Kimse şikâyet etmesin

Kıbrıs sorunu, çözüm anlamında henüz belli bir aşamaya gelmedi.
Kıbrıs sorunu, çözüm anlamında henüz belli bir aşamaya gelmedi.
Adanın her iki tarafında, bir yandan günlük hayat sürerken, bir yandan da çözüm çabaları tartışılıyor.
Her zaman söylediğim şu oldu;
Önyargılı olmayalım, geçmişi de unutmadan, geleceği kurtaralım.
Kendi içimizde tartışırken, her görüşe saygı duyalım.
Ve her sorunun altında çözümsüzlüğü aramakla geçen yıllarımızı düşünerek, neden sağlam bir düzen kuramadığımızı sorgulayalım.
Söylediğim gibi bir önyargı var.
Tabi ki anlıyorum, yaşananları, çekilen acıları, ödenen bedelleri.
Fakat bunların karşılığı bugün yaşadıklarımız mı olmalıydı?
Yani “tamamıdır, bu mudur, olduk mu, bitti mi yani”
Çözüm istemek “Rumcu, kiliseci” olmak mıdır?
Anlayamıyorum ve gerçekten üzülüyorum.
Çözüm istemek, en başta bu toplum için daha iyi bir düzen, daha iyi, daha adil bir yaşam çabasıdır.
Bedeli elbette olacak ama daha önce ödenen bedeller gibi karşılıksız kalmayacak.
Hemen herkes şikâyetçi.
Üstelik her şeyden ve her nedense kimse değiştirmek için adım bile atmıyor.
Kırk yıl böyle geçti, bir kırk yıl daha heba olsun ama elimizde bize sunulan, layık görünenlere biat edelim.
İstediğimiz bu mudur?
Benim istediklerim bunlar değil.
Evet, çözüm istiyorum ama nasıl olursa olsun bir metni kabul ederek değil.
Adı ne olacaksa olacak ama bu toplum artık hak ettiği yeri bulacak, yıllarca verdiği mücadelenin karşılığını alacak.
Çözüm istiyorum çünkü;
Akşamdan sabaha, keyfi değiştirilen yaşam koşullarını istemiyorum.
Partizanlık ve sadece kendi menfaatlerini, partisel önceliklerini düşünen yöneticilerden bu saatten sonra iyi bir şey beklemiyorum.
Nüfusumu gerçek anlamda bilmek ve bununla beraber ileriyi organize eden planlayan bir sistem bekliyorum.
Çözüm istiyorum çünkü;
Batan, batırılan kurumların cezasını sadece çalışanlar ve toplum çekmesin, işini ihmal edenlerin, suiistimal edenlerin yargı önünde hesap verdiği bir düzen için.
Sağlık, eğitim, adil, eşit bir paylaşım ve düzen, trafikte, kanserde laf değil, çözüm üreten bir sistem için.
İstenilen, hayatla ilgili, yaşamla, gelecekle ilgili bunlarsa ona da saygı duymak düşer.
Ama memnunluk varsa kimse şikâyet etmeyecek.
İngiltere de okuyan çocuğu değil de, komşusunun çocuğu partizanca istihdam edildi diye, siyasiler söz verdi yapma diye, milletvekilleri şahsi çıkarları için bir başka partiye transfer oldu diye, kurumlar iyi yönetilmediği için battı veya özelleştirilecek diye, kırk yılda bir tek siyasi istifa etmedi, bir tek yöneticiden hesap sorulmadı diye, battık, bittik, tükendik, azınlıkta kaldık, çocuklarımız göç ediyor diye kimse şikâyet etmeyecek.
Hiçbir şey durup dururken olmaz.
Hak ettiğini, istediğini toplumlar kendileri yaratır.
İstenilen arzu edilen bugünkü düzense, herkes bıraksın, herkes kendi şahsi, menfi çıkarlarının peşine düşmeye, bu anlamda bir yaşam için kavga vermeye devam etsin.
Ama lütfen kimse de şikâyet etmesin.
Bu haber 518 defa okunmuştur

:

:

:

: