Atatürk ve biz

Atatürk’ün ölümünün 70. yılında onu sevgi ve saygıyla anmanın, Atatürkçü bir öğretmen olarak ona yakışır bir insan olmanın gururunu taşıyorum.

Atatürk’ün ölümünün 70. yılında onu sevgi ve saygıyla anmanın, Atatürkçü bir öğretmen olarak ona yakışır bir insan olmanın gururunu taşıyorum.

 

Herkes her şeyi söylemek ve ona dil uzatmak hakkına sahip olduğunu zannetmemeli. Türk Toplumu düşünsel tarafından çok duygusal tarafını ön plana çıkaran, kolay öfkelenen, kolay alınan bir toplum ne yazık ki! Bizi Batı toplumlarından ayıran en belirgin özelliğimiz soğukkanlılığımızı bir türlü muhafaza edemememizdir. Her konuda olduğu gibi bu da elbette eğitimle ilintilidir.

 

Bu konuda ahkam kesmek yerine yazarlardan alıntılar almanın daha yerinde olacağını düşündüm.

 

“Bu ülkeyi idare etmek iddiasında olanlar önce Atatürkçülüğü bilmeli, ona inanmalı ve sonra Atatürkçülüğün ilerisini görebilmeli, o yolda kararlılıkla yürüyebilmelidirler. Yalnız namuslu yönetici olmak yetmez: Midecilere meydanı boş bırakmamak, taassuba (aşırı din düşkünlüğü) asla taviz vermemek, oy avcılığından kurtulmak, gerekirse muhalefette çok küçük bir azınlık halinde aydınlatıcı savaşı sürdürmek özverisini ve yürekliliğini taşımak gerekir. Her şeyden önce vatanın yüksek menfaatlerini midelerine feda eden kişilere fırsat vermemek gerekir.”

                                                                   Ord. Prof. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu (s. 47)

 

“ Atatürk’ün:

Ne mutlu Türküm diyene,

Bir Türk dünyaya bedeldir,

Ey Türk! Çalış, güven, övün!

 

Gibi sözlerini hepiniz bilirsiniz. Bunlar basit bir halk hatibinin etrafındaki kalabalıkları coşturmak ve sürüklemek için söylediği lalettayin (gelişigüzel) sözler değildir. Çünkü, gene bilirsiniz ki, Atatürk basit bir halk hatibi değildi. Bir kürsü politikacısı, bir demagog değildi.”

                                                                                       Şevket Süreyya Aydemir (s.95)

 

“ Atatürk’ün büyüklüğü, sadece bir milli bir kahraman, bir büyük asker, bir büyük devlet adamı olarak değil, “çağ açan” bir tarih yapımcısı olarak gün geçtikçe daha iyi anlaşılıyor.”

                                                                                                Vedat Nedim Tör (s. 107)

 

“ Atatürk bir anı değil, bizim en yüce gerçeğimiz… Zati her gün biraz daha gerçekleşiyor; kendini her gün biraz daha kuruyor. Bir düşünce, bir fikir, bir imandı Atatürk; durmadan onun için yaratıyor… Toprağımızı besliyor, doğan kuşakları yetiştiriyor.”

                                                                                           Prof. Selahattin Batu (s. 151)

 

“ Bana kalırsa yapılacak ilk iş, Atatürk’ü kendi görüşlerimize zoraki uydurmaktan vazgeçmek olmalıdır. O’nu ele alırken, kendimize karşı, doğru ve içten davranalım.O’nun büyüklüğünü kullanmaktan vazgeçelim, bu büyüklük nerede, ne için büyüklükse onu anlayalım ve onunla kendi tasarılarımız, inanışlarımız arasındaki zoraki değil, gerçek ilişkiler kuralım. Türk toplumunu kurtarmak isteyen ilericiler için böyle davranmakta ancak yarar vardır kanısındayım.”

                                                                                            Melih Cevdet Anday (s.163)

 

“ Atatürkçülük nedir?

Kısaca, Atatürk’ün sözleri ve devrimleriyle getirdiği yeni düşünce sistemi ve önümüzde açtığı yeni yoldur.

Büyük Ata’nın dediklerini ve yaptıklarını bir bütün halinde ele alıp inceleyince vardığımız sonuç ise şu oluyor: Bu düşünce sisteminin temeli laikleşme ve Batıya yönelme ilkelerine dayanır.

Atatürk, bir demokrasi aşığıydı.”

                                                                                                           Yaşar Nabi (s. 188)

 

Fazla söze ne hacet! Okuyorsanız, eğriyi doğrudan ayırma yeteneğiniz gelişmişse, bildiğiniz doğrulardan şaşmıyorsanız, işte o zaman aklın yolu birdir.

 

Ülke çıkarlarını kişisel çıkarlarınızın üstünde tutan bir vatandaşsanız, elbette önce İNSANsanız sanırım Atatürk’e layıksınız. Saygılarımla…

Bu haber 163 defa okunmuştur

:

:

:

: