Seçmenin hizmetle ittifakı

Siyaseti bir masaya benzetmiş yaşlı amca.
Siyaseti bir masaya benzetmiş yaşlı amca.
Ekonomi uzmanı ve köşe yazarı sevgili Radar Reşat anlatmıştı.
Siyasete girmeye niyetlendiği bir sırada, köy gezisindeyken anlatmış amcanın biri.
Rica ettim bir kez daha anlattı.
Dört ayaklı bir masa ve her ayağın bir ismi var.
Biri yalan, biri iftira, biri kıskançlık, biri de sahtekârlık.
En azından benim aklımda kalan sıralama böyle.
Benzetmeler böyle değilse bile, anlamları aynı olan unsurlardan oluşan bir masaydı amcanın anlattığı ve adı da siyasetti.
Neyse devam edeyim, dört ayaklı ve her ayağın ayakta durmasıyla oluşan siyaset masasının, üzeri kirli olsa da, her zaman üzerindeki örtüden temiz görünür demiş yine yaşlı amca.
Örtüyü kaldırıp, pislikleri altına itersen en azından görünüş olarak bir sorun olmaz diye de eklemiş.
Gerçekten bu yaklaşım çok ilgimi çekti.
Doğrudur demiyorum ama bu işin içinde olan insanlarda zaman zaman siyaset için benzer şeyleri söylüyor.
Her zaman söylerim çok daha iyiyi hak ettik biz.
Ve son yıllarda, sadece koltuk üzerine yapılan siyaset manevraları toplumun elini kolunu bağladı.
1974 sonrasında geçen kırk yıl, ne bu noktaya gelinceye kadar yaşananların mükâfatı olabildi, ne de devlet organizasyonunun bir otorite olabilmesini sağladı.
Devlet, sadece o günün erk sahiplerine has bir kuvvet olarak kullanıldı.
Parasını, vergisini verdikten sonra yasallaşmayacak iş yok.
Elbette siyasetin doğası iktidar olmayı gerektirir.
Peki, neyin iktidarı?
Ülkenin, devletin, devlet olanaklarının mı, yoksa topluma hizmetin mi?
Bunca yılda tecrübe ettiğimiz kadarıyla, topluma hizmet en son sırada.
28 Temmuz 2013 seçimlerinde sandığa yansıyan irade ortaya koydu ki değişim isteniyor.
Ve amacını bu yönde belirlemiş halk da üzerine düşeni yaptı.
Ama balık hafızalı olan sadece halk değil, siyaset kurumu da balık hafızalı, unutkan.
Geri de kalan sekiz ayda, doğru amaç için herhangi bir adım atıldı mı?
Hayır, mevcut durumdan günü kurtaracak kadar pay alan siyaset kurumu, 28 Temmuzdan buyana ortaya bir fark koyamadı.
Hatta durumu daha kötü bir noktaya getirdi.
Beklentiler yine başka bahara kaldı.
Kıbrıs Türk toplumunun, çözüm sürecinde, hem sosyal, hem ekonomik, hem yapısal, hem de kurumsal olarak hazırlamak varken, bildik yıllar öncesinde kalmış siyasi oyunlarla gün geçirmeye devam ediyor siyasetimiz.
Yine toplumu kendi istekleri noktasına getirmek için planlar hazırlıyor.
Her şeyin 28 Temmuz öncesindeki gibi olduğu yanılgısında devam ediyor.
Siyaset değişmedi ama toplum değişti.
Ve siyaset kurumunu, Haziran ayında yapılacak yerel seçimlerde bir referandum bekliyor.
Tabi ki yerel seçimlerin havası, beklentileri, belirleyici noktaları başka.
Fakat 28 Temmuzdan sonraki her seçim kuzey Kıbrıs’taki siyasetin sınavı olacak.
Söylediğim gibi değişen hiçbir şey yok.
Bir yıl önce ülkedeki durum ne ise bugün de durum aynı.
Onlarca yasa gelmiş Meclise.
Sayın Başbakan böyle söylüyor.
Aynı konuşmaları, güvensizlik önergesiyle hükümeti düşürülen, eski Başbakan da söylüyordu.
Önemli olan topluma yansıyanın ne olduğudur?
İki kavga var yaşanan.
Birileri üstte, siyaset, iktidar ve kazanan olma kavgasında.
Birileri altta, yaşam ve ekmek kavgasında.
Öncelikler hep farklı ve ortak nokta yok.
Öyle yapalım, şöyle yapalım, birleşelim, ayrılalım, hep biz kazanalım.
28 belediyenin tümünü, herhangi bir parti veya ittifak kazansa ne olacak?
Hizmetten söz eden var mı? Yok.
Bir yerde hizmet iyiyse, kazanan isim değil hizmet olur.
Seçmen de hizmete gider, başkasının git dediği yere değil.
Bu haber 545 defa okunmuştur

:

:

:

: