'Kıbrıs fatihi'

20 Temmuz yıl dönümü gelince bir isim daha hatırlanıyor.
20 Temmuz yıl dönümü gelince bir isim daha hatırlanıyor.
Dönemin Türkiye Başbakanı, rahmetli Bülent Ecevit.
Kıbrıs’taki darbeyi, Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Yunan Dairesi Başkanı Ecmel Barutçu, üzerinde çok gizli yazan bir kâğıttan öğrendi.
Çok gizli notuyla gelen kâğıtta;
“Bugün saat 08.30 civarında Makarios’a karşı bir darbe olduğu öğrenilmiştir. Başpiskoposun sarayının etrafında ateş sesleri gelmektedir. T.C Lefkoşa Büyükelçiliği” yazmaktaydı.
Ecmel Barutçu, Afyon’a hareket etmeye hazırlanan, Başbakan Ecevit’e ulaştı ve durumdan haberdar olmasını sağladı.
Çok zor, sıkıntılı ve zamanın dar olduğu bir süreç de başlamış oldu.
Başbakan Ecevit, ABD ve İngiltere’den gelen diplomat ve arabulucular tarafından askeri harekat konusunda ikna edilmeye çalışıldı.
Fakat bu defa kararlıydı, yabancı diplomatlar onu, o da yabancı diplomatları ikna etmeyi denedi.
Dönemin hükümeti bir koalisyondu.
Yardımcısı ve ortağı rahmetli Necmettin Erbakan, bu karara destek verirken, diğer parti ve yönetimleri pek sıcak bakmadı.
Sonuçta kırk yılı geride bırakmış, Kıbrıs adasının kaderini değiştiren, 20 Temmuz harekâtı gerçekleşti.
Kıbrıs, Yunan askerinin darbesinden, Yunanistan askeri idareden, Kıbrıslı Türkler can güvenliği tehlikesinden, Türkiye’de güneye inecek Yunan tehdidinden kurtuldu.
Bülent Ecevit, Kıbrıs konusuyla ilgili partisinin seçim manifestolarında hep “Federasyon” modelini ön plana çıkardı.
Harekâtın kuzey Kıbrıs için, geride kalan zamanda, askeri başarıdan öte gitmeyi pek de başarmadığını bir önceki yazımda söyledim.
Tabi yıllar geçti, Ecevit yasaklı duruma düştü.
Cezaevine girdi, Türkiye’de yönetim değişti.
Gün geldi, özgür oldu.
Bir grup Kıbrıslı Türk, Gazeteciler Cemiyetinin davetlisi olarak, onu Kıbrıs’a gelmeye ikna etti.
İkna oldu ama Kıbrıs'a gelecek bilet parası bile yoktu.
İmkanlar seferber edildi, bilet parasına kadar ayarlandı, müthiş bir heyecan ve istekle bu görev yerine getirildi.
Kaldığı otelin önündeki meydan, mahşeri kalabalığa tanıklık etti.
Günün Kuzey Kıbrıs yönetiminin idarecileri, bir konuşma yapmasına bile imkân vermediler.
Günün Türkiye yönetimi “yanlış anlamasın” kaygısı taşıdılar.
Bu 20 Temmuz’da hatırlandı mı bilmiyorum.
Daha önce Bülent Ecevit için şöyle yazmıştım;
“Kıbrıs kuzeyinde en çok hatırda kalan Türkiye Başbakanıdır.

Beyaz Güvercinlerle paylaştığı ve sembol haline gelen resimleri hala daha evlerin duvarlarını süsler.

Bazı liderlerin resimleri duvarlardan inerken, Bülent Ecevit resimleri onca zamana rağmen, Kıbrıslı Türklerin evlerinden çıkmadı.

Bazı liderlerin resimleri ise, Kıbrıs'ın kuzeyindeki evlere hiç giremedi.”
Kıbrıs'a gelmek için bilet parası yoktu.
Ne kadar incitici ve yaşadığı hayatın değerini ne kadar da artırıcı.
En azından benim açımdan.
Ne dini, ne ırkı, ne insanı kullandı, ne de kendi çıkarları için insanları böldü, kutuplaştırdı, ayırdı.
Kibirlenmedi, övünmedi, ayakkabı kutularında milyonlarca Euro’su hiç olmadı.
Ne gemileri, ne şirketleri, ne de her işten milyonlar kazanan üstün meziyetli çocukları vardı.
Vatandaşlarını aşağılamadı, küçük görmedi, polis şiddetini savunmadı, gazetecileri, medya patronlarını arayarak azarlamadı, ağlatmadı.
Kendine karşı olan herkesi, darbeci, hükümet, devlet karşıtı ilan edip sindirmedi.
Hukuku, yargıyı, devlet imkanlarını kendi iktidarının, sorgusuz, sualsiz devamı için kullanmadı.
Bin bir şaibe ve şüpheli olayın üstünü yasalarla, kanunlara örterek, sorgulanmaktan, aklanmaktan kaçmadı.
Söyledik ya bazı liderlerin resimleri evlerimize hiç girmedi, hiç de girmeyecek.
Ama Bülent Ecevit hem insan, hem siyasetçi, hem de yönetici olarak yıllar geçse de unutulmayacak.


Bu haber 623 defa okunmuştur

:

:

:

: