İSLAMİYETİ ANLAMAK

E-mailime ard arda gelen mesajlar.. Önce, HRH Galler Prensi Charles’ınki... Ardından Right Honourable Başbakan Tony Blair’inki..

 

E-mailime ard arda gelen mesajlar.. Önce, HRH Galler Prensi Charles’ınki... Ardından Right Honourable Başbakan Tony Blair’inki..

Gelen mesajlar, tabi ki onların konuşmalarının metinleri.. Konuları ortak, dilleri farklı, mesajları hemen hemen aynı..

İslamiyeti anlamak için İngilizler, geç de olsa harekete geçip, bu konuda eğitim atağına geçtiklerini, dosta-düşmana ilan ettiler..

Cambridge Üniversitesi tarafından Londra’da düzenlenen, “  İslam ve Bugün Dünyadaki Müslümanlar” konulu konferans, Prens Charles’dan, Başbakan Tony Blair’e, Muhalefet Lideri David Cameron’dan Mısır Başmüftüsü Dr. Ali Gomaa’ya kadar birçok ismi biraraya getirdi..

Başbakan Blair, Müslümanlığın basında “ ham şekilde portre” edilmesini sert bir dille eleştirirken, video bağlantısıyla mesajını gönderen Prens Charles, “ Medeniyetler Çatışmasının” kaçınılmaz olduğu görüşüne katılmadığını belirterek, “ karşılıklı tolerans ve anlayış”dan söz etti..

Böyle bir konferans neden, nereden çıktı ?

Önce 11 Eylül  New York , daha sonra 7 Temmuz Londra saldırılarının ardından, İslamiyet ve Müslümanlığa karşı Batı dünyasında oluşan olumsuzluğu giderme, dinler arasındaki diyaloğu  kurmak , politikacı , eğitimcilerin görevi haline geldi..

Bu bağlamda, Cambridge Üniversitesi öncülüğünde, Londra Lancaster House’da iki günlük konferans düzenlendi..

Amaç İngiltere’de, İslamiyeti daha iyi anlamak, anlatmak ve öğrenmenin yollarını tartışmak, irdelemek, çözüm üretmekti..

Ve İngiliz Hükümeti, konferansın ilk günü üniversitelerde İslamiyetin daha iyi öğretilmesi, çalışılmasını sağlamak amacıyla 1 milyon sterlin ayırdığını açıkladı..

Konferansta, Başbakan, Ingiltere’de yaşayan Müslüman vatandaşlarının büyük çoğunluğunun, sisteme sadık, kanunlara bağlı yaşamayı seçtiğini belirtti..

Ve ekledi;” Irak ve Afganistan’daki askeri harekatın, dini nedenlerden kaynaklandığını asla düşünmeyin.. Bu ülkelere asker göndermemi, çok sayıda Hristiyan da eleştirdi...”

Konferansa katılan Müslüman akademisyenler, din adamları, politikacılar da aşırı uçtaki Müslümanlarla, modern , çok kültürlü toplum yaşamına adapte olanların karıştırılmaması mesajını verdiler..

 

 

İngiltere, Müslümanların en yoğun yaşadığı Avrupa ülkelerinden biri.. Resmi rakamlara göre 1.6 milyon Müslüman Büyük Britanya’da yaşıyor.. Ancak bu rakamın bunun çok üstünde olduğu tahmin ediliyor..

Yine resmi rakamlara göre bu rakamın 600 bini, Londra’da..

Söz rakamlardan açılmışken, Avrupa’daki Müslüman nüfusunu da belirtmekte yarar var.. Almanya Merkezi Islam Arşivi Enstitüsünün 2006 yılındaki araştırmasına göre, Avrupa’da yaşayan Müslümanların sayısı tam 53 milyon.. Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayanların rakamı 16 milyonu buluyor..

İngiltere’deki Müslümanların coğunluğu Hindistan, Pakistan kökenli..

Almanya’dakilerin Türkiye,

Fransa’nın Fas, Cezayir gibi Kuzey Afrika ülkelerinden,

Belçika-Hollanda’dakiler, Türkiye ve Fas’dan,

Norveç, Pakistan ve Somali’den,

Isveç’dekilerin coğunluğu ise Irak’dan gelenler..

Bu kadar yoğun bir nüfusu barındıran Avrupa kıtasında, İslamiyeti görmemezlikten gelme , hiçbir hükümetin programında yer almadığı gibi, her ülkenin bu konuda yürüttüğü ayrı politikası bulunuyor..

İngiliz İşçi Partisi Hükümeti, üniversitelerde Müslümanlık daha iyi anlatılsın, daha akademik çalışılsın diye 1 milyon sterlinlik bir fon ayırdı ayırmasına...
Ancak, konu para ayırmayla bitmiyor..

Yüksek Öğretim Müsteşarı Bill Rummell’in, İslami çalışmaları “stratejik önemli” tanımlaması;

Hükümete bu konuda danışmanlık yapan akademisyen Dr. Ataullah Siddiqui’nin,  yüksek öğretim kurumlarında İslamiyetin sadece Orta Doğu’ya yoğunluk verilerek anlatılıp, modern , çok kültürlü toplumlardaki yönünün bir kenara bırakıldığını söylemesi;

Bir uyanışın işareti olarak algılanıyor..

Konferansın en fazla ses getiren konuşmacısı Mısır Baş Müftüsü Dr. Ali Gomaa’nın, aşırı uçtaki, kökten dinci Müslümanları eleştiren sözleri, hala etkisini sürdürüyor..

Özellikle bazı İslami çevrelerin, olur olmaz şekilde verdiği fetvaların, aşırı uçları beslediğine dikkati çeken Dr. Gomaa, özellikle İslamiyetin esnekliği ve dengesinin korunması için bunlara çok dikkat edilmesini vurgulaması dikkati çekiciydi..

Son yıllarda, bir İslami akademisyenin, aşırı uçları bu denli eleştirmesinin bir ilk olduğuna dikkati çeken akademik çevreler, dini kendi acendaları için kullananlara en güzel cevabı Dr. Ali Gomaa’nın verdiği konusunda birleşiyorlar..

Dr. Gomaa’ya göre, fetva verme konusunda hiçbir yetkisi, bilgi donanımı olmayanların, sırf kendi amaçları doğrultusunda verdiği emirler, aşırı uçları beslemekten başka bir işe yaramıyor..İslamiyetin en büyük özelliği, kendi kurallarının esnekliği ve adapte edilir olması..

 

 

Böyle bir konferansa ev sahipliği yapan İngiltere, bu konuların belki de en rahatlıkla tartışılabileceği Avrupa ülkelerinden biri..

İslamiyetle tanışması yeni değil... Bu konunun bahsedildiğine dair ilk  referans tarihi 9. yüzyıl..

817 yılında Muhammad bin Musa al-Khwarizmi’nin yazdığı  “Surat al-Ard” adli kitapda ,İngiltere’nin çeşitli yerleşim bölgelerinden bahislere rastlanıyor. .

Anglo-Saxon Kralı Offalı Mercia’nın  9. y.y’da Arapça “ Tanrı yok, Allah vardır” yazılı para bastırmasıyla, İslamiyetin Büyük Britanya adasına geldiği  görüşü yaygın..

İlk Arap akademisyeni olarak kabul edilen İngiliz ise, Kral 2. Henry’nin hocası Bath’lı Adelard..

Suriye ve Müslüman İspanya’ya giden Adelard, Arapça metinleri Latince’ye çeviren ilk tarihçiydi..

İlk Müslüman olan İngiliz ise, zamanın  Kraliçesinin silahşörlerinden birinin oğlu olan  John Nelson’du..

Dünyanın en önemli üniversitelerinden Oxford Üniversitesi ise, taa 1636 yılında Arapça Kürsüsü kurarak, İslamiyetle ilgili çalışmalara başlamıştı..

İngiltere’deki ilk cami ise, günümüzde  İngiliz Devlet İstatistik Enstitüsü olarak kullanılan Cardiff’teki binaydı.. Ve ilk caminin tarihi kaydı 1860’dı..

Islamiyetle neredeyse ilk doğduğu asırlarda tanışan İngiltere, 7 Temmuz 2005 bombalı saldırılarıyla yara alan bu daldaki ilişkilerini , temelden düzeltme çabasında..

27 Haziran’da görevini bırakacak Tony Blair, yerine geçecek Gordon Brown’ın üst üste verdiği demeçler, basında, TV’lerde iyileştirici yöndeki programlar, makaleler İngilizlerin gayretlerinin samimi olduğu yönünde..

Son bir cümleyle Müslümanlığın bu ülkede ne derece ilerlediğini de yazmadan edemeyeceğim..

İngiltere’de yeni doğan erkek çocuklara en çok verilen 2. isim hangisi, biliyor musunuz ?

Muhammed.. Tam 14 ayrı yazılış şekliyle, peygamberimizin adı, Jack isminin ardından ikinci geliyor.. Bunu Thomas ve Joshua izliyor..

Ancak önümüzdeki yıl içinde Muhammed’in, bir numarayı alması bekleniyor..İngiltere’de Müslüman doğumları, diğer dinlerden üç misli daha fazla.
Bu haber 162 defa okunmuştur

:

:

:

: