Radikal adımlar bekliyoruz

Kısa bir süre öncesine kadar, Kıbrıs konusu gündemden düşmüştü. Farklı önceliklerimiz oldu.
Kısa bir süre öncesine kadar, Kıbrıs konusu gündemden düşmüştü.
Farklı önceliklerimiz oldu.
Seçim süreci, iç dinamikler ve elbette anayasa değişikliğine dair tartışmalar.
Ben özellikle, ABD Başkan yardımcısı Biden’ın ziyareti sırasında yaşananlar karşısında, heyecanımı yitirdim.
Yazmadım, konuşmadım, düşünmedim.
Güneyin önceliği, Kıbrıs sorununun çözümü olmadı hiçbir zaman.
Her türlü olumsuzluğu çözümsüzlüğe bağlıyor değilim.
Ama bu durumdan dolayı en ağır yükü biz çekiyor ve en ağır bedeli biz ödüyoruz.
Elbette, sorunu olan sadece biz değiliz.
Fakat en kötüsü bunlarla yaşamaya alışmak, normal ülkelerde olmayacak, kabul edilmeyecek her ne varsa hayatımızda ve içselleştirdik, beraber yaşamaya alıştık, bunları yaşamımızın bir parçası yaptık.
Otoriteyi, saygıyı, disiplini, inancı, kurulan yapının temeli halinde kuramadık.
En başta inanmadık ve en baştan kaybettik.
Hukuku, şeffaflığı, adaleti, eşitliği, devlet değil, hükümet politikaları belirledi.
Zamanla bunlar politikadan çıktı, iktidar için yöntem oldu.
İşte bunlardan arınmak için çözüme ihtiyacımız var.
İşte bunun için sürükleyici olmak gerek, bunlar için iç siyasete ve kazanımlara Kıbrıs sorunu malzeme yapılmamalı.
Söyledim, yine söyleyeyim;
“Kıbrıs’ın geleceğini kurtarmak.
Bu düşünce, gerçek anlamda amaç olsa, gerisi sadece teferruat olur.
Kıbrıs’ın geçmişi elbette hatalarla dolu, acılarla dolu.
Peki, kaç yıl daha bu acıların, hataların gölgesinde kalıp, kendimizi buna sığındırıp, marazi toplum olmaya devam edeceğiz?
Kendimize güvenmeyi unuttuk.
Aslında bizdeki durum, güneyden çok daha iyi noktadadır.
Ortak açıklama metni ilk gündeme geldiğinde, kuzey Kıbrıs’ta tüm kesimlerde olumlu bir hava oluştu.
Tüm siyasi partiler destek verdi ve Cumhurbaşkanı’nı cesaretlendirdi.
Güney’de bu ortam pek de mümkün olmadı.
Koalisyon bozuldu, bir formülle yeniden devamı sağlandı.
Kilise her ne kadar dini iletişime kapıları kapatmasa da, iç dengeleri de düşünerek zaman zaman siyasete ve müzakerecilere ait konulara müdahil oldu, kafa karıştırdı.
İki toplumda birbirinin yüzüne bakarak, iyi niyetle, önyargısız, konuşabilmeli, eleştiri ve özeleştiri yapabilmeli.
Yoksa bu işin sonu yok.
Yıllar geçer ve çözümsüzlük, çözüm olmaya devam eder.
Mevcut durum daha bir kalıcılaşır.
Yeşil hattın ayırdığı bu topraklardaki ortam, her yönden değişmeye devam eder, içinden çıkılmaz bir hal alır.”
Ve bir hissa daha dendi.
İki lider görüştü.
Müzakereciler görüşüyor, esas mesele olan, güven artırma, başka başka noktalara, başka başka amaçlar için çekiliyor.
Farklı bölgelerde sınır kapıları açılması;
Mutlaka önemli ve gerekli, peki, güven artırıcı, iki toplumun yakınlaşmasını amaçlayan bir yol mu, bu girişim.
Güveni artıracak, paylaşımı, yakınlaşmayı sağlayacak, aynı coğrafyada yaşayan insanlara bunları hatırlatacak, radikal girişimler bekliyoruz.
Kırk yıllık geçmişimizde içi tükettik.
Artık son noktaya geldik, bizim adımıza her istenene boyun eğmek değil söylediğim.
Fakat niyet varsa her iki tarafta bunu, politikadan, engel çıkarmaktan, uzaklaşarak göstersin.
Bu haber 542 defa okunmuştur

:

:

:

: