Manevi liderlerin müzakere süreci

Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabaları sadece siyasiler mi aittir?

Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabaları sadece siyasiler mi aittir?
Ya da bu iş sadece dış merkezlerde mi şekillenecek?
Aslında, her iki tarafta yaşayan herkesin ortak amacı, bu sorunu çözmek olmalı.
Farklı düşünceler elbette olacak.
Önemli olan farklı düşünceleri bir araya getirip, ortak noktaya ulaşmak.
Bunun içinde gerekli olan en başta iyi niyettir.
Sürecin beklenilen düzeyde ilerlemediği ortada.
Liderler ayda bir, müzakereciler hafta bir görüşecek.
Bu sorun özellikle Kıbrıslılar için sadece siyasi bir sorun değildir.
Bu sorunun içinde güvensizlik var, önyargı var, beklentilerde farklıklar var.
Daha pek çok şeyin var olduğunu söyleyebiliriz.
Ama olması gereken esas nokta, tekrardan altını çizelim iyi niyettir.
Bir yazımda şunları seslendirmiştim, tarih 26 Ekim 2009’du;
“Kıbrıs’ta bir ortaklığın kurulması ve kalıcı olabilmesi için öncelikle, ortak olacak tarafların her ikisi de istekli davranmalı, her iki tarafta bir şeyler almak için bir şeyler vermesi gerektiğinin bilincinde olmalı.
Gerçek anlamda iyi niyet ve sorunları çözme arzusu, her iki tarafa da eşit şekilde yansıyorsa, her iki tarafta elini taşın altına eşit şekilde koyuyorsa, çözüm yolunda ki zorluklar kolay aşılır. Bence işin özü niyettir. Bu konuda ben pek de umutlu değilim, ki ben umudun, umutlu olmanın insan hayatında her şey olduğuna inananlardanım. Bu umutsuzluğun sebebi kısaca şudur, ortaklık kurmaya çalıştığımız toplum, bizimle hiçbir şeyi paylaşmak istemiyor. Bizi kendileri gibi bu adanın sahiplerinden biri olarak görmüyor, onlara göre Kıbrıs’ta muhatapları biz değiliz, onların muhatapları Türkiye.”
Evet, bugünde ayni noktadayım.
Kıbrıs Türk tarafı, taraf olmayı unuttu.
Süreci sürüklemek yerine, zamana bıraktı.
Bu durum da bizi esas aktör olmaktan uzaklaştırdı.
Kıbrıs dışındaki merkezler, sorunun çözümü için bir yol haritası belirlemiş ve bunu ilerletiyorlar.
Fakat bu yol haritası al-verle, siyasi manevralarla, oyunlarla şekillenecek.
Esas olan, toplumların önyargısız, eskiye bağlı kalmadan, sorunu çözme iradesini ortaya koymasıdır.
Önemli olan çözümdür, çözmektir, paylaşmaktır.
İki halkın, bir şeyleri paylaşması, bir şeyler için üzülmesi, bir şeyleri ortak olarak sahiplenmesi, mesele budur.
Çok küçük fakat çok önemli bir girişim;
İki toplumun yöneticileri ki bu konuda Rum yönetimine daha önemli işler düşüyor.
Geçmişe dair bir özür dilenmesi veya en azından “yaşanan her şey için üzgünüz” denmesi.
Ve bunu her iki tarafında, iyi niyeti ortaya koymak adına yapması.
Bu girişim Maraş’ın iadesinden, Ercan Havaalanının, Mağusa Limanın uluslar arası trafiğe açılmasından, daha etkili olabilecek “Güven Artırıcı Önlemler” niteliğinde ki açılımdır.
Psikolojik duvarların yıkılmasında, adanın bugünkü durumu için birbirini suçlamak değil, sorumluluğu paylaşmak ve gerçekten iyi niyetini göstermek için radikal adımlar gerek.
Kıbrıs’ı bu hale elbirliği ile getirdik.
Bizlerinde, Kıbrıs’ın güneylilerinin de bu sorumluluğu almaya başladığı gün, sorun büyük ölçüde bitecek.
Liderlerin ayda bir, müzakerecilerin hafta da bir görüşmesinin yeterli olmadığını söyledim.
Bu görüşmeler ortaya bir metin çıkaracak.
Tabi ki o noktaya gelinirse.
Liderlerin, müzakerecilerin, heyetlerin görüşmesinden daha da önemli olan görüşmeler yapılıyor.
Mesela, manevi liderlerin görüşmesi.
Din adamlarının bir araya gelmesi.
Din İşleri Başkanımız Talip Atalay, Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Hrisostomos, Maronit Başpiskoposu YoussefSoueif, İsveç Dini Sosyal Demokratlar Birliği Başkanı Peter Weiderud en son bir yemekte bir araya geldiler.
Bu buluşma liderlerin, müzakerecilerin görüşmesinden daha önemlidir.
Direk insanlara ulaşmaktır bu manası.
Maneviyatı aşılamaktır, akıllardaki duvarları yıkmaya teşebbüstür.
Az önce bahsettiğim “özür veya hiç olmazsa üzgünüz” diyebilmeyi başarırsa manevi liderler başarır.
Onların başlattığı, manevi müzakere sürecini destekliyorum.
Ve mutlaka ama mutlaka cesaretlendirilmeleri gerektiğinin altını çiziyorum.
Onların cesaretlenmesi demek, toplumların en güçlü yanları olan manevi yönünde güçlenmesi demektir.
Ki bunun güzel yanı bu güzel adaya yansıyacaktır.

Bu haber 539 defa okunmuştur

:

:

:

: