Sendika da değil partide siyaset

Zamanla birçok şey değişiyor.
Zamanla birçok şey değişiyor.
İmkânlar, ihtiyaçlar artıyor, değişiyor, çeşitleniyor.
Her zaman altını çizdiğim o meseleye geliyor konu;
Zamana ayak uydurmak ve her türlü gelişmeye, kapıyı açık bırakmak şart.
Bunu en başta devlet yapacak.
Devlet yapımız, toplumsal, sosyal, teknolojik, modern ve zamana bağlı yaşanan ilerlemelerin çok gerisinde kaldı.
Devlet bu gelişmelere ayak uydurmayı hükümetler eliyle yürütecek.
Devletin, yöneticisi hükümetler, değişecek, değiştirecek, cesaretle, emrindeki bürokratlarla yapacak bunları.
İşi bilen, işin içinden gelen insanlar yürütecek kilit noktalara da ki işleri.
“Adama göre iş değil, işe göre adam” mantığı uygulanmadığı için bugün kamu çökmüş durumda.
Kamu çalışanlarının tümü politize olmuş bir noktada.
Zaten başka türlü o göreve gelmeleri mümkün değildi.
Kamuda durum malum, herkes bir yerden siyasetle haşır- neşir.
Mutlaka bir siyasi partinin içinde bulunmuş, bağlantı kurmuş, hiç olmadı bir siyasetçinin yakından destekçisi olmuş.
Toplumda bu duruma elbette alışmış.
Kimin dönemiyse, o dönemin destekleyicilerinin;
Devletin, kamunun tüm haklarından sadece o günün zümresinin faydalanacağına alışmış, kanıksamış, normalleştirmiş.
Üst düzey bürokratlardan, sıradan memurlara kadar her türlü, makam, mevki, atama, ilerleme, siyasi iktidarlara yakınlıkla ilişkilendirildi.
Elbette, adaletsizce, partizanca, fırsat eşitliğinden uzak bir şekilde.
Siyasetten uzak olan, her hangi bir siyasi partinin, rozetini, kurdelesini, bayrağını taşımayan, mitinglerde, toplantılarda slogan atmayan kimse devletin imkânlarından yararlanamadı, yararlandırılmadı.
Ve söylediğim gibi;
Politize olmuş, popülizmle yönetilen bir memleket oldu bizimkisi.
“Yönetilen” demek ne kadar doğru orası da ayrı bir konu.
Anayasa ile ilgili değişiklikleri yorumlamaya çalışıyoruz günlerdir.
Bu değişiklikleri sadece bir siyasi partiye, sadece bir veya birkaç milletvekiline mal etmek, bu yönde eleştirmek doğru değil.
Mademki bir mutabakat var, ortak bir uzlaşı söz konusu, eksiklikler bir bütün olarak, KKTC Meclisine havale edilsin.
Daha öncede seslendirdim;
Anayasa sıradan yasalara veya kanunlara benzemez.
Siyasi partilerin kendi önceliklerini belirleyip, bunları da halka onaylatmak ve ortak yapmak yanlış.
Siyasete olan güvensizlik öyle noktalara geldi ki yapılan güzel icraatlar bile bu kötü imaj önünde sönüyor.
Kamuda çalışanlarla ilgili olarak Anayasada yapılan bir değişiklik var.
İlk önce şöyle bir öneri yapıldı;
“Kamu görevlileri siyaset yapabilirler ve partilerin karar organı olan parti meclisine kadar çıkabilirler ama bunun dışında ilçe yönetimi, MYK, başkan olamazlar.”
Bu öneri tekrardan düzenlendi;
Ve “PM’ ye kadar görev alabilirler ve parti başkanı da olabilirler. Ama kamuda ödeneksiz izne çıkacaklar” şekline dönüştürüldü.
Tüm söylediklerimi bir kez daha düşünüp, gözden geçirirsek, kamu çalışanlarına siyaset yapma adına önemli bir imkân sağlanıyor gibi.
Bunun bir başka amacı daha var.
Siyaset sadece, siyasi partilerde, kamusal alanlarda yapılmıyor.
Hükümetlerin en çok zorlayan sendikalarda da siyaset var.
Bir hükümete karşı, yağmur yağsa çıngar koparılırken, bir başka hükümete çok daha toleranslı olabiliyorlar.
Yani siyaseten yakınlık son derece önemli.
İşte bu değişiklikle kamu çalışanlarına “siyaset yapmak istiyorsanız, sendikal ortamda değil, gelin istediğiniz siyasi partide siyaset yapın” deniyor.
Sendikalarda bir anlamda siyasetten uzaklaştırılmaya çalışılıyor.
Yapılan biraz doğru, biraz da yanlış.
Ne kadar faydalı olacak, onu da zamanla göreceğiz.
Bu haber 403 defa okunmuştur

:

:

:

: