Vatandaşa ceza, devlete hak

“57 milyonluk ek mesai” başlıklı yazıma birçok kesimden, görüş ve yorumlar geldi.
“57 milyonluk ek mesai” başlıklı yazıma birçok kesimden, görüş ve yorumlar geldi.
Sendikacılar, işadamları, kamu çalışanları, bir çok yaklaşım, öneri ve düşünceyi paylaştı.
Aslında çok farklı düşünen yok.
Hatta ortak bir noktada herkes hem fikir “Bu devletin bu lüksü yok.”
Fakat işin aslı, yine devletin kendisine ait.
Devlet, çalışanını görevlendiriyor, normal çalışma saatlerinin dışında, mevcut işin devamı için çalıştırıyorsa bunun karşılığını da ödeyecek.
Suistimal varsa ki zaman zaman bu yönde söylemler var, yine bunun denetimini de devlet mekanizması yapacak.
Bunu devlet kendi içinde çözecek, kendi çalışanını bile denetleyemeyen bir devlet yapısı, ülkeyi, ülkenin koşullarını, özeli nasıl denetleyecek?
Devlet önce adil olacak, sadece kendi alacağını tahsil etmeyi değil, kendi yükümlülüklerini yerine getirmenin sorumluluğunu da taşıyacak.
Açılan bir ihale için devletin parası yok diyerek aylar sonra ödeme yapıp, işi yapanların kayıplarını düşünmemek ama kendi alacağını bir tamam hatta gecikme faiziyle tahsil etmek tam bir çelişki.
Vatandaş görevini yerine getirmezse ceza, devletin ihmali varsa hak.
Devletin bütçe açığı var, devletin para sıkıntısı var, devletin borçları var, devletin her adımdan geliri de var.
Devlet de olmayan, tedbir, tasarruf, denetim, irade ve yaptırım.
Kimsenin hak ettiği kazancında veya emeğinin karşılığında değilim.
Ama gerçek olan bu ülke kaynaklarının iyi kullanılmadığı, idare edilmediği, doğru yere kanalize edilmediği ve mevcut yapıya kimsenin elini sürmediği, buna cesaret etmediğidir.
57 milyon ek mesai ödeyen bu devlet, bir Onkoloji hastanesini zar zor başlatıyor ve bunu başarı sayıyor.
Ümitlendirici olan;
Toplumda bir farkındalık var ki adı da şudur;
“Bu şekilde daha fazla gidemez”.
Tam anlamıyla yıllardır süren fakat herkesin gözünü kapadığı, kulağının duymadığı ve dilinin konuşmadığı gerçek;
Her anlamda her alanda dibe çöküş yaşanıyor.
Ekonomide, siyasette, kültürel değerlerde.
Ve ne kadar da kötü, alıştık, içimize çektik, kanıksadık, ilk başlarda şaşırıyorduk, artık o da yok.
Toplumun irade merkezi Meclis’te dolarlar, purolar, içkiler sallandı, konuşuldu, sonuç var mı, arayan, soran, soruşturan, tabi ki yok.
Ülkede güvenliği sağlayacak birimlerin elemanları soygun girişimiyle tutuklanıyor.
Yani daha ne olsun?
İşte, denetim, adil hesap sorma vatandaşla reakabet eden değil, vatandaşa hizmet eden, aldığı verginin karşılığını veren devlet anlayışı olmadığı içindir ki kimse sahiplenmiyor, inanmıyor, her türlü hizmetten, her türlü fedakarlıktan kaçıyor insanlar.
Başka ülkelerde günde sekiz saat çalışılıyorsa, insanlar bir saat da fazladan çalışıyor, tamamen ülkenin kalkınması için gönüllü ve tamamen beklentisiz, ek bir kazanç talep etmeden.
Elbette devlet de verdiği hizmetle, adil ve eşit yönetimiyle karşılık veriyor vatandaşına ve kazanıyor.
Sağlanan kazanç devletle vatandaşı bir birine bağlıyor, ben değil, biz mantığını öne çıkarıyor, benim kazancım yok, bizim kazancımız düşüncesi var bu ülkelerde.
Söylediğim gibi bu oluşumu devlet yapacak, bu yönetim ve siyaset anlayışıyla ne kadar olur bilinmez ama olmadığı sürece bu tartışmalar bitmeyecek.

Bu haber 527 defa okunmuştur

:

:

:

: