Annelere...

Biliyorum, Anneler Günü dündü.
Biliyorum, Anneler Günü dündü. Varsın olsun. Her gün anneler günü değil mi? Yok, öyle “deliye her gün bayram” mantığıyla falan değil, samimi olarak söylüyorum. Başta annem olmak üzere bütün anaların önünde saygıyla eğiliyor, “iyi ki varsınız, Allah size sağlık, afiyet versin” diyorum.
Zor iş anne olmak. Kimisi doğurur anne olamaz, kimisi doğurmadan emsal anne oluverir, herkes gıpta eder anneliğine. Görmedik mi geçenlerde, gayrimeşru diye ailesinden gizlediği daha yeni doğurduğu yavrusunu evde bırakıp memlekete aile ziyaretine giden kadının durumunu. Sanki bebeğin kabahati doğmuş olmak adam olup sahip çıkamayan babadan, doğurup ondan utanan anadan. Ödedi canıyla yavrucak, üstelik günlerce aç, susuz kalarak…
Sonra, bizim mahallenin karabaşı beşiz doğurmuş bu yıl. Küçükken güzel de, kısa zamanda kocaman oldu enikler, yetmez oldu karabaşın gücü onları beslemeye. Gerçi mahalleli de ikiye bölünmedi değil; bir kısmı belediyeye vermeyelim de besleyelim mi derken, bir kısmı sahiplendi yavrucakları. Haftalarca ne uğraş verdi bizim karabaş o yavrular büyüyecek diye. Kadidi çıktı zavallının. Nihayette, bir baktık ki mahallenin sokak köpekleri arasına bizim Karabaşın yavruları da katılmış.
İtlaf edilsin desen olmaz, öyle yaşasınlar desen olmaz. Ciddi sorun köyleşen şehirlerimizde sokak köpeği meselesi. Şimdi “muhalifim” diyerek gel de iktidarın ev hayvanı, yani İngilizce deyimiyle “pet” beslenmesiyle ilgili son kararlarını övgüyle, takdirle karşılama. Tabii bu otokrasiyi övüyorum anlamına gelmez ama her hayvana bir kimlik vermek, sahibiyle resmen ilişkilendirmek ve sahibinin ona iyi bakmasını yasal gereklilik haline getirmek muazzam bir gelişme. Tebrikler. Bu sayede belki köyleşmiş şehirler tekrar şehirleşmeye doğru adım atmaya başlayacak, sokaklar bilhassa kış günlerinde aç sokak köpekleri sürülerinin insafına terk edilmeyecek.
Ama sokak köpeği bile ana olmayı becerirken ana olamayanlar veya sadece kendisinin yavrusuna ana olup diğer bebekleri dışlayanlar az mı şu homo sapienlerin arasında? Şu testere ile ailenin yardımıyla parça parça edilen fakir kız-zengin oğlan dramını hatırlayın. Kendi yavrusunun tırnağı kırılsa içi yanan insan nasıl bir mahlûktur ki başka bir ananın yavrusunu parça parça edilmesini, çöpe atılmasını bırakın başkalarını kendine kabul ettirebilir? Haftalarca kaçak oğlunu saklayabilir? Şimdi o kadınla bizim karabaş annelikte eşit mi? Hadi canım sende!
Ama analar var. Öyle analar var ki dişiyle tırnağıyla uğraşarak yavrularının geleceğini kurmaya, onlara düzgün eğitim vermeye kendini adayan. Öyle analar var ki yavrusu için her türlü fedakârlığa hazır. Düşünebilir misiniz ana olmak, ana olmayı anlayabilmek ne kadar zor. Hani “kendine demokrat” arkadaşlar var ya demokrasiyi sadece kendi çıkarlarına hizmet edecek bir sistem olarak görüp, asla uzlaşıyı, ödünü, birlikte yaşamın gereklerini bırakın yaşamayı, tahayyül edemezler. Yok, sadece bizim siyasetçilerden değil, mahalledeki arkadaşlardan da söylüyorum, bakın etrafınıza! Ne kadar çok var onlardan. Belediye hizmeti sadece onlara verilecek. Onlar yaptıysa doğru, başkası yaptıysa yanlış. Onlar demediyse olay hiç de öyle değildir.
Sevmek sorumluluktur derler ya, ana olmak da hayata karşı sorumluluk değil midir? Baba olmak öğrenilir ama ana olmak doğuştan, yaradılıştan gelen bir özellik, imtiyazdır kadına. İşte o imtiyaz iyi kullanılabilmeli, sadece kadın değil, doğursa da doğurmasa da her kadın ana olabilmelidir.
Ne kadar mı ana olunabilir? Bakın muhteşem bir örneği yaşanıyor bu günlerde. Bir ana düşünün ki yavrusunun katilini idam sehpasından çekip alıyor, “o da ana yavrusu, ben yandım onun anası yanmasın” diyebiliyor. Bahsettiğimiz kadın İranlı bir anne; Samareh Ali Nezhad. Pazar günü İstanbul’da idi Samareh Ali Nezhad. İstanbul Maltepe Belediyesi tarafından yılın annesi seçilen, oğlunun katilini ipten alan İranlı anne için ne söylense az. Allah kimsenin başına verip benzer bir durumla imtihan etmesin. Kaç kişi başarabilir yavrusunun katilini o da başka birisinin yavrusu diye affedebilmek, idam sehpasından almak.
İşte Samareh Ali Nezhad o eli öpülesi analardan.
Canım kardeşim Ali Şimşek dün gönderdi aşağıdaki iletiyi. Duygulu arkadaştır Ali. Duygularını güzel kaleme almış, paylaşmış. Ben de sizlerle paylaşıyorum:
Anne olan, evladıyla gurur duyan, evladının haksızlığına, nankörlüğüne uğrayan, haksızlığa uğrasa da evladını yüreğinin derin yerinde koruyan, evlat acısı çeken, yitirdiği evladını yüreğinde yaşatan, anne olmayı planlayan, günün birinde anne olmanın hayalini kuran, anne olmak isteyip de olamayan, anne olmayı erteleyen, hayatının herhangi bir döneminde birilerine annelik eden arkadaşlarımın; ayrıca bütün arkadaşlarımın annelerinin ve benim nice çileler çekmiş, benim bugünlere gelmemde en büyük emek sahibi olan annemin Anneler Gününü kutluyor, annelerini kaybetmiş arkadaşlarımın annelerine rahmet diliyorum her yıl olduğu gibi...
Evlat acısı çeken anneler... Abdullah Cömert, Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülük, Mehmet Ayvalıtaş, Ahmet Atakan, Berkin Elvan ve adını sayamadığım nice evladın anneleri... Kaçı hayatta bilmiyorum, ama daha birkaç gün önce andığımız Deniz, Yusuf ve Hüseyin'in anneleri... Hukukun katledilmesi pahasına yaşı emirle büyütülerek asılan Erdal Eren'in annesi... Düzmece iddialarla ve sahte delillerle hayatlarının en verimli çağları ellerinden alınmış mağdurların yüreği acı dolu ya da yüreği bu yükü kaldıramadığı için sonsuzluğa göç etmiş anneleri... 470 haftadır kayıp çocuklarının izini süren Cumartesi Anneleri... Şehit ve gazi anneleri... Aralarında akrabalarımın bulunduğu Suriye'deki acılı anneler... Anneler Günü dileklerimizin en güzelini SİZ HAK EDİYORSUNUZ!
Bu anneleri meydanlarda yuhalatanı da bir anne doğurdu! Eminim ki o anne yaşasaydı, oğlunun bu tutumundan bir anne olarak utanç duyardı. Ona da rahmet diliyorum... Hani bekâr olduğu için bir parti liderine, 'O evlat sevgisi nedir bilmez' gibi akıllara ziyan bir 'bel altı' vuruşuyla saldırmıştı ya, kimse onun için 'O evlat acısı nedir bilmez' deyip onun da bu acıyı çekmesini dilemedi, ben de dilemiyorum. Hayattaki en büyük acıdır çünkü bu!
Hepinize kutlu olsun...

Bu haber 220 defa okunmuştur

:

:

:

: