asalak haline gelenler asalaklarla mücadele edemezler!......

Üretime ve kazanmaya değil avantaya alışmış statükocu zihniyet bizleri maalesef Türkiye Cumhuriyeti’nin kucağına mahkum etmiştir.

Üretime ve kazanmaya değil avantaya alışmış statükocu zihniyet bizleri maalesef Türkiye Cumhuriyeti’nin kucağına mahkum etmiştir. Dolayısıyla, kendi kendine yetmeyen gideri kadar gelir üretme becerisini gösteremeyen teknik olarak iflas ama fiilen Anavatan sayesinde hayatına devam eden KKTC adı altında bir yapı olmaya devam etmekteyiz.

Ülkemizin teknik olarak iflas durumuna karşın gerek hükümet gerekse sektör ve işçi temsilcileri statükoyu devam ettirme için bir koro halinde bir nevi danışıklı ihtilaf olgusu içerisinde Anavatandan kaynak koparmanın her türlü marifetini göstermektedirler.

Hükümet edenler de gerek sağ gerekse sol olsun imzaladıkları protokolleri uygulamamak için toplumun gerçek gündemini teşkil etmeyen fasa fisolarla(kurultay ve parti içi çekişmeler yanında sosyete yasaları gibi) uğraşıyorlar desek yerinde olur.
Maalesef imzalanan protokollerin uygulanmadığı gerçeğini gerek yıllık ekonomik raporlar gerekse diplomatik açıklamalarla memnuniyetsizliğini ifade eden TC yetkilileri karşısında hükümet edenlerimiz yüzü kızarmadan riyakarlık yapmakta ve onurlu bir duruş sergilememektedirler. Gelmiş geçmiş tüm hükümetler kusura bakmasın ama onurlu duruşun ne olduğunu anlamışlardır.

YANİ YA İMZALADIĞINIZ PROTOKOLÜ UYGULAYIP KAYNAK TALEB EDECEKSİNİZ. YA DA BİN BİR SAHTE GEREKÇE İLE UYGULAMADIĞINIZ PROTOKOLLAR İÇİN DİLENCİ POZİSYONUNA GİRMEYECEKSİNİZ.

Hükümetin statükoyu hedef almış tarım ile ilgili reformda samimi olmasını ümit ederim. Çünkü, böylesi reformlar esasen statükodan beslenen politikacıların kısa vadeli çıkarları ile örtüşmemektedir. Zira, böylesi reformları uygulayacak gibi yaparken aynı zamanda başta tarımın statükocu temsilcileri ile danışıklı dövüş içerisinde reformu akamete uğratmak için her türlü alavera dalaverayı da hükümetlerin yapabileceğini pekala da biliyoruz.

İNŞALLAH BU SEFER HÜKÜMET SAMİMİDİR.

Statükonun tepkisini alan tarım reformu devletin gerçek anlamda çiftçi olana teşvik vermesi kararıdır. Yani tarımı ikinci iş olarak gelir ve avanta kapısı görenlere devlet teşvik vermeme kararlılığındadır. Böylesi bir karara en çok destek vereceğini düşündüğümüz Çiftçiler Birliği’nden hemen itiraz geldi. Buna ilk bakışta anlam vermek mümkün değildir. Ancak, ülkemizdeki çiftçilerin statüleri ve statükonun neden ivedi olarak yıkılması gerektiği konusunda bize önemli ipucu vermektedir.
Akla ve mantığa uymayacak şekilde geçtiğimiz günlerde KTÇB Genel Sekreteri Alkan, memur ve sigortalı işlerde çalışanların çiftçilik yapmasını sekteye uğratacak bir kararın tarlaları boş bırakacağını savundu. Alkan’ın ifadesine göre alınacak yeni bir kararla sigorta yatırımı olanların çiftçilik yapmalarının yolu kesilecek. Devlet memuru veya kasap, kuaför gibi herhangi bir işte sigortalı çalışanlar ekim yapsa da devletten kuraklık ve doğrudan gelir desteği alamayacak (http://www.starkibris.net/index.asp?haberID=182245).

Çiftçiler Birliği Genel Sekreteri, her türlü donanımı ile profesyonel ve gerçek çiftçilerin desteklenmesinin hem sosyal adalet açısından isabetli olacağı hem de tarımda verimliliği arttıracağı bilimsel gerçeğini dikkate almamaktadır.
Birlik temsilcisinin tek derdi tarlaların boş kalmaması gibi görünüyor.
Yani gerçek anlamda profesyonelce çiftçilik yapanın desteklenmesi gibi bir derdi yok birliğimizin....

Tarlalar dolusu alıcısı olmayan tahıl yerine, üretilenin verimli olması ve pazar bulması yani etkin olması gibi bir derdi yok birlik temsilcisinin anlaşılan.....
Onun derdi üretim ve üretileni satabilecek rekabet gücüne sahip olmak değil anlaşılan............

Statükonun yılmaz bekçisi Çiftçiler birliğinin tek derdi tüm tarlaların ekilmesi ancak hem biçilecek kadar ürün vermesi hem de kuraklık kapsamına alınarak avantanın götürülmesidir. Yani, tüyü bitmemiş yetimin hakkı yenerek Anavatandan gelen paranın asalağı olmak bizim statükocuların temel misyonu haline gelmiştir.

SON SÖZ: KKTC’DE KURTULUŞUN TEK ÇARESİ STATÜKOCULARIN DİRENCİNİ GERÇEK ANLAMDA KIRABİLECEK SAMİMİ HÜKÜMET İRADESİDİR. ŞÖYLE Kİ, ÜLKE GENCİNİ GÖÇE MECBUR EDEN ÜLKEDEKİ TEMEL SORUNUN TEZAHÜRÜ OLAN GÖÇ YASASI DEĞİL HAYATA YENİ ATILAN GENCİMİZE YAŞAMA ŞANSI VERMEYEN STATÜKONUN BİZATİ KENDİSİDİR.

Bu haber 553 defa okunmuştur

:

:

:

: