“Düşes ve kızları- onların gizli görevleri”

Bu başlık, geçtiğimiz Perşembe akşamı İngiliz ITV1 televizyonunda gösterilen, Türkiyedeki çocuk yurtlarıyla ilgili programın adıydı..
Bu başlık, geçtiğimiz Perşembe akşamı İngiliz ITV1 televizyonunda gösterilen, Türkiyedeki çocuk yurtlarıyla ilgili programın adıydı..
“Düşes” kim derseniz.. Buckingham Sarayının eski gelini, Prens Andrew ‘un eski eşi Sarah Ferguson..
Kızıl saçları, evliyken yaşadığı kaçamaklarıyla, 1990’ların saray skandallarının baş kahramanı.
Şimdilerde ise iyi niyet elçisi, bakıma, korunmaya muhtaç çocuklara yardıma koşan iyilik perisi..
Kendi adını taşıyan “Sarah Ferguson Foundation” Vakfıyla, bu alanda tanınmış bir isim..

Bu Düşes, iki ay önce ITN Tonight programı yapımcılarından Chris Rogers ile Türkiye ve Romanya’ya giderek, çocuk yuvalarında çekimler yaptı..Bu gezilerin Türkiye durağında Sarah Ferguson’a küçük kızı Prenses Eugenie, Romanya’dakine ise büyük kızı Prenses Beatrice eşlik etti.
Gizli Görevleri ise bakıma muhtaç çocuk evlerindeki durumu incelemek, görüntülemek, dünya platformuna taşımaktı..

Türkiye’de İstanbul Zeytinburnu ve Ankara yakınlarındaki Saray ilçesinde “gizli” kamera ile çekilen, fiziki ve zihinsel özürlü çocukların yaşadıklarını gösteren içler acısı sahneler ,daha ekrana gelmeden iki ülkede tepki topladı..
Bir hafta önce The Mail on Sunday gazetesinin sızdırdığı programla ilgili yazı ve fotoğraflar, neredeyse Türkiye ve İngiltere’yi diplomatik krizin eşiğine getirdi..
Cuma günü Dışişleri Bakanı Ali Babacan, AB görüşmeleri nedeniyle geldiği Londra’da , İngiliz mevkidaşı David Milliband ile yaptığı ortak basın toplantısında bu konuyla ilgili soruları yanıtlayarak, Düşesi Türkiye’ye davet etti ve “gelin birlikte gezelim” dedi..
Neydi bu filmde gösterilenler ? Neden bu kadar gürültü kopartmıştı ?
ITV1’deki görüntüler, çoğumuzun gözleri yaşararak, tüyleri ürpererek izleyeceği sahnelerle doluydu..
Özellikle Saray’daki yetimhanede , Sarah’ın tanınmamak için siyah peruk, siyah gözlük ve eşarp takarak girdiği 700 çocuğun barındığı bu dev kurumla ilgili görüntüler, 2 ülkenin arasını neredeyse bozuyordu..
Yerlerde sürünen , üzerlerinde yırtık-pırtık kıyafetler bulunan sefil çocuklar..
Elleri, kolları oturdukları yere bağlı bakımsız çocuklar..
Güneş yüzü görmek için , hergün yüzünü camın altında ışığa tutanlar..
Hiç gün yüzü görmemiş sarı benizliler ordusu bir sürü çocuk..
Ve kameranın devamlı fokus ettiği , çocukları bağlayan bez parçaları..
Sarah’ın “Bunlar benim ilham kaynağım olacak.. Her çocuklarla ilgili konuşmama yanımda taşıyacağım” dediği, bez parçaları..
Programın yapımı sırasında, belli ki bir sürü gazetecilik yolları denenmiş.
Resmi yolla yapılan başvuruya , Türk makamlarından “ olumsuz” yanıt gelince, program yapımcısı ve Sarah, gazetecilik taktiklerine başvurmuş..
Istanbul’daki çocuk evini kızı Prenses Eugenie ile ziyaret eden Sarah, kendini bağış yapmak isteyen bir yardım gönüllüsü olarak tanıtarak, buraya girmiş.. İsimleri kendi isimleri, ancak ne 18 yaşındaki genç kızın , Kraliçe 2. Elizabeth’in torunu olduğu, ne de kendinin Buckingham Ssayarının eski gelini olduğundan bahsedilmiş..
Eugenie, daha tehlikeli gördükleri “Gizli Görevlerinden” Saray’dakine, götürülmemiş..
Beni en çok rahatsız eden, programa katılan yorumcuların görüntülere bakıp, fikirlerini söylemesi..
Bir de zihinsel ve fiziki özürlü çocuklarımız ile yetişkinlerin ekrana kapatılmadan, buzlanmadan gelen yüzleri oldu..
İngiltere’de, bu tür çocukların yüzü hiçbir şekilde ekrana gelmez.. Fotoğrafları çekilmez.. Çekilse bile gösterilirken buzlanarak kullanılır..Bu yöndeki basın kuralları açık ve nettir..
Ayrıca, programdaki özellikle İnsan Hakları avukatıyla, yapımcı Chris Rogers’un sözleri gerçekten yaralayıcı, incitici ve düşündürücüydü..
“Avrupa’yı utandıran, şok eden çocukların öyküsü” diye sunulan programdaki görüntülerin gerçek olduğuna inanıyorum.. Keşke kurgu olsaydı.. Bunların ülkemizde yaşandığı olgusunu kabul edip, düzeltme yoluna gidilmesi en sağlıklısı..
Ancak, Chris Rogers’un iddia ettiği, “ Türk aileleri, sakat çocuk sahibi olmaktan utanç duyar” sözleri, ne kadar gerçeği yansıtıyor ?
Hergün fiziki, zihinsel özürlü 40 çocuğun aileleri tarafından sokağa terkedildiği ne kadar doğru ?

İnsan Hakları avukatının söylediği, “ Avrupa Birliğine girmeye hazırlanan Türkiye’nin, çocuklarına böyle muamele ettiği sürece katedeceği çok yol var. Türkiye, insaniyet ve onurlu ülkelerden oluşan bir aileye girmeye henüz hazır değil” sözleri , ne kadar geçerli ?

Yazarken bile ürküten bu kelimeler, görüntüyle ekrana gelip, somutlaştığında söylenecek fazla söz de kalmıyor..

Geleceğini çocuk ve gençlere emanet eden, dünyanın tek “Çocuklara Adanmış Bayramını” kutlayan ülkemizde, çocukları başımıza taç etmemiz gerekirken, yukarda saydığım görüntüler olmamalı..
Umarız, Türk makamları bundan bir ders alır ve gereken iyileştirme çalışmasını yapar.. Çocuklarımız daha sağlıklı, daha sevgi dolu ortamlarda bakılır.. Böyle görüntüler bir daha yaşanmaz..
“Düşes ve Kızları” da gizli görevlerini, başka ülkelerde yaparlar..
Bu haber 184 defa okunmuştur

:

:

:

: