Malumun ilanı “Kaybeden siyasettir”

Geçtiğimiz Pazar günü, bir kez daha sandık başındaydık.
Geçtiğimiz Pazar günü, bir kez daha sandık başındaydık.
Yerel yöneticileri seçtik, Anayasa ile ilgili referandumu gerçekleştirdik.
Ortaya çok ilginç, beklenmedik ve sürpriz sonuçlar çıktı.
Görünen o ki;
28 Temmuz 2013 erken genel seçiminin etkisi henüz geçmemiş.
Bu sonuç açık ve seçik hissedildi.
Değişim noktasında toplumun duruşu, siyasi partilerin kendi iç sorunlarını hasıraltı edip de çözmemesi, siyaset kurumunun eski alışkanlıklarından kurtulamayıp, bildik yolundan gitme ısrarı, Pazar günü alınan sonuçları şekillendiren etkenler oldu.
Daha önce yazdığım bir yazıma şöyle bir giriş yapmıştım;
“28 Temmuz seçimleri siyaset kurumunda olması gereken etkiyi göstermedi.
Toplumu, devleti, hizmeti, icraatı, kucaklamayı, birleştirmeyi unutanlara çok önemli bir hatırlatma yapıldı 28 Temmuz da.
Kuzey Kıbrıs halkı güç bende dedi.
Fakat söylediğim gibi, erken genel seçimlerin üzerinden henüz bir yıl geçmeden, siyaset kurumu hala aynı noktada.
Gerçekten üzücü.
Öncelikleri yine toplumun çıkarlarından çok uzak, yapılanlar toplumsal beklentilerle örtüşmüyor.”
Aynı noktadayım.
28 Temmuz seçimi, öncesinde yaşananlar, geçici hükümet dönemi, yaşandı bitti ama etkisi geçmedi.
Etkisi geçmemesine rağmen, buradan mesaj alması gerekenler hala direniyor.
Yine söylemiştim;
“28 Temmuz’dan arda kalanların, bir seçimlik ömrü kalmıştır” diye.
Halka değişim istiyor.
Bunun yanında;
Basit, içten, samimi, tutuculuktan uzak, gelenekselcilikten arınmış, değişime açık, farklı, geçmişte kalmadan, geleceği düşünen, kurgulayan, bu anlamda siyaset ve çözüm üreten yeni enerjileri destekliyor.
Bir bakın yerel yönetimlere aday olanlara.
Bildik, birbirinden farkı olmayan, aynı cümleler, aynı takım elbiseler, aynı kravatlar, aynı projeler, aynı proje kaynakları (Genelde hep yardım heyeti ve AB kaynaklarına sığınıldı) gerçekçi olmayan, samimiyetten uzak adayların geneli kaybetti.
Ve sıradan, ortaya her şeyiyle fark koyan, halkın içine, evine, ruhuna, vicdanına, en nihayetinde kalbine sızan adaylar başarılı oldu genelde.
Bunlar tesadüf mü? Değil.
Seçimden önceki son yazımda şunları paylaştım;
“Herkes iradesine sahip çıksın, kimseye iyi insandır diye oy verilmesin.
İki dönem, hadi üç dönem olsun, daha fazla görevde olan ve hala daha “projelerimi tamamlayamadım son bir şans” diyen adaylara, o şansı artık vermeyin.
Yıllardır tamamlanamayan projeler son bir dönemde nasıl tamamlanacak?
İsimlere, partilere değil vizyon ve gerçekçi, ayakları yere basan, ne söylediğini bilen, bildiğini söyleyen adayları tercih edin.”
Son seçimde umut veren bir değişim yaşandı.
Çok önemli merkezlerde, çok önemli siyasi partilere mensup, çok önemli isimler görevlerinden oldu.
Keşke bu sonu yaşamadan “zirvede bıraksalardı” aday olmayarak, kaybeden durumuna düşmeselerdi.
Bu noktada, parti içlerinde yaşanan hesaplaşmalarında katkısı muhakkak ki önemli etkenler olmuştur.
Genel olarak siyaset kaybetmiştir.
Bu gidişat, 28 Temmuz sürecinde söylediğim gibi bir sonraki seçimlerde de hissedilecektir.
Yani sırada Cumhurbaşkanlığı seçimi var.
Bana göre aynı rüzgârın devam etmesi yüksek bir olasılıktır.
Anayasa referandumu içinde bir şeyler söyleyip yazımı noktalamak istiyorum.
%62’lik bir oranla Anayasada yapılmak istenen değişiklikler reddedildi.
Halk bu anlamdaki değişikliğe “HAYIR” dedi.
Bu “hayır” yeterli değil anlamında bir hayır değildi.
Bunun anlamı açık;
Halk bir başka deyişle “bilmediğim bir şeye evet demem” dedi.
Siyaset kurumu “ben yaparım, kabul ederler” düşüncesiyle yetinilmesini istedi.
Sahiplenmedi, savunmadı, kendi öncelikleriyle savuşturmak istedi.
Sonuçta, arada iyi olan adımlar da heba edildi.
Çıkan karara saygı duymakla beraber üzüldüm.
Değişim için bir adım olur düşüncesini umutla büyütmüştüm.
Bu saatten sonra sadece şu söylenebilir;
Her sonuç, halk iradesiyle şekillenmiş olduğundan saygıyla eğiliyor ve bir kez daha hayırlı olsun diyorum.
Bu haber 519 defa okunmuştur

:

:

:

: