Anayasa değişikliği

Hayata, zamana, günün getirdiklerine ve elbette hayatımızı şekillendiren teknolojiye ayak uydurmak gerek.
Hayata, zamana, günün getirdiklerine ve elbette hayatımızı şekillendiren teknolojiye ayak uydurmak gerek.
Zamana, ihtiyaçların değişmesine göre hayatımızda değişiyor.
İhtiyaçlarımız ve buna göre yapmamız gerekenler artıyor, genişliyor, çoğalıyor.
Zaman, geri dönüşü olmayan tek unsur.
Dünü yaşamak mümkün mü, ya da birkaç dakika öncesini?
Elbette mümkün değil.
Yapılması gereken, yaşanan her anın, bir daha gelmeyeceğini bilmek ve ona göre oluşan bir mantıkla yaşamaktır.
“İnsan suya benzer” demişti bir yazar.
“İnsan su gibidir. Girdiği her yerin şeklini alır”
Ne kadar da doğru söylemiş.
Değişen ve değişimle ihtiyaçları şekillenen sadece insan mı?
Ülkeler, devletler de değişiyor.
Değişimlerden etkileniyor.
Bu değişimlere ayak uydurmakta olmazsa olmazdır.
Kuzey Kıbrıs’ta değişti.
Her anlamda değişimler yaşanıyor ki bu durum birçoğumuzu da rahatsız ediyor.
Çünkü, yaşanan değişimlerin çok çok gerisinde kalan bir yapıyla yeni durumları ilerletmeye çalışıyoruz.
Böyle olunca da her ne varsa yarım yamalak.
En temelden başlamalı değiştirmeye.
Yasaları, kanunları, güne göre uyarlamalı, güncellemeli.
Bunu yapması gereken yönetici makamları geç bile kaldılar.
Ama yine de bir yerlerden başlamak gerek.
Bu anlamda en başta Anayasa değişikliğinin şart olduğunu seslendirdik defalarca.
Konuyla ilgili ciddi çalışmalar yapılıyor.
Amaç, 29 Haziran yerel seçimleriyle beraber Anayasa değişikliklerinin de halk onayına sunulması.
Konuyla ilgili önemli bir konsensüs sağlandı.
Yasa önerisi, CTP-BG’den 17, DP-UG’den 4, TP’den 1 milletvekilinin imzasıyla Meclise gönderildi.
Fikir ayrılıkları olsa da, ortak noktalar artırılarak önemli bir uzlaşı sağlandı.
Bugünlük, genel olarak değişiklik önerilen maddeleri tek tek sıralamadan, değişiklik için gerekçeleri ve yapılmak istenenleri aktarmak istiyorum.
“Anayasa değişiklik önerisiyle gerçek anlamda insan haklarının sınırlandırılmasına ilişkin gerekçeler derinliğine sorgulanmış ve Devlet olgusunun değil insan hakları olgusunun özü temel haklar ve özgürlükler bağlamında yeniden irdelenerek değiştirilmiştir.
Anayasa değişiklik önerisiyle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de iç hukukun ayrılmaz bir parçası olarak tanımlanmıştır. Böylelikle insan haklarına ilişkin yapılabilecek sınırlamalarda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da dikkate alınacak, bir yerde edilgen olarak otokontrol görevi de görecektir.
Birçok hukukçuya ve siyasetçiye, çoğunluğun değil çoğu zaman azınlığın verdiği varoluş mücadelesi ilham kaynağı olmuştur. Bu Anayasa değişiklik önerisiyle azınlık haklarının düzenlenmesi de amaçlanmıştır.
Anayasa değişiklik önerisiyle, Yüksek Yönetim Denetçisinin yürütmeden daha bağımsız bir kişi olması ve konsensüsle seçilmesi düzenlenmiştir. Ayrıca Yüksek Mahkemenin üye sayısı artırılmış ve alanlarında uzman yargıçların görev alabilmesinin önü açılmaya çalışılmıştır. Yüksek İdare Mahkemesinin iş yükü de dikkate alındığında bu Mahkemenin istinaf mahkemesi haline getirilmesi ve bu amaçla kurulacak idare mahkemelerinin ilk derece mahkemesi olarak görev yapabilmesine ilişkin düzenleme de amaçlanmıştır.
Cumhuriyet Meclisinin, haftalık toplantı günlerine ilişkin düzenlemeyle, Meclise bu konuda zorunluluk getirilmiştir. Ayrıca milletvekillerinin servet beyanında bulunması bir önkoşul olarak düzenlenmiştir.
Tüm bu değişikliklerle amaçlanan, insan hakları kavramının bütünsel olarak “Devlet” kavramından biraz daha uzak ancak “yaşama hakkı” kavramına daha yakın bir noktada yeniden tanımlamaktır. İnsanın olduğu bir yerde ancak hukuktan ve Anayasadan bahsedilebileceği gerçeğinden de hareketle ulusal değerler ve hassasiyetler bütününden kopmadan evrensel kriterler de düşünülerek bu Anayasa değişiklik önerisi hazırlanmıştır.”
Yapılmak istenen değişiklikleri önümüzdeki süreçte daha yoğun tartışacağız.
Tartıştıkça ortaya eksiklikler ve öneriler çıkacaktır.
Bu öneriler dikkate alınmalı, bu süreç sadece siyasi erk tarafından yönlendirilmemeli.
Toplumu temel olarak ilgilendiren bu konuda, yine toplumun geneline yansıyacak bir katılım süreci yaratılmalı.
Ve elbette samimiyetle, niyet varsa bu değişiklikler tamamlanır tamamlanmaz, seçim yasaklarına takılmadan 29 Haziran’da referanduma yetiştirilmeli.
Bu haber 557 defa okunmuştur

:

:

:

: