Babacığıma mektubumdur

Bugün yirminci yılı doldu.
Bugün yirminci yılı doldu.
30 Mayıs 1994, aslında çok sıradan bir günün sonuydu.
Nereden bilirdim ki, bu tarih yaşamım boyunca, birçok duyguyu ayni anda yaşayacağım bir günü hatırlatacak.
Sevgili babacığım;
Sen gideli yirmi yıl oldu.
O zamanlar, on dokuz yaşımın enerjisinden, bugün otuz dokuz yaşının son günlerini yaşayan bir ben var artık.
Gerçekten çok karmaşık duygular içindeyim.
Son yirmi yılı sanki hiç yaşamadım, sanki kötü bir rüyaydı bu, bir an kan ter içinde uyanacaktım ve bitecekti bu kötü rüya.
Ama her sabah, yeniden uyanıp, yepyeni güne yeniden başlayıp, yeni umutları besleyip, anlamlandırıp yaşama sarılırken, her gün her an gerçeğin ta kendisiydi.
Babasız büyürken, bugün bende bir babayım.
Sen gideli yirmi yıl oldu babacığım.
Sensiz geçen yirmi yılı buraya sığdırmak elbette mümkün değil.
Ama bıraktıklarının eskisi gibi olmadığı da kesin.
Anneciğim eskisi gibi mi, peki ben, kardeşlerim, yaşadığımız yer, güvendiklerin, ya memleket.
Hayır, hiçbir şey, hiç kimse bıraktığın gibi değil.
Söyledim ya, ben mesela, kırkıncı yaşıma günler sayıyorum.
Kırk yaş, yani senin giderken geride bıraktığın, kırk yıllık yaşamın süre olarak tanımı.
Hiç göremediğin, görsen bile sevip, koklayamadığın, üç torunun var bugün.
İkisi senin adını taşıyor.
Bu hoyrat, acımasız yaşamda, günlük telaşlar da devam ediyor.
Artık sadece geçim sıkıntısı yok.
Sen ve senin gibilerin bıraktığı değerler yerle bir oldu.
Uğruna canınızı hiçe saydığınız, dağları aştığınız, yıllarca silah tuttuğunuz, memleket ve toplum bugün bir tarafta besleme bir tarafta azınlık diye hırpalanıyor.
Boşa mı çektiniz bu acıları, üstelik en güzel, en verimli yaşınızda.
Senden sonra, içinde bulunduğun sağlıktan, eğitime bütün temel ihtiyaçlar çöktü.
Savunduğunuz devlet yapısı, iç siyasete, hamasete, popülizme meze yapıldı.
İnsanlar bugün kaçtığınız, güney Kıbrıs yönetimine girmenin yollarını arıyor.
Eminim hayatta olsaydın şu soruyu kendi kendine sorardın;
“Biz bugünler için mi mücadele ettik?”
Bu soruyu senin yaşadıklarını yaşayan, pek çok insan kendi kendine soruyor bugün.
O günlerden, bu günlere geldi memleket.
İnsanlar, insan olduğu için değil, oy verdiği için değer görüyor şimdilerde.
İçinde doğduğun, büyüdüğün, sıkıntılarını, acılarını birebir yaşayıp, hissettiğin Kıbrıs hala sorunlu.
Hala müzakereler sürüyor, görüşmeler yapılıyor, görüşülmeyen bir şey kalmış gibi.
Yani sevgili babacığım, sensiz geçen yirmi yılda, çok şey değişti ama, kötü yönde değişti.
İnsanlar daha bir karamsar, daha bir umutsuz, gelecek daha bir belirsiz.
Çok daha güzel şeyler yazmak isterdim.
Fakat ne yazık ki gerçeklerimiz bu.
Umarım sana, bu defa daha güzel şeyler yazarım.


Bu haber 541 defa okunmuştur

:

:

:

: