“Uyumluyuz” mesajı mı?

Kıbrıs sorunu, Kıbrıslılar için farklı anlamlar içermeli.
 Kıbrıs sorunu, Kıbrıslılar için farklı anlamlar içermeli.
Yani dışarıdan gelecek birinin bakış açısıyla, ayni toprağı paylaşanların bakış açısı ayni olmamalı.
Dışardan gelecek herhangi bir görüş, öneri sadece tarafa göre “bakış açısıyla” sınırlı kalacaktır.
Ama ayni, coğrafyanın, ayni sıkıntılarını yaşayanlar ortak noktaları daha iyi belirleyebilir.
Adanın iki tarafı iki ayrı ülke gibi.
İki komşu, iki ayrı halk ve iki ayrı yönetim ve bu oluşumla ortaya çıkacak bir üst yönetim.
Yıllarca birbiriyle hiç bir anlamda ilişki kurmayan Kıbrıslı Türk ve Rumlar normal olarak birbirine yabancı.
Daha önce beraber yaşamış iki toplum, yaşananlar karşısında en başta güveni kaybetti.
Zamanla değişen nesiller, her iki tarafın yeni vatandaşları, sosyal anlamdaki ilişkilerden kopma, sorunu daha da çıkılmaz bir noktaya getirdi ve mevcut durumu sabitleştirdi.
Söylediğim gibi bu durum gayet normal.
Şu veya bu şekilde sürece ivme kazandırılmaya çalışılıyor.
Yabancı diplomatlar ve ABD oldukça aktif.
En üst düzeyde konu ile ilgililer.
Bu sadece iki toplum veya enerji kaynakları ile ilgili değil, bulunduğumuz coğrafyanın yeniden şekillendirilme ve çıkarlara göre dizaynı ile de ilgilidir.
Bu noktada ayni coğrafyanın insanları ayni endişeleri taşıyor mu?
Yani Türklerle, Rumların çözümden, mevcut durumdan, vereceklerinden ve alacaklarından ayni noktada buluşmaları mümkün mü?
Kuzeyin verebileceği tek şey toprak, güneyin ise devlet yönetiminden pay ve siyasi eşitlik.
İki tarafta da, oluşan mevcut durumdan vazgeçmek kolay olmayacak.
Devletin tek sahibi ve kullanıcısı Rum halkı bunu kolay kolay kabul etmeyecek.
Ayni şekilde kuzeydeki toprakları yeniden şekillendiren ve yıllardır kullanan Türklerde bu durumdan kolay vazgeçmeyecek.
Ama içinde bulunulan belirsizlik ve yaratılan sorunlar, Kıbrıslı Türkleri çözüme, Rum halkından daha hazır duruma getirdi.
İki halkın çözümden anladıkları ve beklentileri farklı.
Ya bunlar bir noktada aşılacak, ya mevcut durum farklı açılımlarla sürecek, ya da parça parça bir çözüm sürecine doğru gideceğiz.
Kıbrıs konusuyla ilgili yazdığım yazılarda çözmenin değil, barışmanın önemli olduğunu vurguladım hep.
Ortak etkinlikler, okullar, guruplar, spor faaliyetleri, sosyal çalışmalar hepsi yabancılaşan iki halkı yakınlaştırabilir.
Ve bununda mevcut durumun yıkılmasına katkısı sanılandan fazla olabilir.
Bulunacak çözümde daha iyi sindirilir ve kalıcılaşır.
Ortak ve “Güven artırıcı” adımlar konusunda zaman zaman ikinci Cumhurbaşkanı Sayın Talat’ında söylemleri var.
Geçtiğimiz gün, Rum yönetimi Başkanı Sayın Anastasiades ile yemekte buluşan Sayın Talat, Anastasiades’e okullarda Türkçe ve Rumca öğretilmesi konusunu ve süreçle ilgili de Anastaiades’in görüşlerini öğrendiğini söyledi.
Normal ve olumlu bir gelişme.
Ama sürecin hızlanması, yabancı diplomatların ziyaretlerinin yoğunlaşması ve Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu’nun adaya gelmesinin hemen ardından bu buluşmanın olması “tesadüf mü?” sorusunu akıllara getirdi.
Böyle bir istek başka yerlerden mi geldi?
“Eroğlu ile çözüm olmaz 2015 Nisan ayından sonra görüşelim” diyen Anastasiades ve KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanan Sayın Talat ortaya “uyumluyuz” mesajı vermeye mi çalışıyor?
İçe yönelik bir hamleyse yazık olur.
Önyargılı olmak ve komplo teorisi üretmek bana göre değil ama bu buluşmayı basite almadan, sonucunu da zaman bırakmak şimdilik en doğrusu herhalde.
Bu haber 580 defa okunmuştur

:

:

:

: