Direnen toplumdan, dilenen topluma

Kendi kendimizle didişmekten vazgeçemiyoruz.
Kendi kendimizle didişmekten vazgeçemiyoruz.
En büyük zaafımız, bir birimizin üzerine basmak, bir birimizi aşağıya çekmek, ortak noktada ortak amaç ve birliktelik yaratamamak.
Böyle gelmiş ama böyle nereye kadar gidecek?
Memleket elden gitmiş, hala bildik, sığ, boş tartışmalar zamanımızı ve enerjimizi esir alıyor.
Bu ülkeye en büyük heyecanı seçim dönemleri veriyor her halde.
Yorulmuyoruz, bıkmıyoruz, seçim üstüne seçim, her defasında hayal kırıklığına uğramakta yıldırmıyor.
Şimdi gündem Cumhurbaşkanlığı seçimi.
Yapmayın be arkadaşlar!
Açın gözlerinizi;
Altını çizerek söyleyeyim “Memleket elden gitti”.
Direnen toplum, dilenen toplum oldu.
Gerçek bu, halimiz, getirildiğimiz nokta burası.
Vazgeçin, siyasi kavga, ihtiras, tartışmalardan ve bu duruma ülkeyi esir etmekten.
Tablonun genelini görün artık.
Kendine güvenen, çalışan, direnen, ne istediğini bilen ve bunu planlı, projeli, çalışmalarla hayata geçiren bir toplum ve ülke için yapılabilecekleri konuşalım.
1974 öncesini, sonrasını ve bugünü konuşuyoruz.
Peki, bu durum hiç bitmeyecek mi, bugünden sonrası, yarın ne olacak?
Bunu konuşan veya konuşturan yok.
Bu ülkeye her şeyi yaptığını söyleyenler bir fabrika dahi kurmamışsa, olanıda batırmış veya kapattırmışsa, iddia ettikleri benim için tamamen değersizdir.
Sanayi Holding.
Yıllardır konuşulan, unutulmayan, yeri doldurulamayan bu ülkenin değeri.
Sanayi Holding’le ilgili 'Baraka Film Atölyesinin' hazırladığı bir belgesel var.
Güzel, üzücü, düşündürücü bir çalışma.
Bu belgeselden edindiğim izlenimlerimi paylaşmak istedim bugün.
Aba parke fabrikası, Serap çorap fabrikası, Teksen fabrikası, Aysan ayakkabı fabrikası, Ceylan möble, Dikmen tekstil fabrikası, Dormen konfeksiyon, İlhan plastik, Kurtuluş sünger fabrikası ve daha neler, kimler.
1975’li yıllarda teknoloji ve daha başka imkanlardan yoksun üretim, pazarlama ve Türkiye, İngiltere, Almanya, Belçika, Libya, Arap ülkeleri, Hollanda’ya satış.
Bir çok işyeri, fabrika Rumlardan kalmıştı ama Sanayi Holding çatısı altında toplanmış ve bu anlamda bir organizasyon yaratılmıştı.
Bu örgütlenme bir devlet kurumu haline geldi.
O zamanlarda çalışanlar için;
İki kreş, ilk yardım merkezi, evlerden, işyerlerine toplu taşıma araçları, lojmanlar ve kendi itfaiyesi vardı.
Sadece bu imkanları, yaratılanları bile düşündüğünüzde ve bugünle karşılaştırdığınızda bu organizasyonun anlamı ortaya çıkıyor.
Ve aslında daha da çok üzüyor.
Bugün için böyle bir üretim ağı, pazarlama başarısı, satışla oluşan ekonomi, çalışana verilen değer ve bunun hizmete yansıması ne kadar geri kalmış ortada.
Bunu yaratanları ve bir “devlet çalışanları ordusu” meydana getirenleri kutlamak gerek.
Çok zor bir işi başardınız.
Dayanan, dayanışmayı hayat tarzı haline getiren, üreten, bir toplumu, sadece tüketen bir yığın haline getirmek kolay mesele değil.
Kırk yılda bunu başardınız, helal olsun!


Bu haber 593 defa okunmuştur

:

:

:

: