Yediveren bahçelerde kıtlık yaratmayı kim becerdi?

Küçümseyerek, yanlış yönlendirerek yok ettiğimiz TARIM VE HAYVANCILIK ürünlerine her ailenin en fazla para ayırmak zorunda olduğunun farkında mıyız?
Küçümseyerek, yanlış yönlendirerek yok ettiğimiz TARIM VE HAYVANCILIK ürünlerine her ailenin en fazla para ayırmak zorunda olduğunun farkında mıyız? Toprağımızı, dağımızı, kıyımızı yağmurumuzu boşa akıtarak ve çölleştirerek onbinlerce ailemize geçim kaynağı olabilecek üretme yerine hababam ithalat ile karşıladığımız ihtiyaçlarımız da göz göre göre fakirliğe koşmanın mantıksızlığıdır.
Yok ada ekonomisi, yok yeterince nüfüs yok, yok emek bizde pahalı diye diye kendi üretimini yok eden başka kim var bu dünyada? Bu hatayı devlet politikasına dönüştürüp bir de böbürlenen siyasiler ve bakanlık uzmanları hiç mi merak edip benzeri koşulları olan diğer ülkelerden örnek almadılar.
Evet zorluklar var ama harupu, zeytini, kuzu etini, inek sütünü ve tüm rekoltelerini sırasında bire bin katarak geçinen milyonlarca aileler ve ayakta kalan tarım ve hayvancılık sektörleri ile dolu Avrupa ve Akdeniz ülkeleri!
O parmak yalatan, cep yakan tüm Fransız, İtalyan peynirleri de sütten üretilir!
Elli gramı 8 TL’ye satılan İsviçre, İngiltere biskuvileri de buğdaydan, meyveden, sütten, tahıldan üretilir!
Litresi 70 TL olan alkollü içeceklerde patatesten, erikten, tahıldan, pancardan, üzümden ve daha nelerden nelerden üretilir!
O ülkelerde de kuraklık, rekabet, ekonomik krizler vs. vs var!
O ülkelerin de bazılarının nüfüsu milyonlar değil!
O ülkelerde sektörlere yapılan yönlendirme, destek ve teşvikler üretime ve realizasyona götürür.
Bizde ise teşvikler üreticiye değil, spekülatörlere ve üretmeye değil üretmemeye verilir.
Bu sene kuraklıktan ne kazanacağız!!!!
Kuraklık tazminatları nerede kaldı?
Narenciyenin alım fiatına ayarlama ne zaman yapılacak?
Bu literatür ile üretim olmaz, geçinme olmaz, olsa olsa spekülasyonlar ve yolsuzluklar olur, yani bir üretenin emeğini bin fırsatçı harcar.
Kıbrıs’ta evet dünyanın en fazla veya en ucuz hiçbir şeyini üretemeyebilirsiniz, ancak en kendine özgü ürünleri yetiştirip en yüksek katmadeğerlere çevirmeye çalışabilirsiniz.
İtalya ürettiği tarım ürünlerini öyle tonu birkaçyüz dolara satmayı reddedip pasta (makarna) biskuvi olarak tonunu neredeyse 100’lerce dolara satıyor..
İsviçre, Belçika sütlerine kakao ekleyerek en pahalı çikolatalara dönüştürüyor.
Bizim ilgili bakanlıklarımız ise üreticiyi yanlış teşviklerle üretmeye yönlendirdikleri vasıfsız ve 3.sınıf ürünleri devlet haznesini har vurup harman savurarak alıp yok pahasına satmaya çalışıyorlar.
BU KAFALARI DEĞİŞTİRMEDEN NE TARIMDAN, NE HAYVANCILIKTAN BU ÜLKE FAYDA GÖRMEZ.
Sadece çöp saman posa üretir ve YOLSUZLUKLARLA ÇALKALANIR.
Miktar politikalarının yerine mamul ve kalite politikaları uygulanmalı! Markalaştırma desteklenmeli!
ORGANİK TARIM ve MODERN HAYVANCILIK yaygınlaştırılmalı
Zirai ilaçlar da ancak Avrupa Birliği onaylı mamuler kullanılacak.
Tarım ve hayvancılık için gerekli teknoloji yenilikleri sağlanarak sertifikasyon alıp iç ve dünya pazarlarına ulaşacak, ham değil, ikinci ve üçüncü uygulamalara tabi olmuş ürünlere yönlenilmeli.
Zeytin, zeytinyağı, gürmeleştirilmiş zeytin yağı,
Buğday, un, kek unu, biskuvi.
Enginar, pizzalık kesilmiş enginar yemeklerde kullanılacak enginar göbekleri (derin dondurulmuş veya konserve)
Bal, bal özü, ballı börek gibi!
Daha da ötesi var, her derde deva diyet kapsülleri, güç kapsülleri, tedavi kapsülleri....
Var mı bu konuları projelendirip uygulatabilecek kapasite bakanlıklarımızda?
Var ama , bilmediği 5 vakit namaz onu da politika bırakmaz örneği mi engel?
Denizlerimizdeki balık ve canlıları sürekli yanlış avlamalarla ya bizim insanımız, ya da yabancılar yok ederken, tonlarca deniz mahsülü ithal eder olduk.
Ayrıca ithal edilen bu deniz mahsüllerinin ne kadarının avlanmış, ne kadarının su ve deniz çiftliklerinde yetiştirilmiş olduğu bile sorgulanmıyor.
Yani senin denizindeki zenginliği başkaları götürüyor sen de gidip balık olmayan ülkelerin tüccarlarından böcek alıyorsun!
Akdeniz kadar suyu, toprağı iklimi cömert ve doğurgan olan kaç tane bölge var dünyada?
Yıl oniki ay tarımsal üretim, açık hava hayvancılığı, üreme balıkçılığı yapılabilen ve hele Kıbrıs’taki gibi herkesten önce ürün alınan bir değere kaç ülke sahip ki?
Tarih boyunca en gelişmiş kültürlerin ve devletlerin Akdeniz kıyılarına dizilmeleri işte bu yukardaki nedenlerdendir.
Sen bunu görmeyecek kadar miyoplaşırsan, büyük kara parçalarına has tarım ve hayvancılığı kovalarsan, sonunda YEDİVEREN BAHÇELER İÇİNDE AÇ SUSUZ KALIRSIN.
Tarım, hayvancılık, su ve deniz ürünleri ile ilgili uzun vadeli hiç bir politika olmadan, girişimci ne kadar gayret etse karşılığını alamaz.
BU POLİTİKA VE UYGULAMALARI BAKANLARIN GİDİP YERİNDE İNCELEYİP DE KAVRAMALARI DA ONYILLAR SÜRMEZ İNŞALLAH
YOKSA VAY HALİMİZE!



.
Bu haber 263 defa okunmuştur

:

:

:

: