Ah, bu şarkılar!..

Yaşamın hayhuyunda mola anlarımız vardır hani. Hele hele bu molayı bize hazırlayıp sunanlar varsa, işte o zaman onun tadı daha bir damakta kalır.

Yaşamın hayhuyunda mola anlarımız vardır hani. Hele hele bu molayı bize hazırlayıp sunanlar varsa, işte o zaman onun tadı daha bir damakta kalır.

 

Birbirimize ve hatta kendimize, gün geçtikçe yabancılaştığımız zamanlardayız ne yazık ki! Ötekileştirdiğimiz pek çok insana da etrafımızda dolanıp duruyor. O kadar kendimizleyizdir ki bir türlü BİZ olamayız. Unuturuz güzellikleri, paylaşmayı, birlikte gülmeyi hatta hüzünlenmeyi…

 

Derken bir akşam bir ses bize hem de ta yürekten

“ Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç..”diye sesleniverince, uyanır en derin uykulardan… Şaşar kalırız.

 

“Güzel bir göz beni attı bu derin sevdaya…” Çok derinlerde, çok gerilerde kalmış, küllenmiş sevdalarımızı hatırlatır birden. Günübirlik tüketilen aşkların yerine, bir bakış için yıllarca beklenen gerçek sevdalarımızı aklımıza düşürür. Düşürdüğü yetmezmiş gibi derinden de bir “ Ah!..” çektirir.

 

“ Hicran yine hicran mı olacak bu aşkın sonu…” Ayrılığın ne bitmeyen bir dert olduğunu, belki de tutkulu aşkların kavuşamamaktan geçtiğini derin derin anlatır.

 

Sevgili Cem (Cem Kafkas/Benim oğlum… Üçüncü oğlum…) bize her zamanki gibi harika bir gece yaşattı. YDÜ deki konseri tıklım tıklım doluydu. O söylerken çıt çıkmıyordu. Yüzlerce kişi nefesini tutmuş dinlerken, geçmişin derin sızısını içinde duya duya sessizce hıçkırıyordu.

 

Türk Sanat Musikisi, toplumumuzun o ince zevkine,  o aşırı duygusallığına ( Biraz geçmişte kaldı sanki…) öyle güzel tercüman oluyor ki !

Cem, bu konserinde sanki daha başarılı, daha bir güvenli duruşu ve olgunluğuyla sahneyi doldurdu. Sanatçılar, sanatlarının zirvesine ulaşırken, dinleyicileriyle ruhen bütünleşmeyi tamamlarlar. Tıpkı buğday başaklarının olgunlaştıkça, zarifçe başlarını eğişleri gibi… İnsanoğlu yaşam deneyimi kazandıkça, daha alçak gönüllü oluyor elbette.

 

Ünlü bestekarımız Dr. Seçkin Derviş de ta Amerika’dan kalkıp sırf bu konser için, Cem’in yanında olmak için gelmişti. Ne zerafet ama… Böyle ince düşünceli beyefendiler o kadar azaldı ki… O’nun desteğinin Cem için inanılmaz bir güç kaynağı olduğunu biliyoruz.

Sayın Derviş’in son bestelerinden biri olan

“ Demedim mi ellere kanma diye

Sevilmeden sevip de yanma diye…”   şarkısını çoğumuz ezberledik bile. Beste yarışmasında ikinci gelmişti, hatırlarsınız.

 

Ada insanı duygulu, heyecanlı, sanatı sever, onun her dalıyla da yakından ilgilenir. Hatice İntaç’ın

“Yine akşam oldu bak sular karardı…” şarkısı da güzeldi ve ben onu salonda görmekten çok mutlu oldum.

 

Birbiri ardına hep bir ağızdan söylenen şarkılar… Enfes bir geceydi sözün kısası. Aslına bakarsanız hiç kimsenin canı salondan ayrılmak istemedi. O gece salonda bulunan herkes, yüreğine damla damla süzülen şarkılarla iç çekerek hüzünlü uykuların kucağına daldı.

 

Gönlüne, yüreğine sağlık oğlum. İyi ki varsın… Tanrı seni hep korusun…

Bu haber 147 defa okunmuştur

:

:

:

: