AB’de çevre politikaları ve KKTC

Çevre açısından ülkemizin geldiği nokta maalesef içler acısı durumdadır.
Çevre açısından ülkemizin geldiği nokta maalesef içler acısı durumdadır. Öncelikle devletin kendi yaptığı yatırımlarla çevreyi kirletmesi ve halkını kirletmesi sözde AB’ye uyum sürecinde olan bizim gibi çağ dışı ülkelerde ancak olabilir. Şöyle ki, gıda güvenliği ve çerve konularındaki sorumsuzluğumuzdan dolayı Kanser de dünyada ilk sıralarda bulunmaktayız. Durum böyle olmasına rağmen halen daha hükümetcilik oynama pahasına devlet kendi işlettiği elektrik santrali ile çevreye kirletmeye ve halkı zehirlemeye h devam etmektedir. Üstüne üstlük, AB’ye uyum süreci şovlarının yapıldığı bugünlerde özel sektör tarafından işletilen elektrik santrali ile de ipe sapa gelmez gerekçelerle çevrenin kirletilmesi ve halkın zehirlenmesine ipe sapa gelmez gerekçelerle göz yumulmaktadır.

PEKİ AB’DE ÇEVRE POLİTİKALARI VE MEVZUATINA GÖRE NE YAPMAMIZ GEREKİYOR?

Bu soruyu yanıtlamak için çok da araştırma yapmamıza gerek yoktur. Bunun yanıtı detaylı bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliği Bakanlığı’nın şu internet sayfasından okunabilir: http://www.ab.gov.tr/index.php?p=92&l=1.
Avrupa Birliği’nin çevre politikası, kirliliği ortadan kaldırmayı, azaltmayı ve önlemeyi, doğal kaynakların, ekolojik dengeye zarar vermeyecek biçimde kullanılmasını temin ederek sürdürülebilir kalkınmayı sağlamayı, çevresel zararın kaynağında önlenmesini, çevre koruma hususunun diğer sektörel politikalarla (enerji, ulaştırma v.b.) entegrasyonunu güvence altına almayı amaçlamaktadır.

1 Aralık 2009 tarihinde yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması ile çevre, AB ile üye ülkeler arasında paylaşılan yetki alanlarından biri olarak kabul edilmiştir. Lizbon Antlaşması uyarınca, Birliğin çevre politikası, aşağıdaki hedeflerin takibine katkıda bulunur:

• Çevre kalitesinin muhafaza edilmesi, korunması ve iyileştirilmesi,
• İnsan sağlığının korunması,
• Doğal kaynakların basiretli ve rasyonel biçimde kullanılması,
• Bölgesel veya dünya çapındaki çevre sorunlarının ele alınmasına yönelik uluslararası düzeydeki tedbirlerin teşvik edilmesi ve özellikle iklim değişikliğiyle mücadele edilmesi.

AB çevre faslının düzenlediği temel alanlar açısından KKTC’de özellikle aşağıdakilerin kuşkusuz dikkate alınması gerekmektedir.

YATAY MEVZUAT, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD), çevresel bilgiye erişim gibi konularını içermektedir. 2011/92/EC sayılı ÇED Direktifi, çevre ile ilgili resmi veya özel projelerin insan, bitki, hayvan, toprak, hava, iklim, maddi varlıklar, kültürel miras üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerinin, belirlenmesini ve değerlendirmesini gerektirmektedir. 2001/42/EC sayılı Stratejik Çevresel Değerlendirme Direktifi ise, plan ve programların çevre üzerindeki olası önemli etkilerinin değerlendirilmesi ve mümkün olan en az düzeye indirgenmesi veya ortadan kaldırılması konularının ele alındığı bir süreçtir. 2003/4/AT sayılı Çevresel Bilgiye Erişim Direktifi çevresel bilgiye erişim hakkı ile ilgili şartları ortaya koyarken, çevresel bilginin erişilebilir olması ve halka duyurulması ile ilgili konuları düzenlemektedir.

HAVA KALİTESİ başlığı altında 2008/50/AT sayılı Hava Kalitesi Çerçeve Direktifi ile ozon tabakasını incelten maddelerin azaltılması, uçucu organik bileşiklere (VOC) ilişkin emisyonlar ve yakıt kalitesi ile ilgili düzenlemeler yer almaktadır. Hava Kalitesi Çerçeve Direktifi tüm kirleticiler için ortak metotlar vasıtası ile hava kalitesinin değerlendirilmesi, izleme gereklilikleri ve metotları ile temiz hava plan ve programlarına ilişkin kurallar getirmektedir.

ATIK YÖNETİMİ alanındaki temel düzenleme 2008/98/AT sayılı Atık Çerçeve Direktifidir. Çerçeve Direktifte yer verilen atık yönetimi hiyerarşisine göre atık yönetimi stratejileri öncelikle atıkların ortaya çıkmasını önlemeye odaklanmalıdır. Bunun mümkün olmadığı hallerde, atık malzemeler yeniden kullanılmalı, geri dönüştürülmeli veya geri kazanılmalı ya da enerji kaynağı olarak kullanılmalıdır. Atıklar nihai çözüm olarak yakma tesislerinde veya düzenli depolama sahalarında güvenli şekilde bertaraf edilmelidir. Atık başlığı altında çerçeve direktifin yanı sıra, atıkların düzenli depolanması, atıkların taşınımı, ve özel atıklar (pil ve akümülatörler, ömrünü tamamlamış araçlar, atık elektrikli ve elektronik eşyalar, ambalaj ve ambalaj atıkları gibi) konularında düzenlemeler yer almaktadır.

ENDÜSTRİYEL KİRLENMENİN KONTROLÜ VE RİSK YÖNETİMİ başlığı altında yer alan

2008/1/AT sayılı Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrolü (IPPC) Direktifinde entegre izin sistemi ile kirliliğin üretim sürecinde önlenmesi (hammadde seçimi ve temiz üretim), üretim sonucu kirliliğin kontrolü, mevcut en iyi teknikler (BAT) ve halkın katılımı hususları düzenlenmektedir. Bu başlık altında yer alan diğer temel düzenlemeler, kapasitesi 50 MW üzerindeki mevcut tesisler için emisyonazaltım planları oluşturulması zorunluluğunu getiren 2001/80/AT sayılı Büyük Yakma Tesisleri Direktifi ile büyük endüstriyel tesislerden kaynaklanan kazaların önlenmesi ile ilgili 96/82/AT sayılı Seveso II Direktifidir. 2008/1/AT sayılı Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrol Direktifi ile 2001/80/AT sayılı Büyük Yakma Tesislerinden Havaya Belirli Kirleticilerin Emisyonlarının Sınırlanmasına ilişkin Direktifin hükümleri, 2010/075/AT sayılı Endüstriyel Emisyonlar Direktifi kapsamında kademeli olarak tadil edilmekte olup, 2008/1/AT sayılı Direktif 06/01/2014 tarihinde, 2001/80/AT sayılı Direktif ise 31/12/2015 tarihinde Endüstriyel Emisyonlar Direktifi ile yürürlükten kalkacaktır.

GEÇMİŞTE VEYA BUGÜN HÜKÜMET EDENLERİN MUHTELİF SEBEPLERLE AB ÇEVRE MUKTESEBATINA UYMADIĞI TARTIŞMASIZ BİR GERÇEKTİR. ANCAK, KIBRIS TÜRK TOPLUMU OLARAK BİZLER AB’DE ÖNGÖRÜLEN BİR ÇEVREYİ İSTİYOR VE YETERİNCE TALEB EDİYOR MUYUZ?


Bu haber 459 defa okunmuştur

:

:

:

: