Biden mi, DeepPurple mı?

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Kıbrıs’tan rüzgâr gibi geçti gitti.
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Kıbrıs’tan rüzgâr gibi geçti gitti.
Biden gitti ama tartışması bitmedi.
Ziyaretin önemini yeniden anlatmaya gerek yok.
Ama yapılan temaslardan çok başka detaylar tartışılıyor.
Kiminle daha fazla konuştu, kiminle fotoğraf çektirdi, kimin elini sıktı?
Mesele bunlar mı?
Değil tabi ki, çünkü yıllardır, gelenler geldiği gibi gidiyor, ama sorun aynı yerde duruyor.
Kıbrıs’la ilgili süreç devam ettikçe, adaya kim gelirse gelsin önemlidir ve bizi de ilgilendirmektedir.
Kıbrıs ve tabi ki sadece yarısı, ABD’nin müttefiki olabilir mi?
Elbette olamaz.
Bu ziyaret, ABD’nin çıkarları için atılmış bir adımdır.
Kime karşı? En başta, Rusya’ya karşı.
Yıllar önce Türkiye ile ABD arasında “Afyon ekimi” krizi yaşandı.
ABD, haşhaş ekiminin yasaklanması karşılığında, Türk hükümetine 38 milyon dolar ödemişti.
İlaç yapımında yasal olarak kullanılan bu maddenin, üretilmesinin yasaklanması, önemli bir eksikliği ortaya çıkarmıştı.
Ve elbette bu maddeyi üretmek için, ABD ticari bir kurnazlık yaparak harekete geçti.
Bu durum karşısında Türkiye, afyon üretimi yasağını kaldırdı ve ABD ile ilişkiler ilk defa kriz yaşadı.
20 Temmuz 1974 harekâtı öncesinde ABD, Türkiye’nin harekete geçeceğine ilk başlarda ihtimal vermedi.
İş ciddiye binince, ABD yetkilileri, Atina ile Ankara arasında adeta mekik dokumaya başladı.
Bazı Türk yöneticiler, Kıbrıs’ta askeri darbenin arkasında, ABD’nin olduğunu da düşünmekteydi.
Harekâta karşı oluşlarını, ABD’li ara bulucu Sisco, dönemin Türkiye Başbakanı Ecevit’e şöyle açıkladı;
“Yunanistan sizinle savaşmaya hazırdır. Bunun ne demek olduğunu da çok iyi biliyorsunuz. NATO’nun çökmesini ve bölgenin karışmasını kabul edemeyiz. Bölgedeki Sovyet (Rusya) tehdidini de unutuyorsunuz. Amerika’nın bir Türk-Yunan savaşının sonuçlarından ne derece çekindiğini de biliyorsunuz.”
Kıbrıs, başka ülkeler için de önemlidir.
Ama muhakkak ki kendi çıkarlarına göre.
Bunları paylaştıktan sonra günümüze dönersek;
ABD Başkan Yardımcısı, adaya ayak basar basmaz, güney Kıbrıs’ı üzmemek için elinden geleni yaptı.
“Çözüm getirmedim” dedi ama çözümün şeklini, zeminini ve niyeti olumlu bulduğunu belirtti.
Maraş’la ilgili çağrı yaptı ve ABD’nin yardıma hazır olduğunu belirtti.
Güney bu ziyarete iyi hazırlanmış, güney basını bu fırsatı iyi kullanmış.
Her fırsatta kuzeyi itibarsızlaştırmak için her yolu deneyen bu anlayış yine iş başındaydı.
Koskoca ABD Başkan Yardımcısı da buna alet oldu.
Sorunun tek bir tarafı varmış gibi, dengeli bir yaklaşım sergileyemedi.
Ego tatmin etmek ve sorunu bir köşeye koyup detaylarla uğraşmak hiçbir şey kazandırmayacak.
ABD Başkan Yardımcısı, adalılardan çok kendileri için geldi.
Buraya kadar anlatmaya çalıştığım bu.
Oysa Yakın Doğu Üniversitesinin, Ercan Havaalanından uluslar arası bir hava yoluyla kuzey Kıbrıs’a getirdiği dünyaca ünlü “DeepPurple” müzik gurubu, esasında bütün Kıbrıs için geldi.
Kuzey Kıbrıs’tan her fırsatta, her kademeden insan, güneydeki müzik severleri ve yönetici konumunda olanları, bu fırsatı değerlendirmeye çağırdı.
Ama karşılığını engelleme girişimi olarak aldı.
Bu girişimler boşta kaldı, müzik sınır, dil, din, ırk tanımadı.
Ve itiraf etmeliyim ki;
DeepPurple’ın gelişi, beni ABD Başkan Yardımcısının gelişinden daha çok heyecanlandırdı.
Bu haber 488 defa okunmuştur

:

:

:

: