“Vicdanı ret” kolay olmayacak

“Vicdani ret, bir bireyin politik görüşleri, ahlaki değerleri veya dinsel inançları doğrultusunda zorunlu askerliği reddetmesidir.
“Vicdani ret, bir bireyin politik görüşleri, ahlaki değerleri veya dinsel inançları doğrultusunda zorunlu askerliği reddetmesidir.
Vicdani retçiler, kendilerini “anti militarist” ya da “pasifist” olarak tanımlayabilmektedirler.
En çok karşılaşılan ret sebepleri şunlardır:
• Düşman olsa bile insan öldürmeyi ahlaki bulmamak.
• Hiyerarşik ve statüsel yapılandırmalarda yer almayı ahlâki bulmamak.
• Güncel sorunlardan dolayı, o ülkenin silahlı birliğinde bulunmayı ideolojik ve dini inanca aykırı bulmak.

Bu hakkın uygulanması, ülkelere göre farklılık gösterebilmektedir. Bazı ülkeler zorunlu askerliğe alternatif olarak vicdani retçilere kamu hizmetinde bulunma olanağı sunarlar. Bireyin kamu hizmetini de reddettiği duruma 'total ret' denir.
Vicdani ret düşüncesi geniş anlamda ilk olarak 19. yüzyılda ortaya atılmış, 20. yüzyılın başlarında I. ve II. Dünya Savaşları sırasında taraftar bulmuştur. Vicdani ret hakkı, günümüzde Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu tarafından temel insani hak olarak kabul edilmiştir.
Vicdanî reddin geçmişi ilk devletlerin kuruluşu kadar eskiye uzansa da, resmileşmesi yirminci yüzyılın başlarına denk gelmektedir.
Örneğin; İngiltere 18. yüzyılda “Quaker” inancına sahip olanları zorunlu askere alınmadan muaf tutmuş ve 1916'da da vicdanî reddi anayasasına dâhil etmiştir.
İngiltere'yi 1917'de Danimarka, 1920'de de İsveç izlemiştir.
Ayrıca pek çok ülke 17 ve 18. yüzyıllardan itibaren askerliği zorunluluk değil, gönüllülük esasına dayalı uyguladığı için etkin olarak vicdani ret diye bir tanımlamaya gerek duymamıştır. Etkin olmasa da yasal olan bu durumun değişmesine I. Dünya Savaşı ile zorunlu askerlik uygulamasının yeniden getirilmeye çalışılması sebep olmuştur.”
Bu cümleleri “Vicdani Ret” ile ilgili yaptığım kısa bir çalışmadan edindim.
Biz bunu tartışmaya başlayalı çok uzun bir zaman olmadı.
Hatta gündemimizde ciddi şekilde yer almaya başlayalı birkaç ay oldu.
Ama dünyadaki tarihi oldukça eski.
Birleşmiş Milletlerde, İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde, yıllar önce yer bulmuş ve bir hak olarak tanınmıştır.
Bu düşünce “Öldürmeyi Reddetme hakkı” olarak savunuluyor.
Her düşünce, her görüş benim nazarımda saygıyı hak etmektedir.
İnsan, hatta canlı hakkı diye bir hakka yürekten inanmaktayım.
Malum yeni Anayasa çalışmaları sürüyor.
Meclis çatısı altında, konuyla ilgili birçok maddede uzlaşı sağlandı.
1985 yılından buyana, yaşamımızın sınırlarını belirleyen Anayasamız da, çoktan gerekli olan bazı değişiklikler için son aşamaya gelindi.
Meclis’te yapılacak oylamalarla, maddeler, 34 kabul oyunu alırsa çok ciddi bir reform yapılmış olacak.
Bu noktada konunun iyi anlatılmadığı ve vatandaşın iyice aydınlatılmadığı eleştirisini de yeri gelmişken yapmak istiyorum.
Bazı maddelerin değiştirilmesinde uzlaşı sağlanamadı.
Uzlaşılamayan konulardan biri de “Vicdani Ret.”
Yeni Anayasamızda yapılacak değişiklikle, yazımın girişinde belirttiğim hususları gerekçe göstererek askerlik görevini yapmak istemeyen, yani Anayasal olarak “Vicdanı Ret” hakkını kullanan KKTC vatandaşları, bu görev yerine başka görevler yaparak sorumluluklarını yerine getirmiş olacaklar.
Elbette “ben savaşmak istemiyorum, ideolojik, ahlaki ve dini düşüncelerime bir canlıya saldırmak, öldürmek uymuyor” diyecek bireyler olacaktır.
Bu da gayet normal.
Ama bizim ülkemizde, bu hakkı kullanmak için müracaat edecek olanlardan, sayısal anlamda ben endişeliyim.
Yaşı gelen her genç, askere gitmemek için üniversitelerde kayıtlı olan her insan, yani binlerce insan, bu hakkı kullanmak için sıraya girecektir.
Hele hele askere gitmeyip de, bunun yerine kamusal alanda çalışma görevi verilecek olması, bir o kadar daha cazip gelecektir.
Fakat işin aslı bu kadar kolay olmayacak.
Öncelikle “Vicdani Retçi” olan birey, askerlik görev süresinden daha fazla süre kamusal alanda çalışacak.
Ücret, askerlik görevini yaparken alacağı ücret kadar olacak.
Süre, askerlik görev süresinden daha fazla süre olacak.
Çalışma şartları, askerlik görevi hangi şartlarda, hangi disiplin uygulamaları altında oluyorsa, öyle olacak.
Ve “Vicdani Retçi” yaşamı boyunca, silah bulundurma, silahla avlanma ruhsatı alamayacak.
Kısacası “Vicdani Ret” söylendiği gibi bir çırpıda, kısacık ve kolay olmayacak.

Bu haber 528 defa okunmuştur

:

:

:

: