Güven artırıcı önlemler ve Elam saldırısı (2)

Birincisi kendi destekledikleri lider cumhurbaşkanı oldu.














Birincisi kendi destekledikleri lider cumhurbaşkanı oldu. Anastasiades Kiliseye yakındır. İkincisi Rum ekonomisinin çöküşü, Kilisenin kendisinin de ekonomik çöküş yaşaması… Bunu söylemeseler de çıkış yolunun çözümden geçtiğini anlıyorlar. Nitekim Kilise kendine ait mallara yabancı yatırımcı gelmesini istiyor. Kilise işletmeler bakımından da büyük kurumdur. İçki fabrikası, oteli bile var. Kilise bir şirket ayrıca. Bunun dışında doğalgazın Avrupa’ya sevkinin Türkiye üzerinden olmasının en doğru yol olacağı konusundaki bilimsel veriler de etkiledi. Herkesi olduğu gibi Kiliseyi de etkiledi. Anastasiades zaten halkı bu konuda alıştırdı. Türkiye üzerinden olmasının önemli olduğunu anlattı. Dolayısıyla bütün bunlar Kiliseyi etkiledi.
Güven artırıcı önlemler çerçevesinde müfredat uyumunun da ele alınması gerekiyor. Bizim müfredat Türkiye ile uyumlu hale getirildi. Rum kesimiyle de uyumlu olsun. Ara bölgede 3 dilli bir üniversite ya da lise açalım. Gençlerin ilişkileri gelişsin. Şu anda İngiliz Okuluna giden Kıbrıslı Türk gençler milliyetçi olarak yetişiyor. Çünkü onlara Güneyde iyi davranmıyorlar. Ama dilimi bilirlerse bu iş çok daha iyi bir noktaya gelecek. Türkçe konuşmaya çalışan bütün Rumlar çözüm istiyor ve ciddi şekilde çözüm istiyor. “Kıbrıs’ta barış engellenemez” dedi bana bir Rum Türkçe olarak. Ya da benim bir kitabım çıkmıştı, “TalatınKıbrısı” diye. O kitabı almış okuyor. Bir Rum. ‘Öğrenilebileceğini ispat etmek için Türkçe öğreniyorum’ diyor. Bunu yapabilmeliyiz. Mesela bu cep telefonlarının dolaşım (roaming) meselesi. Rumlar roaming dediğinde çok bozuluyor. İş birliği diyeceksiniz. Çünkü roaming devletler arası. Yeni bir jargon yaratmak lazım bu konuda da Bunun için de birbirimizi anlamamız daha çok temas etmemiz lazım. Bir Rum barışçı ile karşılaştım, “ben” dedi, “işgalden beri buradayım.” Adam çok uğraştı ama “işgal” yerine başka bir kelime gelemedi aklına. Bulamadı başka kelime kullansın. Onlara başka kelimeler de kullanabileceklerini öğretmek gibi...

Burada en önemli olay bence dil eğitimidir. Bu dil eğitimini okullara koymamız lazım. Bizim yok öyle bir imkânımız. Öğretmen yok ki. Türk öğretmen istihdam etmeleri lazım o zaman da eğitim materyali yok.
Öğrenci ve öğretmen değişimi yapılabilir. Yakın, gidip gelecek ek maliyeti yok. İsteyen öğrenci buluruz. Ben şimdi güven artırıcı önlem olarak bunu arıyorum. Bizim bunu ortaokul liselerde yapmamız lazım? Ortak televizyon programları yapılır. Altyazı ile diğer toplumun dili kullanılır. Hükümetler teşvik etse olur. Ama her iki tarafların televizyonları da çekinir. Buna hazır televizyonlar var bizde de... Yapılabilecek olan çok şey var. Mesela buradan güney Kıbrıs’a gidiyorsunuz, tekrar sigorta yaptırmanız gerekiyor. Güven yaratıcı önlemler bunlardır. Maraş’ın verilmesi, Ercan’ın uluslararası hava trafiğine açılması meseleleri Kıbrıs sorunuyla da doğrudan ilgilidir. Rumlar için Ercan’ın açılması bir tabudur. Maraş’a karşı zorlanabilir ama güven yaratıcı önlem bu değildir.
Umutlu musunuz? Bu süreç bir yere varır mı?
Adadaki hareketlenme, süreç başlayacakmış, bir şeyler oluyormuş falan hepsi yapaydı, gerçek durum budur. Yapaydı çünkü Rum tarafı geciktirme süreci uzatma peşindeydi, bizim tarafın da 3 kuruşluk payı vardı bunun için. İki taraf da oyalamada uzlaşına süreç başladı. 4 ayda ortak metin çıktı. O da Türkiye ve dış faktörlerin başlamasıyla ortaya çıktı. Benim yorumum bu oyalama sürecidir. Gözlemim bu. Bir kere bazen denir ki, Rum kesimi 70 kişilik ekip kurdu hazırlık yapıyor, bizim taraf zayıf kaldı diyorlar. Ben bilmem kaç kişilik ekip kurduklarını ama, Rum tarafının çok güçlü bir şekilde hazırlandığı doğru. Türk tarafında bu iş öyle 4 dörtlük ele alınacak olsa, bütün güçler seferber edilir. Şu anda dışişleri bakanımız dışlanıyor. Hatta engelleyemediklerine ve kendisi bir yere gidip pozisyonunu anlattığında arkasından oraya hemen başkasını göndermeye çalışırlar. Bir yere görüşmeye gidiliyor. O görüşme öğrenildiğinde o kişiye bir mektup yazılıyor. E ortaya da görüş farklılıkları çıkıyor. Siz Cumhurbaşkanından mektup alıyorsunuz, bir gün sonra da aynı konuda dışişleri bakanıyla görüşüyorsunuz. Daha ilginç de bir şey var. Sayın cumhurbaşkanı bir temsilci atadı ve Rum tarafı adına görüşmeci dediği için o da görüşmeci dedi. Anastasiades görüşmelerden kendisini uzaklaştırmak istedi, bir alt seviyeye düşürmek istedi. Buna bizimkiler de olumlu yaklaştı ve yine ikinci seviyeye indirdi bir temsilci atadı görüşmeci dedi adına. Onunla da yetinmediler her şey görüşmecinin sırtına bindi. Örgütlere bilgi veriyor görüşmeci. ABD’ye gidiyor. ABD yetkililerine bilgi veriyor. BM zaten burada görüşmelerde, New York’a bilgi veriyor? Oradan Rusya’ya gidiyor. Görüşmeci mi elçi mi? Bunu gezici elçilerin yapması lazım. Tek kişi olur mu, dünyayı kurtaran adam rolüne girmeye ne gerek var? Bir sürü diplomatımız var. Pozisyonumuzu görüşmeleri anlatacak bir sürü insan var. Bir kişiye her şey verildi yürü ya kulum denildi, o da çalışıyor. Bu yanlış ve birazcık ciddiyetten uzak bir yaklaşım.
Hep dış destek diyorsunuz…
ABD ve İngilizler benzer yaklaşımlar ortaya koyuyorlar. 2004te de hepsinin temsilcisi vardı. ABDliler bu defa başka kanallarla yapıyorlar .Özel temsilcileri yok, dışişleri müsteşarlarını falan kullanıyorlar.
Dışarıdan metin?
DIşarıdan bir metin gelme olasılığı şimdilik yoktur. Hatta hatırlar mısınız ortak metinde, hakemliği en başından reddediyorlar. O nedenle dışarıdan bir metin beklemeyin. Biraz daha olgunlaşması lazım. Artık tarafların ilerleyemeyeceği düşünülürse bir metin gelebilir.
Rumlar içinse varsa yoksa Maraş ve Mağusa limanı… Şimdi bize yine bu önerileri yapsaydı biz de saydığım güven artırıcı önerileri yapsaydık biz daha güçlü olacaktık. 2.5 saat görüşme yaptılar bunun yarısında iki lider konuştu demektir.
BM eğer bir öneri yaparsa o zaman Türkiye evet diyebilir. Ama şu anda görev Eroğlu ile Anastasiades’indir. Onlar anlaşacaklar. Şimdi atı dereye götürürsünüz zorla ama zorla su içirebilir misiniz? Samimiyetle bunun olması gerektiğine inanmak lazım. Asıl sorun odur.
Türkiye’nin “aman süreci tıkayan taraf biz olmayalım” söylemiyle yaptığı telkinleri var sadece…
Yunanistan Rumlara telkin yapıyor mu?
Yunanistan Rumlara telkin yapamaz çünkü günahkâr. Hem adanın “işgalini” kışkırttı 1974te darbe yapmakla… Son olayda, ekonomik krizde de az günahı yok Yunanistan’ın. Yunanistan batmasaydı bu Rumlar da filika olarak transatlantiği kurtarmaya çalışmasalardı belki de batmayacaklardı. Hristofyas’ın son dönemlerin de bile Yunanistan yardım olsun diye yunan tahvili aldılar. Ve battılar. Onun için Yunanistan baskı yapamaz Rumlara. Ama Türkiye’nin Kıbrıslı Türklere karşı öyle bir günahı yok.
Kıbrıs Rum devleti, EOKA’dan sonra kuruldu. Paramiliter bir devlettir ve bütün o EOKAcılar kuruluşta polis teşkilatına alındı. O gelenek devam etti.
Polis hala daha EOKA’cı mı?
Hayır eskisi kadar olmayabilir ama konu şudur bu insanlar bu geleneğe sahip oldukları için sempati duydukları bir teşkilata göz yumabiliyorlar.
İdari yapı da bir tek bakana bakmıyor. Bir de bürokrasi var. Bu bürokrasinin de temiz olduğunu düşünemiyoruz. Örneğin Anastasiades çok öfkeliydi. “Bu biliniyordu ve tedbir alınması lazımdı” dedi. Ama tabii Kıbrıs Rum tarafında çok şerleşmiş bir şey var. Onlar yıllardır bir dünya devleti sayılıyor üstelik. Fakat çetelerden gelip süzülmüş bir devlet oldu. EOKA tarafından kuruldu sonuçta onun izleri var. Onun için diyorum…
PekiHristofyas Türk tarafına bir konferansa gelseydi?
Böyle bir olay olmazdı Hristofyas gelseydi. Çok sağlam tedbir alınırdı. Ama tabii ki bir olay olur da birisi tutuklanır ise o biraz da polislerin niyetine bağlı. Hrant Dink cinayetindeki gibi aşırı milliyetçi polisler bizde de olabilir. Rumlar da öyle yaptı. Yeterli delil bırakmadı o yüzden savcı serbest bıraktı. Polis orada da polistir. İyi hazırlık yapmadı yeterli delili ortaya koymadı. Dolaysıyla da savcı “elimde yeterli delil yok” dedi ve serbest bıraktı. Bu olabilir. Burada bana göre yine önemli olan niyettir. Kuzeyde böyle bir olayın yaşanmasına zaten müsaade edilmezdi.(Son)





Bu haber 259 defa okunmuştur

:

:

:

: