Kavganız, ödenen bedele değdi mi?

Her zaman sorguladım.
Her zaman sorguladım.
Bu ülke neden üretmiyor?
Üretim sadece fabrikalarda, sanayilerde yapılmıyor.
Fikirsel, toplumsal, siyasal üretkenlik de bu ülkede sıfırın altında.
Mevcudu korumak, suya sabuna dokunmadan günü geçirmek sistemimiz oldu.
Bizim gibi ülkelerde siyasilerin tek bir amacı vardır.
Bir sonraki seçimlerde kazanan olmak.
Son yıllarda bu amaç o denli sırıtır oldu ki “kazanan olmak” adına akla hayale gelmeyen yollara başvurmak, siyasetin doğasına mal edildi.
İktidar olan erkin, öncelikli olarak kendi yandaşlarına, her türlü olanağı bir hak olarak görmesi, normal görülmeye başlandı, içselleşti, sıradanlaştı.
En yukarıdan, en aşağıya devlet kadroları, ülkenin geleceğine yön verecek aydın kesim, tüm sektörler tamamen politize olmuş durumda.
Atılacak her adım, her gelişme, siyasi amaçlar etrafında değerlendiriliyor.
Bir insanın, ülkeye, makama ne vereceği düşünülmeden, kamusal fayda gözetilmeden, sırf parti sempatizanı olduğu için makam alması, devlet kadrolarının esas çöküş sebebidir.
Siyasette çökmüştür.
Siyasetin çöküşü iktidarları, iktidarların çöküşü devlet mekanizmasının, korunmasını, sahiplenilmesini ve güvenilir olmasını engelledi.
Siyasetin çıkmazı, kendi içindeki hırs ve iktidar kavgası toplumun önüne geçti.
Yakın tarihte böyle bir dönem yaşadık.
Ulusal Birlik Partisinin kendi iç seçimi, kendi iç sorunundan çıkarak, toplumun sorunu olmakla tüm ülkeye çok ağır bedeller ödetti.
Kurultayda kazanan olmak için yüzlerce insan, aynı parti içinden öncelikli yapılarak, devlet kadrolarına yerleştirildi.
Bugün için bu durum, ülkenin en önemli gündem maddelerinden biri.
Birileri bunu yaptı, birileri de bunun bedelini çok ağır bir şekilde ödüyor.
Tek taraflı bir “hata” mı yapılan? Hayır.
Ama hatanın bedelini ödeyen taraf, tek.
UBP kurultay sürecinde yaşananlar ve bunlara bağlı olarak ödenen bedeller bunlarla kalmadı.
Bu ülkenin Başbakanının imzası taklit edildi.
Olmayan bir olay, sahtecilikle varmış gibi gösterilip, bundan medet umulmaya çalışıldı.
Olaya niyet edenler, tutuklandı, yılların getirdiği statükoları ve saygınlıkları bir anda yerle bir oldu.
Aile hayatları dağıldı, çocuklarının yüzünü bakamaz, toplum içine çıkamaz oldular.
Ve beklenen sonla yargısal olarak da mahkum oldular.
Peki, insan sormaz mı, bunca olaya, ortaya çıkan bu sonuçlara değdi mi?
Kurultayda yarışmayan, bu olayın en günahsızlarının, bedel ödemesi, bu acımasız düzeni bir kez daha göz önüne getirdi.
Devlete istihdam edilen yüzlerce insan, hangi amaçla istihdam edildi?
Başbakanın imzasını taklit eden ve tüm hayatını birebir taraf olamadığı bir yarışa heba eden insanların amacı neydi?
Kim kazandı bu hırsın sonunda veya kimler kaybetti?
Bir kez daha altını çizerek sorayım;
Kuzey Kıbrıs’ın, en köklü siyasi geleneğinin, tek sahibi olmak için değdi mi onca yapılana, bu kadar insanın ziyan olmasına.
“İmza olayının esas suçluları dışarda diyor” eski Başbakan.
Peki, yüzlerce “kurultay istihdamı” damgası yiyen insanların suçluları nerede?
Bu iki yaklaşımın ayni cümlede kullanılmasıdır mesele.
Ve figüranların değil, aktörlerin hesap vermesidir, hem adaleti hem de vicdanları rahatlatacak olan.



Bu haber 480 defa okunmuştur

:

:

:

: