ÇARPILABİLECEĞİMİZ AND İÇMEYELİM!...........

Bugünlerde gündem 5. Milli Eğitim Şurası”nda alınan bazı kararlar ile meşgul ediliyor.

Bugünlerde gündem 5. Milli Eğitim Şurası”nda alınan bazı kararlar ile meşgul ediliyor. Genelde her konuda olduğu gibi burada da işin özünden ayrılıp istisnalarla vakit geçiriyor ve sonuçta karşılıklı olarak birbirimizi kategorize ediyoruz. Yani sonuçta abestle iştigal ediyoruz. Halbuki, basında yapmamız gereken tartışmalar eğitimimizin ne durumda olduğu ve nasıl geliştirilebileceği olmalıydı. Bu noktada aşağıdaki sorulara dikkatinizi çekmek istiyorum:

Üniversite sınavlarında neden Şırnak’ın gerisinde kalmışız?
Devlet okulları neden bizleri tatmin etmiyor?
Neden özel okulları tercih ediyoruz?
Okullar yanında neden dershanelere akın ediyoruz?
Dershanelere olan ihtiyacı nasıl giderebiliriz?
Devlet okullarında olan öğretmenlerin dershanalerde de görev yapması neden önlenemiyor? Bu durumun yarattığı çıkar çatışması üzerinde Şurada tartışma gerçekleştirildi mi?
Müfredatlarda verilen dersler ve ağırlıkları karşısında performans değerlendirmeleri yapıldı mı?, Bunların sonuçları neden-sonuç ilişkisine göre tartışıldı mı?
Dünya’da eğitimde en başarılı olan Finlandıya gibi ülkeler üzerine mukayeseli tartışmalar yapıldı mı?
Belki de yukarıdaki sorular içinde en fazla üzerinde durulması gereken eğitimde başırıya ulaşmış Finlandiya gibi ülkelerin durumunu vaka analizi şeklinde masaya koymak ve KKTC için çıkarımlarda bulunmaktır.

Eğitim sistemlerinine yönelik Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programının (PISA) sonuçlarına göre öğrencilerin, matematik, fen bilimleri ve okumayla ilgili sahip oldukları bilgi ve becerilerin ne kadarını hayata geçirebildikleri, sorunlarla karşılaştıklarında ne kadarını uygulayabildikleri ölçülüyor ve 2000 yılından beri uygulanan bu testin sonuçlarında en başarılı ülke hep Finlandiya çıkıyor. Türkiye ne yazık ki Meksika’dan sonra sıralamada sondan ikinci sırada bulunmaktadır. Peki, Şırnak’ın gerisinde olan KKTC bu listede acaba kaçıncı sıradadır? Ve neden?. İşte, böylesi tartışmalar bugün gündemde olmalıydı. Finlandiya eğitim sisteminde sınav stresi yok, mukayese yok; dershaneler, özel hocalar yok. Eğitim saatleri çok kısa (ortalama günde dört saat) olmasına rağmen bütün öğrenciler eşit düzeyde başarılı.

Gelelim 11 komisyonun çalıştığı 5. Milli Eğitim Şurası”nda alınan bazı istisnai kararlara...... Bu kararlar 1) Din dersleri kaldırılsın; 2) İlahiyat Koleji kapatılsın; ve 3) Andımız kaldırılsın şeklinde sıralanabilir. Bu kararlara farklı açıdan yaklaşıp olumlu ve olumsuz değerlendirmeler yapılabilir ve bana göre bu değerlendirmelerin hepsine saygı gösterilmelidir.

Öncelikle Türkiye’de telefelik standartları üzerine yasa çıkarılsa telefelik olmayan bizde de mi benzeri yasa çıkarılması gerekiyor? Yani, KKTC’de andımızın kaldırılması yönünde bir taleb ve tepki mi vardı ki böylesi bir kaotik gündem yaratıyorsunuz?
Bir taraftan çok kültürlülükle çeliştiği için andımızı kaldırma kararı alırken din derslerinin ve ilahiyat kolejinin kaldırılması din ve vicdan özgürlüğü ve çok kültürlülükle çelişmiyor mu? Dolayısıyla, bu kararların akademik ve bilimsel olmaktan ziyade ideolojik olduğu eleştirisi yapılmaktadır.
Öte yandan Eğitim şurasında görev yapan 11 komisyanda paydaşlar dengeli ve demokratik şekilde oluşturulmuşsa alınan her karara saygı görtermek gerekir gibi meşru bir argüman ortaya çıkmaktadır.

Ancak “TÜRKÜM DOĞRUYUM ÇALIŞKANIM” demekle öyle olunmadığını da ifade etmek gerekir. Hele bizim gibi ülkede böylesi and bize yakışıyor mu?. Kimse kırılmasın ama sormak istiyorum? Birçok araştırmanın ortaya koyduğu gibi KKTC’de neden siyasete ve siyasetçiye güven kalmamıştır? Bunun yanıtı açık ve netdir. Seçimde söyledikleri ve vaat ettiklerinin tersini yapmalarıdır. Yani seçmene doğruyu söylememeleridir. Maalesef bunu yapanlar da ilköğretimleri süresince “TÜRKÜM DOĞRUYUM ÇALIŞKANIM” şeklinde başlayan andımızı hergün okumuştur.

Ürettiğinden daha çok tüketen eğitimden, trafiğe ve çevreye kadar sınıfta kalan, yolsuzluklara karşı dur diyemeyen, rekabet edebilirlik raporuna göre adam kayırmacılıkta dünya ikincisi gelen, devlet dairelerinde kendi vatandaşına ızdırap çektiren ve maalesef hukuk devleti olma yolunda oldukça uzakta olan bir ülkeyi bu hale getiren bizlerin yapacağı en iyi şey bu andı bir ayağı havada okumak olacaktır.

Bu haber 531 defa okunmuştur

:

:

:

: