Eskiye devam mı, yoksa verilenle yetinmeye tamam mı?

Anayasa ile ilgili değişikliklere, Meclis’te bulunan tüm siyasi partiler “evet” deyince her şey bitti havasına girildi.
Anayasa ile ilgili değişikliklere, Meclis’te bulunan tüm siyasi partiler “evet” deyince her şey bitti havasına girildi.
“Hepimiz tamam dedik, dolayısıyla çok da uğraşmaya gerek yok” düşüncesi, referanduma sayılı günler kalmasına rağmen devam ediyor.
Bunları neden söylüyorum?
Öncelikle bu adımın, yani Anayasada değişiklik yapılmasını herkes gibi bende istiyor ve destekliyorum.
Kuzey Kıbrıs’ta hayat devam ediyor ve kendimiz için yapmamız gerekenler var.
Bu noktada akıl karıştıran ve beni şüphelendiren, düşündüren, bazı hususlar var.
Ki ben bu süreci çok destekledim, bu anlamda yazılar yazdım.
Daha çağdaş, daha kabul edilebilir, toplumun daha da benimsediği bir Anayasa neden olmasın?
Temel düşüncem esas olarak bu.
Söylediğim gibi bu önemli bir ihtiyaç ve beklenti de aslında.
Kararsızlığımın en önemli nedeni;
Bu değişikliklerin altında imzası olanların, bunlara sahip çıkmaması.
Yerel seçimler de önemlidir ama benim hayatımı yönlendirecek “toplum sözleşmesi” daha önemlidir.
Meclis’te evetçiler, hayırcılar olmadığı ve de ayrı ayrı kampanyalar yapılmadığı için “sahiplenme ve anlatma” konusu başıboş kaldı.
Onaylanması halinde, Anayasamızda 21 madde değişecek.
Yeterli mi? Değildir elbette.
Onay tarihine yaklaşıldıkça, Meclis Başkanlığı tanıtım ve bilgilendirmeye yönelik bazı adımlar attı.
Geç kalınmış adımlar.
Anayasa konusu ilk gündeme geldiği günden bu yana söylüyorum;
Geç kalındı, sahiplenilmedi, anlatılmadı, soru işaretlerini giderecek ilgi gösterilmedi.
Konuyla ilgili çalışmaları ve emeği azımsanmayacak Tufan Erhürman’la bunların tümünü konuştuk.
En önemli konulardan biri belediye başkanlarının, belediye bütçesini zarara uğratma sonrasında karşılaşacağı durumla ilgili.
“Bir belediye %10’dan daha az zarara uğratılırsa belediye başkanı kurtuldu mu? Tartışılan bu. Şu anda hukuka aykırı bir işlem yapılırsa veya böyle bir karar alınırsa, yüksek mahkemede bu karara ilişkin dava açılabilir. Karar hukuka aykırı ise mahkeme bunu iptal eder. Hukuka aykırılık kâfi bunun için. Belediye başkan veya meclisi hukuksuzluk yaparsa belediye zarara uğratılırsa, ceza yasasına göre bu suçtur. Ceza yasasındaki, cezalar da ciddi şekilde artırıldı. Bugüne kadar bu böyleydi.
Biz bunları kaldırmadık. Yine böyle suçlar olursa cezaları olacak. Yargıyı hızlandırıcı değişiklikler de yaptık. Bunların üzerine bir yaptırım daha getirdik. Şuan ki yasaya göre bir belediye başkanı veya meclis belediyeyi onda, on zarara uğratsa bile görevden alınamaz. Bizim getirdiğimiz ise hukuksuzluk varsa, zarar varsa, Sayıştay ortaya çıkarmışsa, ceza davası açılabilsin, kararlar iptal edilsin, bunun yanında da %10 bütçe zararında görev süresinde görevden alınsın. Bu Anayasa değişiklikleri kabul edilmezse ne olacak? Şimdiki Anayasamıza göre bunları yapanlar hiçbir zaman görevden alınmayacak. İki yaptırımı, biz üçe çıkardık. Olduğu gibi kalırsa esas koruma devam edecek.”
Tufan hoca belediyelerle ilgili değişikliğin ve mevcut durumun kıyasını bu şekilde yapıyor.
Bir de milletvekillerinin servet beyanı konusu var, o konuda Tufan hocanın sözlerinden şöyle özetlenebilir;
“Şimdiki Anayasa da, iki ayda mal bildirme zorunluluğu var. Ama Meclis Başkanı Sayın Sibel Siber kendisi söylüyor, hala mal beyanında bulunmayan milletvekili var. Çünkü bir zorunluluk, bir yaptırım yok. Yapmamız gereken bir zorunluluk getirmek. 81 madde de milletvekili kendisinin, eşinin, çocuklarının mal varlıklarını bildirmeden milletvekili yemini yapamaz. Hem başlangıçta hem de bitimde beyan verilecek. Gerçek beyan vermezse bir daha giremeyecek. Bununla da bunu zorunlu hale getirdik.”
Servet beyanının resmi gazetede yayınlanması, yeni Anayasa önerisine yerleştirilen bir cümleydi.
Eskisinde bu yoktu, fakat kabul edilmedi.
Bazı siyasi parti milletvekilleri, eş ve çocuklarının mal varlıklarının öğrenilmesini istemediler.
Bunun özel hayata uygun olmadığında ısrar ettiler.
Toplumun önünde olmak demek açık şeffaf ve hesap verebilir olmayı kabul etmek demektir.
Takdir kamuoyunun.
Pazar gününe kadar ne olur bilemiyorum ama açıkcası her gün bu konuları konuşan, tartışan biri olarak ben kararsızım.
Kendi kendime en çok sorduğum soru;
Eskiye devam mı, yoksa verilenle yetinmeye tamam mı?
Bu haber 517 defa okunmuştur

:

:

:

: