“Kıbrıs Türkünün namusu ve şerefi için”

Üç haftalık bir aradan sonra sizlerle buluşmak güzel. Bu anlamda kendi adıma yeniden “merhaba” diyorum.
Üç haftalık bir aradan sonra sizlerle buluşmak güzel.
Bu anlamda kendi adıma yeniden “merhaba” diyorum.
Bu süreçte, memleketin durumunda değişen bir şey olmaması şaşırtmıyor ama üzüyor.
Ara verirken, Kooperatif bankası soygunu gündemdeydi.
Konuyla ilgili değişen çok bir şey yok, hatta yeni denemeler var.
Siyasete çekilen ve siyasetin kısır tartışmalarına feda edilen bir süreç yaşandı ve yaşanıyor.
Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı.
Sonuç, beklendiği gibi oldu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan halk tarafından seçilen ilk Cumhurbaşkanı oldu.
Türkiye’yi nasıl bir süreç bekliyor, hep beraber göreceğiz.
Bir kez daha hayırlı olsun.
Bu seçimden sonra AKP nasıl bir yol izler, yeni seçilen Başkan ve Başbakan Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yolunu ayırır mı?
Erdoğan avantajını kaybeden AKP, iktidar başarısını ne kadar daha devam ettirir?
Elbette hepsi soru işareti ve merak edilen konular.
Bizim adımıza ve bana göre, bu süreçte önemli iki olay var konuşulması gereken;
CTP Girne Milletvekili Abbas Sınay’ın vekillikten istifası ve ellinci yılı anılan “Erenköy destanının” töreni sırasında, Erenköy Mücahitler Cemiyeti Başkanı Kutlay Keço’nun devletin zirvesine söylediği sözler.
Abbas Sınay’ın istifası eğer ki onaylanırsa bir ilk, herhalde bu siyasi yapı ve anlayışta tekrarı da yaşanmaz.
Bu ülkede, siyasiler, dernek başkanları, sendika başkanları, vekiller, kolay kolay bu statükolarını bırakmazlar.
Adını da “demokrasi” koyarlar.
Sebebi her ne olursa olsun, umutsuz olsam da, umarım bu istifa bir ilk olarak, bazı şeyleri hatırlatır.
En başta;
İktidarlar, siyaseten kazanmak gelip geçici, gerçek güç halktır ve esas olan güzel hatırlanacak bir ismi miras olarak bırakmaktır.
Hayatın zaman olarak bir sınırı var.
Ama siyasetin, kazanmanın, kaybetmenin, iktidarın, gücün, sınırı yok.
Kimse sahip olduğu hiçbir şeyi, bir yere götüremiyor.
Her neyse;
İkinci konu Erenköy.
Benim için anlamı ve önemi büyük.
Hayatımın önemli bir zaman dilimini o topraklarda yaşadım.
Herkesin iyi bilmesi ve öğretmesi gereken gerçek bir destan, Kıbrıslı Türklerin “Çanakkale zaferi”.
Balıkçılar, silah getirdiler onlara “Bereketçi”, getirdiklerine de “Bereket” dendi.
Amaç vatan korumasıydı.
Bugün talan edilen, kurda kuşa siyasi rant için verilen, dağıtılan, itibarsızlaştırılan, bir ülke ve toplum içindi tüm yapılanlar.
Asla bugünler için değildi, orada, o zaman yaşananlar.
Ve Üniversite öğrencilerinin, ülkelerine, ailelerinin yanlarını tereddütsüz koşması.
Erdil Nami, Caner Barın, Hasan Çavuş, Naim Cafer, Ali Yanık, Mahir Çalan, Zeki Hasan, Göksel Kastro, Ali Yaralı, Ferhat Kazım, Cafer İsmail, Arif Mehmet, Mustafa Akdeniz, Ahmet Teralı ve adını bu satırlara sığdıramadığım nicesi tamamen gönüllü olarak, hem vatanı korumayı, hem de gettolara ayrılmış ve çözülmek üzere olan bu topluma moral ve cesaret vermek için direndiler.
“Erenköy destanı” ellinci yılında.
Ne kadar üzücü;
Erenköy Mücahitler Cemiyeti Başkanı Kutlay Keço’nun sözleri herkesin vicdanını yaralamalı, kanatmalı;
“Erenköy’deki mücadele, Kıbrıs Türkünün namusu ve şerefi için verildi. Bu mücadeleye, Kıbrıs Türkünü temsil eden her kesiminden mücahit katıldı. Erenköy’de verilen mücadele herkese ders olmalı. Burada kahramanlık yapmadık, bütün farklılarımızı bir kenara bırakıp ortak bir mücadele verdik. Seçtiğimiz milletvekilleri maalesef kanunları geçiremiyor.

Kıbrıs sorunun çözümü için yapılan görüşmeler 50 yıldır sürüyor. Yerini terk edeceğine inan insanlar bunca zamandır tedirgindir. Bu tedirginlik sadece kuzeyde değil, güneyde de yaşanıyor. Halka artık anlaşma olup olmayacağını söylesinler. Bir anlaşma olacaksa, biz kurulacak çatının altında kapısı ve penceresi dış dünyaya açılacak bir oda ve anavatanın garantörlüğünü istiyoruz.”
Erenköy Mücahitler Cemiyeti Başkanı Kutlay Keço özetle bunları söyledi.
Bu sözler, söylendiği yerde kalmasın diyeceğim ve yine kendi kendimi avutacağım.
Çünkü bir önceki törende de Kutlay Keço şunları söylemişti;
“Kendi evini düzeltmeyen, kimseden saygı beklemesin. Dilencinin hiçbir seçeneği yoktur. Maalesef biz bu duruma düştük. Hükümet kurmak ve bozmak kolaydır. Devlet yönetmek beceri ister.”
Evet, devlet yönetmek beceri ister fakat kimsenin bunu üstüne aldığı yok.


Bu haber 519 defa okunmuştur

:

:

:

: