“Yalan beyana ceza yok”

Yerel seçimler yaklaşıyor.
Yerel seçimler yaklaşıyor.

Tüm bölgelerde hummalı çalışmalar var.

Siyasi partiler, adaylar, mevcut başkanlar, belediyeler, herkes seçim derdiyle en iyiyi yapmaya ve seçmeni etkilemeye çalışıyor.

Elbette normal bir durum.

Tüm hizmetlerin, eksiksiz, toplumun geneline yayıldığı ve birkaç aya değil yıllara uzanan bir hizmet ağının kurulması, tabi ki olması gereken.

Geçtiğimiz Cuma akşamı “SÖZ SİZDE” programımda muhtar kesiminden üç ismi ağırladım.

Muhtarlar Birliği Başkanı ve Dikmen muhtarı Hüseyin Barbet, Lapta Sakarya mahallesi muhtarı Nidai Keleş ve Doğanköy muhtarı Halil Anıldı.

Seçim süreçlerinin en çok aranan, yoğun olarak çalışan ve esasında işini şansa bırakmaması gereken kesimdir muhtarlar.

Her seçim dönemi bölgelerde nüfus oynamaları olur.

Bölgeye yeni taşınanlar, geldikleri bölgeden isimlerini, yeni bölgelerine aktarırlar.

Konuyla ilgili bugüne kadar birçok iddia ve tartışma yaşandığı malum.

Bu nüfus oynamalarında ve yaşanan değişikliklerde en önemli görev muhtarlarındır.

Onların verdiği belgelere dayanılarak nüfus değişiklikleri yapılır.

Muhtarlarla yaptığımız programa, kuzey Kıbrıs’ın birçok bölgesinden muhtar arkadaşlarla, hem yurt içi, hem de yurt dışından izleyicilerde katkı koydu.

Anlatılanlara bakıldığı zaman, kuzey Kıbrıs’ta her zaman söylediğimiz altyapı eksiklikleri ve bilgi ağı oluşturulamadığı, sağlıklı veri merkezi kurulamadığı ve bunun birçok sorun yarattığı ortaya çıktı.

Muhtarların çoğu, bölgelerindeki nüfusu bile bilmiyormuş.

Bir şekilde vatandaşın biri yalan beyanla bir muhtarın iyi niyetini kullanırsa ve istediği belgeyi alırsa, bunun bir cezai müeyyidesi yokmuş.

Yani yalana kanan muhtar suçlu bulunup cezayı alırken, yalan beyan veren kişi ceza almıyormuş.

Girne de bir savcının söylemesine göre, herkes istediği bölgeden muhtar adayı olabilirmiş.

Yani Alayköy de yaşayan biri, Tuzla da muhtar adayı olabiliyor.

Ve siyasilerden belge verme konusunda muhtarlara baskı varmış.

Söylenenleri doğrusu veya eksiğiyle teyit etmekte çok zor değil.

Ama bunları söyleyen ben değilim.

Yıllardır bölgelerinde muhtarlık yapan insanlar.

Muhtarlar Birliği Başkanı ve Dikmen Muhtarı Hüseyin Barbet “Biz zurnanın son deliğiyiz” dedi.

Sonrasında şunları seslendirdi;

“Benim muhtarımı polis bodruma koydu. Beş gün beş gece betonun üstünde yattı adam. Katillerin içinde. Sanki cinayet işledi. Muhtar vefat etti bir bölgede. Bir azayı atadılar muhtarın yerine. Belge verecek. Hem muhtar, hem de aza yerini imzaladı. Bilmiyordu. Tutukladılar, kelepçeye koydular kollarını. Bu nasıl iş?

Benim muhtarım beş gün içeride yatırken kimse, hiçbir yetkili arayıp sormadı. Bu ayıptır, günahtır, bu durum için beni Türkiye’den bir Bakan aradı. Ben böyle bir şey duymadım, yaşamadım dedi. Ama bizim İçişleri Bakanımız ne aradı ne sordu. Bizi sevmiyorlar, ciddiye almıyorlar.”

Tutuklanan muhtar için Türkiye’den arayan bir bakan olmuş.

KKTC makamlarındansa ne arayan olmuş ne de soran.

İlgisizlik, umursamazlık ve boş vermişlik her yerde.

Herkesin kendi başının çaresine baktığı, kendi adaletini yarattığı bir düzen bu ülkedeki.

Hele gece boyunca ortaya attığı “isteyen herkes her yerden muhtar seçilebilir” düşüncesi sebebiyle tartıştığımız Girne’deki savcı ne olurdu da bilgi verme zahmetinde bulunsaydı.

Ama biz de böyle “sindagulle geçsin”
Bu haber 548 defa okunmuştur

:

:

:

: