Yeni ceza yasasına göre...

Artık ülkede yaşanan hiçbir şey için şaşırmıyorum.
Artık ülkede yaşanan hiçbir şey için şaşırmıyorum.
Ne sapık ilişkiler, ne cinsel fanteziler, ne söylenen ve söz de kalanlar, ne her yönüyle çöken yapı, ne de bunlardan bir haber ülke yönettiğini zannedenler.
Gerçekten şaşırmıyorum, belki de en kötüsü de budur.
Şaşırmamak, normalleştirmek, kabullenmek, bilemiyorum.
Zaten bu kadar otoriteden uzak bir yapıdan, daha fazlasını beklemek büyük saflık olur.
Olay ve buna bağlı olarak suç olmayan ülke var mı?
Tabi ki yok.
Ama bir ülkede otorite yoksa, denetim yoksa, o devlet mekanizması en başta saygıyı ve güveni yitirir.
Son günlerde, gündemde olan bazı konuları bu köşeye taşımak istemem.
Çünkü yaşanan iğrençlikleri, ortaya çıkan insanlık dışı olayları daha fazla konuşup, daha da değerli hale getirme endişem var.
Bu ülkenin getirildiği nokta ortada.
Sahipsiz bir memleket.
Hiçte hak etmediğimiz yaşam kalitesi ve standartı.
İnsan odaklı olmayan, insanın siyasi kaygı ve iktidar kavgasına meze yapıldığı bir coğrafya.
Devlet kendi gücünü farkında olsa ve kullansa kimse sesini çıkaramaz.
Herkes vergisini paşa paşa ödesin, devleti zarara uğratan her kimse cezasını çeksin, adalet ve edalet dağıtımında eşitlik bir devletin temelidir.
Ve bu devletin, bu anlamda içini boşalttılar.
Bu başıboş yapı, devlet, Kıbrıs sorunun da bulunacak olası bir çözümde bizim çatımız olacak.
Çözüm olmayacağını varsayarsak ki asla temennim değildir.
Bu devlet kendi yaşamımız için bir organizasyon olacak ki bugün yaşadığımz da odur.
Kabul etmesek bile, biz bu işi beceremedik.
Şimdi nerden nereye geleceğim, ama...
Yazının ilk başında biraz değindim.
Ülke gündeminde ilk sıraya oturan olaylar.
14 yaşında bir kız çocuğu ile ilişkiye giren insanlar.
Ve daha neler neler.
Olay, suç, cürüm mutlaka yaşanır.
Bunları önleyecek en önemli etken, suça karşılık, suçla orantılı verilecek cezalardır.
Hatırlanacağı gibi, yeni ceza yasası gündeme geldiği ilk günlerde, sadece bir kaç madde öne çıkarılmış ve “aciliyeti olan bir yasa değildi” şeklinde de bir eleştiri olmuştu.
Bu konuyla ilgili daha öncede yazdım.
Yeni ceza yasası bir bütün olarak ele alınsın dedim.
Sadece bir kaç maddeyi ön plana çıkarıp, siyaset yapılmasın istedim.
Ve yine yaşanan bir cinsel istismar olayı.
14 yaşında bir çocuğun başına gelenler ve hamile kalması.
Daha önceki yasaya göre, ayni suçun faili, mahkemeyi suçu işlerken, söz konusun çocuğun yaşı konusunda yanıldığına ikna ederse suç almıyordu.
Mahkeme ikna olmazsa da verilecek ceza;
En fazla iki yıldı.
“Hafif suç” kapsamındaydı olay.
Şimdi işlenen cinsel istismar suçunun ceza karşılığı;
16 yaşından küçük biriyle “cinsel ilişki” ve “rızası olmasına bakılmaksızın” yapılan tecavüzdür.
Cezanın müebbet hapse kadar yolu var.
Yeni ceza yasası, son olarak gündeme gelen 14 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismar suçunda, olayın ispatlanması halinde belki de bir ilk olarak ağır bir cezaya yol açacak.
Elbette olması gereken de bu.
Şimdi yeni yasanın gerekliliği, hiç de istemediğimiz bir olayla kendini gösterdi.
Söylediğimi gibi, suçların önlenmesinde, hele de bizim gibi otorite eksikliği olan yerlerde “caydırıcı cezalar” en etkili yoldur.


Bu haber 479 defa okunmuştur

:

:

:

: