Tuttuğunu koparma zamanıdır

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden Romanya ziyareti sonrası, yaklaşık 400 kişilik heyetiyle Kıbrıs’a geldi.
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden Romanya ziyareti sonrası, yaklaşık 400 kişilik heyetiyle Kıbrıs’a geldi.
52 yıl sonra, bir ABD Başkan Yardımcısı Kıbrıs’ı ziyaret ediyor.
“Bir konuya açıklık getirmek istiyorum. ABD, Kıbrıs'ta sadece bir tane meşru Cumhuriyeti tanımaktadır. Adanın her yerinde gerçekleştireceğim görüşmeler, bu gerçeği değiştirmeyecek. Bu konuda benim pozisyonum ile ABD'nin pozisyonu ve tüm dünyanın pozisyonu aynıdır.
40 yıldır Kıbrıs'ı iki toplumlu iki bölgeli bir Federasyon'la birleşmiş bir Kıbrıs olarak görmek istiyorum ki bu pozisyon herkesin pozisyonudur. Son zamanlarda atılan adımlardan dolayı cesaretlendim. 11 Şubat'taki iki liderin açıkladığı ortak deklarasyon, gerçekleştirilen çapraz ziyaretler, Uluslararası toplumdan destek ve bu süreçte gördüğümüz ciddi ilerlemelerden dolayı da cesaretlendirici buluyorum.”
Biden, gelir gelmez bu açıklamaları yaptı.
Ve de ekledi “çözüm empoze etmeye gelmedim”.
ABD Başkan yardımcısı Biden, Kuzey Kıbrıs’ta, KKTC cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu ile de görüştü.
Bu görüşme, her zamanki kabullerin olmadığı, bayrakların, sembollerin bulunmadığı bir ortamda olmuş olabilir.
Bu tüm dünyanın kabul ettiği ve yazımın girişinde ABD başkan yardımcısının söyleme ihtiyacı duyduğu gerçeklerin bir kez daha yansımasıdır.
Önemli olanın görüşmenin içeriği, faydası ve derdimizi anlatma çabamız olmalıdır.
Gerisi söylediğim acı gerçeklerin yüzümüze bir kez daha vurmasıdır.

Başka gerçekler daha vardır ki, yıllarca sırt döndük, küstük oynamadık.
El âlem “Ne yaparım? Nasıl yaparım” diye politika geliştirirken, biz kendi içimizde vur patlasın çal oynasın.
Ali’nin külahını Veli’ye, Veli’ninkini Ali’ye uydurma hesapları ile günün karını bölüşmeye baktık.
Ayni ağustos böceği gibi, çalışma zamanları yatarak, kırk yıllık lale devrini yaşadık.
Şimdide şikâyet ediyoruz.
Haklarımız var diyoruz.
Geç olmadı mı? Ya da bu kadar ağlama, sızlama yetmedi mi?
Artık kendi hakkını arama, isteme, ısrar etme ve tuttuğunu koparma zamanıdır.
AHİM kararı;
Evet, siyaset de var bu kararın içinde, peki, benim köylerim, ölen, göç eden insanlarım, yıllarca neden anıtlardan, şehitlik günlerinde istismar edilmekten öteye hatırlanmadı.
Maraş konusu;
Bizimmiş, vakıf malıymış.
Elimizde belgeler varsa, yıllarca neden bunun peşine düşmedik?

İşte AHİM, neden hakkımız varsa, ispatlıysa bunu dünya kamuoyuna kanıtlamak için kendimizi parçalamadık.
Pazar günü Avrupa Parlamentosu seçimleri var.
Bu seçim güneyin veya “Rum’un” seçimi değil.
Bu tüm Kıbrıs’ın seçimi, 1960 yılında kazanılmış hakları işimize gelince tanıyoruz, işimize gelmeyince siyasi manevralara kurban ediyoruz.
Bu seçime katılan Kıbrıslı Türkler de var.
Bu konuda ki haksızlık ve güneyin sahiplenmesini ortaya çıkaracak bir fırsata dönüştürülebilir bu seçim.
İlgili yerlere gidip “Bakın bu şekilde bir seçim olmuyor. Bunu değiştirmemiz şart” diye girişim yapabiliriz.
Pazar günü beklenen sonuç alınmayabilir.
Ama bir adım olabilir.
Tekrar altını çizeyim;
Kimse bize, talep etmeden, ısrarla istemeden, keyfimiz olsun diye bir hak vermez.
Kimse kimseyi oturduğu yerde tanımaz.
Geç kalınmış sayılmaz ve oluşturulacak sağlam ekiplerle, yurt dışından alınacak uzman desteğiyle, sesimizi duyurmaya ve hak ettiğimizi istemeye başlayabiliriz.
Tabi ki bunları gerçekten istiyorsak.
Yok halimizden memnunsak yapacak tek şey var, o da oturup bir kırk yıl daha beklemek.


Bu haber 572 defa okunmuştur

:

:

:

: