KTHY, ETİ, CAS yok, kendini kasan da yok!

“CyprusAirport Services (CAS) Limited Şirketi, 2007 yılında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde, Kıbrıs Türk Hava Yolları ve HAVAŞ işbirliğinde kuruldu.
“CyprusAirport Services (CAS) Limited Şirketi, 2007 yılında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde, Kıbrıs Türk Hava Yolları ve HAVAŞ işbirliğinde kuruldu. Öncelikli hedefi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde dünya standartlarında yer hizmetleri uygulanması olarak belirlendi.
HAVAŞ Havaalanları yer hizmetleri AŞ. nin bilgi birikimi ve uluslar arası kalitesi ile Kıbrıs havayollarının misafirperverlik anlayışının mükemmel bir işbirliği olan CAS 14.11.2008 tarihinde ISO 9001:2000 belgesi ile de bunu kanıtlamıştır.”
Bu bilgiler CAS’ın resmi internet sitesinde yer alıyor.
Hedef, yer hizmetleri uygulamasında dünya standartlarını yakalamak.
Zaten “dünya standartlarını” bizler her konuda hedef yapmışız.
Şaşırmayın, bende biliyorum bu hedefler bizim için sadece sözde.
Konuşmaya, avutmaya, avutulmaya geldi mi, bizden daha beceriklisi yok.
KTHY battı, kapandı, veya batırıldı, kapatıldı.
ERCAN, müthiş bir inatla yarım yamalak devredildi.
KTHY daha ne olduğu, nasıl olduğu, kimin ne yaptığı belirlenmeden, tozlu raflara kaldırıldı.
Ortak olduğu CAS devlete kaldı.
CAS çalışanları şimdi ortada, sahipsiz.
İlgililer çare arıyoruz, sorun çözülecek diyor.
Bulunacak tek çözüm, her zaman olduğu gibi, üretmeden, düşünmeden, çalışmadan, kafa yormadan;
Bu çalışanların da devlet kadrolarını aktarılması olacak her halde.
Ama işin esas merkezi, temeli, kökü unutuluyor, unutturulmaya çalışılıyor.
Kıbrıs Türk Hava yollarında ne oldu, neler yaşandı, yıllardır her yönüyle olumsuzluk yaşatan bu konu, neden ilerleme göstermiyor?
Ve bu işin yaratıcıları kimlerdir, neredeler, onlar kaygısız, tasasız, dertsiz gününü gün ederken, neden başkaları ve en başta toplum bedel ödemeye devam ediyor.
Hani yeni hükümetin ilk işi “ERCAN” konusuydu.
Neden bu konuyu hazır alttı ettiler ve üzerini açmıyorlar.
Kimler bu işten, nemalandı?
“Küçük bir ülkeyiz. Ercan havaalanımız, elektrik kurumumuz monopol olabilecek tek olan kurumlarımızdır. Elimizde bu yönde başka kurumlarımız yok. Yani bu alanlarda rekabet şansımız yok.
Ercan tek çıkış kapımız. Ercan’ı özelleştirmek istiyorlar. Neden? Çünkü Türkiye de havalimanları özelleştirildi ve güzel de neticeler alındı. Ama Türkiye de güzel, büyük havaalanları varken rekabette var. Türkiye’nin neredeyse her şehrinde en az bir havaalanı var. Ama bizim devletimizin tek bir tane havaalanı var. Koşullarımız ayni değil. Ercan mevcut kötü yönetime, yolcu ve uçak durumuna rağmen kazanıyor mu? Evet kazanıyor.
Peki, bu karı kara deliğe atmak yerine, Ercan iyileştirme fonu diye bir fona atıp biriktirmekle iki yıl içerisinde Ercan’ın tüm ihtiyaçlarını karşılayıp daha da yenileyebilir miyim? Evet, istersem yapabilirim. Peki, Ercan içerisinde daha iyi bir yönetimle 12 milyon diye bizzat ilgili Bakan’ın söylediği kar miktarını iki katına çıkarabilir miyim? Evet, buda mümkün. O zaman niye bunu devletin kontrolünden çıkarıp, başka bir kuruluşa veriyorum. Ve 25 yıl başka havaalanı açmayacağım diyerek kendi elimi bağlıyorum. Demek ki ortada başka bir şey var.”
Böyle söylüyordu, dönemin muhalefet partisi lideri Serdar Denktaş.
Devamında da;
“Belli ki bir el var ve bu konuyu bastırıyor. Özellikle basın da pek de yer almıyor. Ercan çok önemli bir noktadır ama sıradanlaştırılıyor. Akıncılar köyünün KKTC’nin bir parçası olduğunu hatırlatacak daha rahat ve kolay ulaşım hizmeti yaratacak yol bu sebeplerle iptal edildi.
Ben sizin vasıtanızla bir çağrı yapmak istiyorum. Bu ülkenin yazarları, gazeteciler, aydınları gelsinler bu projeyi incelesinler. Bu satış ülkeye, devlete fayda sağlayacak mı? Bağımsız bir rapor hazırlasınlar. Hükümeti yanlış yapıyorsunuz diye ikna etsinler. Ya da toplumu doğru yapılıyor diye ikna edilsin”.
Bu satış ülkeye fayda sağladı mı, hükümet bağımsız bir rapor hazırladı mı ve en önemlisi de toplum “ERCAN” satışı ile ilgili olarak “doğru yapıldı” diye ikna edildi mi?
Kıbrıs Türk Hava Yolları, Ercan hava alanı, ETİ ve son olarak CAS.
Fakat her ne hikmetse kimse kendini kasmıyor.
“Açıkta değiliz, bir devlet çatımız var” diyenler bu çatıyı başımıza yıkıyor ısrarla.
Ve farklı olduğunu söyleyenler, her gelişlerinde bir diğerlerinden daha farklı olmamakta yarışıyorlar.
Kurtarıcı gibi gelip, kovulurcasına gönderiliyorlar.
KTHY süreci bugün yaşanan her olumsuzluğu temelidir.
İşi temelden çözmek gerek, günü kurtaracak, gündemi değiştirecek manevralar çözüm değil.
Bir kez daha altını çizelim;
Artık kimse, kimsenin başarısızlığıyla alternatif olmuyor.
Artık toplum kendi alternatifini yaratmayı öğreniyor.
Rüzgâr esmeye devam ediyor ve artık uzaklar çok yakın.
Bu haber 589 defa okunmuştur

:

:

:

: