılması, yanlışların hep beraber düzeltilmesidir.
Sadece bir noktaya odaklanmamalı ve yapılanları bir bütün olarak değerlendirip, bardağın dolu tarafına da bakılmalı.”
Bir yazımda bu düşünceleri seslendirmiştim.
Sayın Tufan Erhürman’la ilgili kişisel görüşümdü anlattığım.
Halen de ayni düşüncedeyim.
Bizim siyasi dünyamıza alışamadı Tufan hoca.
Belki de toplum olarak bizlerde bu çizgide olan bir vekile alışamadık.
Tufan Erhürman siyasete maddi veya makam kazanımı için girmedi.
Bu ülkeye katkı koymak adına, Meclis çatısı altında olması gerektiğine inandığı için siyasete girdi.
Alışılmış, sıradan bir vekil olmak ve sırf siyaset yaparak zaman geçirmek gibi bir derdi olmadı.
Bu düşüncelerim Tufan hocanın siyaset yaptığı partiyle ilgili değildir.
Toplumun, güveni, beklentileri ve isteklerine karşılık almayı umduğu sayılı isimlerden bir olduğu içindir.
Ara ara görüşmelerimiz ve televizyon programlarımız olur.
Özellikle Meclis çalışmaları ve düzeni ile ilgili serzenişleri ve hayal kırıklıkları oldu hep.
Meclis toplumun irade merkezi, düşünecek, enerji harcayacak ve sonuç olarak üretecek.
Üstelik Meclis bir bütün olarak üretim yapacak.
Bu sadece iktidara veya bir milletvekiline kalmış bir sorumluluk değil.
Toplum muhalefet görevi verdiği parti ve milletvekillerine “gidin Mecliste sadece konuşun, eleştirin” demiyor.
Denetleyin, düzeltin, düzenleyin ve en iyisini hep beraber yapın diyor.
Tufan hoca gibi vekillere bu toplumun ihtiyacı var.
Körü körüne muhalif olmak veya parti disiplinini önde tutarak öncelikleri başka dengelere göre sıralamak kırk yılımızı götürdü.
Her tarafımızın dökülmesi, hele hele adalet dâhil her şeyimizin yarım yamalak olmasının sebebi budur.
Tufan hocanın hayal kırıklığı yaşadığını söylemiştim.
Ummadığı bir ortam buldu.
Neyi konuştuğunu bilmeyen, neye oy verdiğini farkında olmayan, yasa yapacağına, bizzat yasaları ihlal eden vekillerle çalışıyor ve yol almak istiyor.
Tufan hoca siyasetçi değil, hele bizim alıştığımız bir siyasetçi hiç değil.
Tufan hoca hukukçu ve mesleği gereği yapılması gerekenleri yapmaya çalışıyor.
Elbette eksiklikleri, yanlışları var, olacaktır da fakat önemli olan topluma sağladığı katkıdır.
Aldığı parayı hak etmesidir.
Siyaset yaptığı partiyi ve icraatlarını sırası geldiğinde eleştirmesidir.
Bana bunları yazdıran daha önceki bir konuşmamızdan benim edindiğim izlenimlerdir.
Aynen şunları söylemişti;
“Meclis sadece hükümetin meclisi olarak görülüyor ülkemizde. Ben üç hafta bununla mücadele ettim. Ve itiraf ediyorum ki artık yenildim.
Mücadelem şu;
UBP’nin Sayın Genel Başkanı kürsüden hükümeti eleştiriyor. Elbette normal. Ama icraatlar konusunda eleştirsin. Hükümet Meclise yasa getirmiyor diyor. Ben cevap verdim. Sayın Başkan bunu başka yerde söylerseniz insanlar size ağzı açık bakar.
Yasayı yasama organı yapar, hükümet yapmaz. Mecliste bütün vekiller yasa sunabilir. Hala daha eleştiriyorlar, hükümet yasa getirmiyor. Hala daha Mecliste yasama ile yürütmeyi bilmeyen vekiller var.
Hükümet, iktidar fark etmez yasama yasa üretecek. Mecliste elli vekilin ellisi de onay verse referandumda onay çıkmazsa Anayasanın bir virgülünü bile değiştiremezsiniz. Hep korkulur referandumdan çünkü hükümete bir güven oylaması olarak görülür.
Ben Meclise girdim gireli gerek Genel Kurulda gerek komite çalışmalarında, şimdi isim vermiyorum ama birkaç hafta daha böyle giderse isim isim de açıklayacağım, direkt olarak yapılan çalışmaları engellemeye yönelik hamleler var.
Bir şans daha veriyorum bu durumdakilere. Anayasayı değiştirmek istiyoruz, siyasi partiler yasası için değişiklik hazırlıyoruz, seksen doksan sayfa komiteye geliyor. Üç haftadır komite bir adım bile ilerlemiyor. Çeşitli sebepler var, daha sonra isim isim açıklayacağım.
Bunlar herkesin ortak vaatleriydi. Ama iş yapmaya gelince ki hem ben hem de partim bu yükü yüklendik. Taslakları biz hazırlıyoruz. Götürüyoruz görüşülüp bitecek. Birileri yaptırmamaya, ayak sürümeye çalışıyor.
Geçmişte olduğu gibi bunlar yapılmayacak ve biz de bunları söylemeyeceğiz öyle zannediliyor. Düşünce, Meclisin saygınlığına gölge düşmesin. Hayır, bundan sonra böyle bir şey yok. Bu halka bu yönde sözler verildi. Yasaların dörtte üçü hazır. Bir tek içtüzük kaldı.
Ki bu Mecliste iç tüzüğe uyulsa samimiyetle söylüyorum biz harikalar yaratırız. Üstüne basa basa ve kelimeleri seçerek söylüyorum bu kadar laubali bir Meclis çalışması dünyanın hiçbir yerinde göremezsiniz.
Haftanın iki günü Meclis iç tüzüğü çatır çatır ihlal ediliyor. Ve vekil efeleniyor. Ben iç tüzüğü çiğnerim kimse de karışamaz. Ben hukukçuyum, göz göre göre bunu hazmedemiyorum. Yanlış bir şey yapmamak için dışarı çıkıyorum. Yani değişen hiçbir şey yok. Sürelere asla uyulmuyor. Getirilen konular dışında her şey konuşuluyor.”
Artık yoruldum, yenildim demişti.
Böyle laubali bir Meclis dünyanın hiçbir yerinde göremezsiniz demişti.
Evet, Tufan hoca yorulmuş ve bıkmış.
Siyaseti ve vekilliğini sorguluyor.
Bu noktada geri dönmek olmaz hocam.
Mücadeleye devam, daha yapacak çok iş var.

Bu haber 502 defa okunmuştur

:

:

:

: