Kıbrıs başka bayrama

Eh işte Bayrama denk geldi,
Eh işte Bayrama denk geldi,
Herkesin Bayramı kutlu olsun!
Önceki iki yazıda sırası ile Güney Kıbrıs ve Türkiye açısından Kıbrıs sorununun niye bir türlü çözümlenmediğini ve bu yıllarda bu iki esas aktörün Kıbrıs sorunu ile ilgili tavırlarını analiz edip değerlendirmiştik.
Bugün Kuzey Kıbrıs, devlet, halk ve kurumlarının temel yaklaşımlarını gözleyip, her ne kadar da Kıbrıs Sorunu ile ilgili etkenliği neredeyse yok olmuş bu müessesenin çözümsüzlükteki yerini algılamaya çalışacağız.
KKTC’nin kesinlikle istikrarı olmayan çözüm yaklaşımları, bazen lidere gore, bazen siyasi konjüktüre göre çizilen zikzaklar, Güney ile anlaşma yöntemleri ile ilgili birkaç beylik ifadeden öte gitmeyen tutumların nedeni, nelerdir.
Türkiye’nin ABD, NATO ve AB ile olan ilişki ve yükümlülüklerinin yanında, son yıllarda doğu ile batı arasında yaşadığı gerilimlerin hem sebebi, hem de neticesi olan Orta Doğu’daki Devlet ve örgütlerle olan ilişkileri Kıbrıs politikalarını şekilsizleştirirken, bu politikalara ayak uydurmaya çalışan KKTC, çözümden ne beklediğini bir türlü ortaya koymamıştır.
Genel görüntü 1974’den beri, her ne kadar da değişik ifadelerle yönetilse de;
1974 de edinilen ‘kazanımları’ resmileştirmek ve daha da fazlası haklar ve avantajları haneye kaydetmektir.
KKTC’de bu süreci yönetme yetkisi olan Cumhurbaşkanlığı ve ekibi giderek aynı diğer KKTC kurumları gibi konu ile ilgili ispatlanmış başarıları belli olmaya kalabalık kadrolara dönüşürken, çözüme ulaşma çalışmaları yerine günü kurtarma performansları ile yetinmektedirler.
Neredeyse tüm fonksiyonlarını yitiren KKTC devlet ve hükümetleri, Türkiye ile olan ve giderek derinleşen maddi ve yönetsel bağların şeklinden dolayı, özellikle Kıbrıs konusunda tam anlamı ile pasifize olmuşlardır.
Siyasi partilerdeki siyasetsizlik, toplum örgütlerindeki çözülmeler, vatandaşın kurumlara ve seçilmiş veya atanmış görevlilere olan yitirilmiş güveni ve her ne kadar da makyajlanan statistiklere yansıtılmayan ekonomik deprasyon, KKTC kurumunun işlevsizliğini Kıbrıs sorunu konusunda da şekillendirmektedir.
Yani KKTC kurumu, Kıbrıs konusunda herhangi bir inisiyatif kullanma kalitesine sahip değildir.
Zaman zaman güncelleşen barış, tanınma, federasyon, çözüm gibi söylevler sadece aday siyasilerin ve parti veya parti içi takımlarının ihtiyaçlarından dolayı vitrinlere getirilmekte.
Amaca yani, iktidara, güce, makama ulaşıldıktan sonra da vitrinden indirilen bu söylemlerin tam tersi uygulamalar, Kıbrıs sorununun çözümüne değil, KKTC’de yaratılan düzenin sürdürülmesine katkı sağlar.
Çözümü afişe eden partiler de, ayrı devlet ve tanınmayı kampanya kabul edenler de, aslında bu çözümsüzlüğün ürünü olmaları ve varlıklarını bu çözümsüzlükle besledikleri için, de-fakto durumun dışına çıkmaktan ölümüne sakınmaktadırlar.
Aynı Rum siyasilerin yaşadıkları endişeler gibi (Bakın KIBRIS ÇÖZÜMSÜZDÜR ÇÖZÜMSÜZ KALACAKTIR) KKTC kurumlarının da çözümden ödü kopmaktadır!
Güney Kıbrıs ve Türkiye Kıbrıs sorununun anahtar ikilisidir.
Kuzey Kıbrıs ve kurumları bu sorunda sadece izleyici ve uygulayıcı rölünü alabildi.
Her fırsatta sözü edilen dış güçler aslında siyasilerin başarısızlık ve isteksizlerinin kamuflajıdır, belki bir başka yazıda o dış güçlerin Kıbrıs konusunda yapabilecekleri ve yapmayacakları ile ilgili de incelemeler yaparız.
Gerçekten KKTC kurumunun bu Kıbrıs konusundaki acizliği çok üzücü ve düşündürücüdür.
Bu olguyu zaten Kıbrıs konusunda etken olması gereken KKTC makamları arasındaki ifade farklılığından suçlamalara kadar giden, en alçak gönüllü ifade ile hoş olmayan iletişimleri de doğruluyor.
Aynen etrafa ateş püsküren çok başlı canavarın ara sıra başlarının biribirlerini dişlemesi gibi.
İyi ki, bayrama denk gelmiş bu üçlü yazı serisinin sonuncusu.
Eski bayramları herkes aynı Kıbrıs meselesinin çözümü gibi dışarılarda ararlar.
Hem eski bayramların tadı, hem de Kıbrıs meselesinin çözümü içlerimizdedir.
Bayramınız kutlu olsun, mutlu bayramlar ve mutlu Kıbrıs meselesi çözümünü içlerimizde bulmak dileklerimiz gerçek olmasını temenni ederim!


Bu haber 364 defa okunmuştur
  • Uluslarası ilişkiler Zeynep   - 29.07.2014 Kıbrıslılar sadece kendi dertlerini önemli zannettikçe dünyadan dışlanmaya devam edileceklet
  • reşat a.   - 29.07.2014 Madem bu kadar çözümsüzlük içindeyiz, niye dünya kimse ayrılmamızı kabul etmiyor? Bence de yazar haklı, biz ipe sapa gelmez işlerle göz boyuyoruz
  • Ersoy  Lefke - 29.07.2014 Çok da yerinde hoca ! Boşuna be iş yapar gibi görünme bizimkilerin işi!

:

:

:

: